Velekad eḣażnâhum bil’ażâbi femâ-stekânû lirabbihim vemâ yetedarra’ûne
Meal
Gerçek şu ki biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık. Buna rağmen onlar yine de Rablerine boyun eğmediler, yalvarıp yakarmadılar.
Kur'an Tefsiri
Bir sıkıntı ile karşılaştığında Allah’a yalvarması, sıkıntıdan kurtulur kurtulmaz tekrar eski azgınlığına dönmesi, münkir insanın bir özelliği olarak Kur’ân-ı Kerîm’de tekrar edilir. Onun, ölmeyip dünyada yaşadığı müddetçe bu şekilde davranma imkânı vardır. Hatta başına bir takım büyük felaketler geldiğinde, nasıl olsa öncekiler gibi bu da gelir geçer düşüncesiyle Allah’a boyun eğmeyebilir, O’na yalvarmayabilir de. Fakat âhirette cehennemin şiddetli azabıyla karşılaştıklarında, artık bundan kurtuluş imkânının olmadığını anlayacak ve bütün ümitlerini kaybederek, sınırsız bir pişmanlık içinde kalacaklardır.
Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Benim ve sizin durumunuz, bir ateş yakıp da bu ateşe cırcır böcekleri ve pervaneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın hâline benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise tıpkı o cırcır böcekleri ve pervaneler gibi benim elimden kurtulup, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.” (Buhârî, Rikâk 26; Müslim, Fezâil 19)
Artık kurtuluş fırsatları son bulup böyle iş işten geçmeden tüm insanlık Yüce Allah’ın davetine uymaya çağrılarak buyruluyor ki:
Muhtasar Tefsir
Biz, onları musibet çeşitleri ile imtihan ettik de onlar; Rablerine boyun eğip itaat etmediler ve musibetlerin indiği anda kendilerinden bu musibetlerin kaldırılması için huşu ile O`na yalvarmadılar.