Veżkur fî-lkitâbi idrîsec innehu kâne siddîkan nebiyyân
Meal
Rasûlüm! Kitapta İdrîs’in kıssasını da anlat. Şüphesiz o özü sözü doğru bir peygamberdi.
Kur'an Tefsiri
Hz. İdrîs, Hz. Âdem’in altıncı kuşaktan torunudur. İdrîs (a.s.) kendisine peygamberlik verilmeden önce de ibâdetle meşgûl olurdu. Sâlih kimselerle beraber bulunur, geçimini el emeğiyle bizzât te’mîn ederdi. İnsanlık târihinde ilk defa dikiş dikme, yâni terzilik mesleği İdrîs (a.s.) ile başlamıştır. İçinde yaşadığı toplum, Kâbil soyundan gelen bir cemâat idi. Maddeten ve mânen çok bozulmuş, kulluk vazîfelerini terk etmişlerdi. Her türlü haram ve kötülüğü, helâl sayarak işliyorlardı. Cenâb-ı Hak onlara Hz. İdris’i peygamber gönderdi. Kendisine otuz sahife indirdi. Buradaki ilâhî emir ve yasakları kavmine teblîğ etti. O çok doğru sözlü, özü sözü dürüst bir peygamberdi. Aynı zamanda sabırlı ve sâlih bir insandı. (bk. Enbiyâ 21/85-86)
Bu âyetlerde Hz. İdris’in yüce bir mekâna yükseltildiği haber verilmektedir. Bu yüce mekândan maksat, Allah Teâlâ’ya yakın bir mertebeye veya cennete yahut da dördüncü kat semâya kaldırılmasıdır. Nitekim bu konuyla alâkalı şöyle bir hadîs-i şerîf vardır:
“Ben Mîrâc’da dördüncü kat semâya çıktığımda, İdrîs peygamber ile karşılaştım. Cibrîl bana:
«–Bu gördüğün İdrîs’tir. Ona selâm ver!» dedi.
Ben de ona selâm verdim. O da benim selâmıma cevap verdi. Sonra:
«–Merhabâ sâlih kardeş, sâlih peygamber!» dedi.” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Müslim, İmân 259-264)
Bâzı âlimler, İdrîs (a.s.)’ın hâlen gökte ve hayatta olduğunu söylemektedirler. Mevlânâ (k.s.), her ikisi de semâya kaldırılan Hz. İdrîs ile Hz. İsa’nın hâllerini şöyle anlatır:
“Hz. İdrîs ve Hz. İsa, fevkalâde riyâzât ve mücâhede ile melekler gibi oldular. Neredeyse, yemez, içmez hâle geldiler. Âdeta meleklerle hemcins olduklarından göğe kaldırıldılar…”
Onların sabır, şükür ve riyâzâtla rûhlarının büyük bir olgunluk kazanıp kemâle ermesi neticesinde, letâfete bürünüp melekler gibi göğe kaldırılması, kulun da nefs tezkiyesi ve kalb tasfiyesi ile birçok ulvî makamlara ulaşabileceğini göstermektedir.
Hz. İdrîs, kavmine hikmetli sözlerle nasîhatlerde bulunurdu. Bunlardan bazıları şunlardır:
“Akıllı kimsenin mertebesi yükseldikçe tevâzûu artar.”
“Akıllı kimse, başkasının ayıbına bakmaz! Kişinin ayıbını yüzüne vurmaz! Malı çoğaldıkça, mağrûr olup ahlâkını bozmaz!”
“Âhiret ile dünya sevgisi aslâ bir arada bulunmaz!”
Burada ismi geçen ve geçmeyen bütün peygamberler çok yüksek bir seviyede kulluk sergilemişler, Allah Teâlâ’nın hoşnutluğunu kazanabilmek için büyük gayretler göstermişlerdir. Fakat onların vefatlarından sonra gelen bir takım nesiller, aynı kulluk heyecanını taşıyamayıp ciddi bir kısım sapmalar yaşanmıştır:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Sana indirilen Kur`an`da İdris -aleyhisselam-`ın haberini de zikret. Şüphesiz ki o, çok doğru sözlü, Allah`ın ayetlerini tasdik eden, Yüce Allah`ın katından gönderilmiş bir peygamberdi.