Fekâle lehum rasûluAllâhi nâkataAllâhi ve sukyâhâ
Meal
Allah’ın peygamberi Sâlih onlara: “Allah’ın mûcize olarak yarattığı şu dişi deveye zarar vermekten sakının ve onun su içme hakkına dokunmayın” dedi.
Kur'an Tefsiri
Günahlara batmış nefsin durumunu açıklamak üzere verilen bu tarihî misali anlamak için şu iki temel gerçek üzerinde düşünmek gerekir:
Birincisi; Allah Teâlâ insanı yaratmış, onu hem kötülük hem de iyilik yapabilecek bir tabiat ve istidatla donatmıştır. Burada Hz. Sâlih ve kavminin kıssası hatırlatılarak, kötülük ve iyiliğin sadece ilham ile bilinmesinin, herkesin kendisine yürüyeceği dosdoğru bir yol bulması için yeterli olmadığı beyân edilir. Bu maksatladır ki, Cenâb-ı Hak peygamberlere vahyederek doğru yolu bütün incelikleriyle haber vermiş; gerek kötülüğün ne olduğunu ve ondan nasıl sakınılacağını, gerekse takvânın ne olduğunu ve onun nasıl elde edileceğini açıkça bildirmiştir. Semûd kavmi kıssası göstermektedir ki, eğer insan vahiy yoluyla gönderilen bu açık hidâyeti kabul etmezse, o zaman kötülüklerden kurtulamaz ve takvâya yol bulamaz.
İkincisi; bu kıssada da açıkça görüldüğü üzere ceza veya mükafat, doğru ya da yanlış yolu tercih etmenin kesin bir neticesidir. Nefsi kötülüklerden temizleyerek takvâ yolunda ilerlemenin tabii sonucu kurtuluştur. Fakat nefsin iman ve sâlih amellere doğru olan iyi temâyüllerini bastırıp körelterek kendini kötülükler ve günahlar içinde bırakmanın tabii sonucu da ziyan ve helâktır. (bk. Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’ân, VII, 138-139)
İşte bu hususları anlatmak için tarihten Semûd kavmi örnek olarak verilir. Çünkü önceki azaba uğrayan kavimlerden yerleşim yeri Mekkelilere en yakın olan kavim bunlardı. Hicaz’ın kuzeyinde onların tarihi kalıntıları mevcuttu. Mekkeliler ticaret için Şam’a gittiklerinde buradan geçerlerdi.
Semûd kavmi Hz. Sâlih’ten bir mûcize istemişlerdir. Bunun üzerine Sâlih (a.s.) onlara mûcize olarak bir dişi deve getirdi. Devenin, yeryüzünde ne isterse yiyeceğini, suların, bir gün onların hayvanlarına bir gün de bu deveye ait olacağını bildirdi. Eğer bu deveye dokunurlarsa şiddetli bir azaba uğrayacaklarını haber verdi. Fakat bedbaht kavim, devenin hukukunu yerine getiremediler. En azılılarını deveyi öldürmeye teşvik ettiler, o da deveyi öldürdü. Peygamber’e inanmadıkları, onun buyruğuna itaat etmedikleri ve büyük bir suç işledikleri için helak edildiler. (bk. A‘râf 7/73-79; Hûd 11/61-68; Kamer 54/23-32)
Bundan böyle Semûd kavmi gibi azgınlık yapanların da helak edilebileceği uyarısında bulunmak üzere bu helakin Yüce Allah’a ait yönüne şöyle bir işarette bulunulmaktadır:
Muhtasar Tefsir
Allah’ın resulü Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Allah’ın devesini su içmenin ona ait olduğu günde bırakın suyunu içsin ve ona bir kötülük etmeyin!``