Keyfe yekûnu lilmuşrikîne ‘ahdun ‘indaAllâhi ve’inde rasûlihi illâ-lleżîne ‘âhedtum ‘inde-lmescidi-lharâmis femâ-stekâmû lekum festekîmû lehumc innaAllâhe yuhibbu-lmuttekîne
Meal
Verdikleri sözü her fırsatta çiğneyen o müşriklerin Allah’ın yanında ve Peygamber’in yanında geçerli ve güvenilir nasıl bir anlaşması olabilir ki? Ancak Mescid-i Harâm’ın yanında kendileriyle anlaşma yaptığınız kimseler hâriç. Onlar size dürüst davrandıkları sürece siz de onlara dürüst davranın. Şüphesiz ki Allah, anlaşmalarına vefâ gösterip haksızlıktan sakınanları sever.
Kur'an Tefsiri
Anlaşmalarını bozan ve şartlarına riâyet etmeyen müşriklerin ne Allah katında ne de Resûlullah yanında gözetilmesi gereken bir ahitleri vardır. Bu halleriyle ne âhiret azabından ne de dünyada başlarına gelecek savaş ve öldürülme gibi musibetlerden emin olabilirler. Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle anlaşma yaptığınız kimseler bunun dışındadır. Bunların, Allah Resûlü (s.a.s.)’in kendileriyle Hudeybiye’de antlaşma yaptığı Kinâne oğullarından Benî Bekir kabilesi olduğu rivayet edilir. (bk. Taberî, Câmi‘u’l-beyân, X, 106) Onlar anlaşmayı bozmadıkları ve müslümanlara dürüst davrandıkları müddetçe, müslümanlar da onlara dürüst davranmakla emrolunmuşlardır. Çünkü anlaşmaların gereğini yerine getirmek ve onları bozmaktan sakınmak takvânın önemli bir boyutudur.
Hiçbir hak hukuk tanımayan kâfirlere gelince:
Muhtasar Tefsir
-Ey Müslümanlar!- Allah`a ortak koşan müşriklerin Allah katında ve resulü yanında bir anlaşmalarının ve emanlarının olması doğru olmaz. Mescid-i Haram`ın yanında Hudeybiye anlaşmasında kendileriyle anlaşma yaptığınız müşrikler bunun dışındadırlar. Bunlar, size doğru dürüst davrandıkları ve ahitlerini bozmadıkları sürece siz de onlara karşı dürüst davranın ve onlarla olan ahitlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah Teâlâ, kullarından emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak takva sahibi olanları sever.