Fe-iżâ inseleḣa-l-eşhuru-lhurumu faktulû-lmuşrikîne hayśu vecedtumûhum veḣużûhum vahsurûhum vak’udû lehum kulle mersadinc fe-in tâbû veekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte feḣallû sebîlehumc innaAllâhe ġafûrun rahîmun
Meal
O haram aylar sona erince müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayın, esir edin, geçebilecekleri bütün yolları ve geçitleri tutup kendilerini kontrol altında bulundurun. Eğer şirkten vazgeçer, namazı kılar ve zekâtı verirlerse yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Kur'an Tefsiri
Âyette bahsedilen Haram aylardan maksat, anlaşmalarını bozan müşriklere tanınan dört aylık süre ile bozmayanlara tanınan anlaşmalarının sona erdiği vakte kadar olan süredir. Bu süre tamamlandığında müşriklere tatbik edilecek muameleler şöyle beyân edilir:
› Bulduğunuz yerde onları öldürün.
› Onları yakalayın.
› Onları esir edin, muhasara altına alın. Onların sizin yurdunuzda tasarrufta bulunmalarını ve yanlarınıza girmelerini engelleyin.
› Onların geçip kaçabilecekleri, ev ve iş yerlerine gidebilecekleri veya gafil yakalanabilecekleri bütün geçit yerlerini tutun; onları gözaltında bulundurun.
Demek ki, yakalayıp esir alma imkânı varsa hemen öldürmeye teşebbüs etmemek gerekmektedir. Öldürürken de, İslâm’ın bu konuda öğrettiği gibi en uygun bir şekilde yani müsle yapmadan, elini kolunu bağlayıp nişan almadan ve işkence etmeden öldürmek gerekir. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Öldürme yönünden insanların en iffetlisi, iman ehli kimselerdir.” (Ebû Dâvûd, Cihad 110)
“Öldürdüğünüz vakit güzellikle öldürün.” (Ebû Dâvûd, Edâhî 22; Tirmizî, Diyât 14)
Ancak şirkten tevbe edip, bu tevbesinde samimi olduğunu göstermek üzere namazı kılan ve zekâtı verenleri; yani hem itikat hem de amel bakımından İslâm’ı tam olarak benimseyenleri serbest bırakmak, önlerindeki engelleri kaldırmak, yukarıda öngörülen cezalardan hiçbirini uygulamamak emredilmiştir. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır; tevbe ettikleri takdirde onların daha önceki şirk, küfür ve yaptıkları zulümleri bağışlar. Çok merhametlidir; bundan böyle yapacakları taat ve ibâdetlere de bol bol mükafât verir.
Anlaşılan o ki Tevbe sûresinin başında yer alan ve müşriklere yönelik çok ciddi uyarılar ihtiva eden bu âyetlerle beraber İslâm’ı tebliğ ve müşriklerle münâsebet açısından yepyeni bir dönem başlamıştır. Artık ilâhî irade Beytullah ve çevresinin putperest unsurlardan tamamen temizlenmesini istemektedir. Buradan “müşriklerin bulundukları yerde öldürülmeleri” hükmünün belirli bir bölge ile sınırlı olduğu da anlaşılmaktadır. Bunun için son derece ciddi bir temizlik faaliyeti öngörülmektedir. Nitekim bu sûrenin 28. âyetinde bu husus daha açık bir ifade ile beyân buyrulur:
“Ey iman edenler! Müşrikler birer pislikten ibarettir. Onun için artık bu yıldan (hicrî 9) sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar!”
Bu sebeple o bölgede yaşayan anlaşmalı anlaşmasız bütün müşriklere iki yoldan birini tercih hakkı tanınmıştır:
· Ya tevbe edip İslâm’a girmek,
· Veya ölüm ve esareti tercih etmek.
Çünkü Ehl-i kitapta olduğu gibi müşriklerden cizye kabul edilmemektedir. Ancak aşağıda gelen âyette üçüncü bir yoldan bahsedilir:
Muhtasar Tefsir
Haram aylar bittiği zaman düşmanlarınızdan kendilerine eman verdiğiniz müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları kalelerinde kuşatın, esir alın ve onların yollarını gözetleyin. Eğer onlar şirkten Allah`a tövbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve mallarının zekâtını verirlerse; İslam`da kardeşleriniz olurlar. Bu durumda onlarla savaşmayı bırakın. Şüphesiz Yüce Allah, tövbe eden kullarını çokça bağışlayandır, onlara karşı çokça merhamet edendir.