Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ المؤمنون

Mü'minûn Sûresi

Tefsiri
23. sûreMekkî118 âyetSayfa 341
Sûreyi oku Tefsire başla
  1. 1 Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
  2. 2 Onlar namazlarında tam bir tevazu, teslimiyet ve derin bir saygı içindedirler.
  3. 3 Onlar her türlü boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler.
  4. 4 Onlar zekâtı vermek, iyilikleri artırmak ve nefisleri temizlemek için sürekli faaliyet hâlindedirler.
  5. 5 Onlar iffetlerini ve harama karşı mahrem yerlerini titizlikle korurlar.
  6. 6 Sadece kendi eşleri ve sahip oldukları câriyelerle yetinirler. Çünkü bunlarla olan münâsebetlerinden dolayı kınanmazlar.
  7. 7 Her kim bunun ötesinde bir şey aramaya yeltenirse, işte onlar Allah’ın koyduğu sınırları aşanların tâ kendileridir.
  8. 8 O mü’minler, kendilerine tevdî edilen her türlü emâneti korur ve verdikleri sözleri tastamam yerine getirirler.
  9. 9 Onlar namazlarını vaktinde, bütün şartları ve rükünleriyle birlikte kılar, hiç geçirmezler.
  10. 10 İşte onlar vâris olacakların tâ kendileridir.
  11. 11 Evet onlar, muhteşem nimetlerle bezenmiş Firdevs cennetlerine vâris olacak ve ebediyen orada yaşayacaklardır.
  12. 12 Gerçek şu ki biz insanı çamurdan, süzülmüş bir özden yarattık.
  13. 13 Sonra onu bir nutfe hâlinde son derece sağlam ve emniyetli bir karargâha yerleştirdik.
  14. 14 Sonra bu nutfeyi ‘alaka, ‘alakayı mudğa hâline getirdik. Mudğayı kemikler hâline soktuk ve bu kemiklere et…
  15. 15 Bütün bunlardan sonra hepiniz mutlaka öleceksiniz.
  16. 16 Sonra da kıyâmet günü hiç şüphesiz tekrar diriltileceksiniz.
  17. 17 Şu da bir gerçek ki, sizin üzerinizde tabaka tabaka yedi gök yarattık. Şüphesiz biz yaratmaktan da,…
  18. 18 Gökten belli bir ölçüye göre su indirip, onu yeryüzünde tuttuk ve yeraltında depoladık. Unutmayın ki, bizim…
  19. 19 Sonra o su ile faydanıza olmak üzere hurmalıklar ve üzüm bağları meydana getirdik. O bağ ve…
  20. 20 Ayrıca Sîna dağı çevresinde yetişen bir ağaç bitirdik ki; bu ağaç, yiyenler için hem katık olacak…
  21. 21 Hayvanlarda da sizin için büyük bir ibret vardır: Onların karınlarından çıkan sütü gıda olarak size içiriyoruz.…
  22. 22 Ayrıca, gerek o hayvanlara, gerekse gemilere binerek ulaşımınızı sağlarsınız.
  23. 23 Biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak göndermiştik de onlara: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; çünkü sizin…
  24. 24 Kavminin ileri gelen kâfirleri şöyle dediler: “Bu da ancak sizin gibi bir insan! Fakat peygamberlik iddiasıyla…
  25. 25 “O olsa olsa delirmiş bir adamdır. Hele bir zamana kadar onu gözetleyip bekleyin, bakalım!”
  26. 26 Nûh: “Beni yalanlamalarına karşı Rabbim sen bana yardım et!” diye yalvardı.
  27. 27 Bunun üzerine biz de ona şöyle emrettik: “Gözetimimiz altında ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap. Nihâyet buyruğumuz…
  28. 28 “Sen ve yanındakiler gemiye binip yerleştiğinizde: «Bizi o zâlimlerin elinden kurtaran Allah’a hamdolsun» de!”
  29. 29 “Yine: «Rabbim! Beni güvenli ve bereketli bir yere ulaştır. Çünkü, insanı gideceği yere ulaştıranların en hayırlısı…
  30. 30 Nûh ile kavmi arasındaki olup bitenlerde, hiç şüphesiz, pek çok ibretler ve mesajlar bulunmaktadır. Doğrusu biz,…
  31. 31 Sonra bunların ardından başka bir nesil getirdik.
  32. 32 Onlara kendi aralarından bir peygamber gönderdik. O da: “Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka bir ilâhınız…
  33. 33 Kendilerine dünya hayatında bol geçimlikler verdiğimiz halde, âhiret buluşmasını inkâr edip yalanlayan kavmin ileri gelenleri şöyle…
  34. 34 “Eğer kendiniz gibi bir insana itaat edecek olursanız, hiç şüphesiz kaybeder, büyük bir hüsrâna uğrarsınız.”
  35. 35 “Ne o, yoksa o size, ölüp toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra, tekrar diriltilip kabirlerinizden…
  36. 36 “Heyhât, heyhât! Size söylenen şey, gerçek olmaktan ne kadar da uzak!”
  37. 37 “Gerçek hayat, sadece içinde yaşadığımız dünya hayatıdır. Kimimiz ölür gider, kimimiz bir süre daha yaşarız; bir…
  38. 38 “Bu adam, uydurduğu yalanları Allah’a yakıştıran bir yalancıdan başka bir şey değil! Bu yüzden biz ona…
  39. 39 O peygamber: “Rabbim! Onların yalanlamalarına karşı bana yardım et!” diye yalvardı.
  40. 40 Allah da: “Çok geçmeden onlar mutlaka pişman olacaklar” buyurdu.
  41. 41 Derken, hak ettikleri o korkunç çığlık, Allah’ın âdilâne bir hükmü olarak onları yakalayıverdi de hepsini selin…
  42. 42 Bunların ardından da başka nesiller var ettik.
  43. 43 Hiçbir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
  44. 44 Sonra biz peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Hangi ümmete peygamberi geldiyse, onlar onu yalanladılar. Biz de onları…
  45. 45 Sonra Mûsâ’yı ve kardeşi Hârûn’u mûcizelerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.
  46. 46 Firavun’a ve onun ileri gelen yetkililerine. Fakat onlar, hakkı kabul etmeyi kibirlerine yediremediler. Zâten onlar, kendilerini…
  47. 47 Nitekim şöyle dediler: “Yani biz şimdi kalkıp, kendimiz gibi sıradan iki insana mı inanacağız; hem de…
  48. 48 Bu tavır içinde Mûsâ ve Hârûn’u yalanladılar da, neticede helâk edilenlerden oldular.
  49. 49 Daha sonra biz, İsrâiloğulları doğru yola öğrenip izlesinler diye Mûsâ’ya kitabı verdik.
  50. 50 Meryem oğlu İsa ile annesini de kudretimizi gösteren bir mûcize kıldık ve her ikisini barınmaya elverişli,…
  51. 51 Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan rızıklardan yiyin ve dâimâ sâlih ameller işleyin. Gerçekten ben, yapmakta…
  52. 52 Şüphesiz tevhid dini olan İslâm, hepinizin tek dinidir. Ben de sizin Rabbinizim; o halde kalbiniz Allah…
  53. 53 Ne var ki, peygamberlerden sonra gelen insanlar, aralarındaki bu din bağını paramparça ettiler. Öyle ki, her…
  54. 54 Şimdi sen onları, içine gömüldükleri gaflet ve sapıklık içinde bir süre kendi hallerine bırakıver.
  55. 55 Onlar, zannediyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz bunca servet ve evlatlarla,
  56. 56 Üzerlerine hep hayır yağdırmak için can atıp duruyoruz? Hayır! Ama onlar yanıldıklarının farkında değiller!
  57. 57 Şu kimseler de var ki, onlar Rablerinin korkusundan titrerler.
  58. 58 Onlar, Rablerinin âyetlerine sürekli yenilenip derinleşen bir imanla inanırlar.
  59. 59 Onlar, Rablerine hiçbir şeyi ortak koşmazlar.
  60. 60 Onlar, yaptıkları her iyiliği ve işledikleri her ameli, kalpleri her an Rablerine dönüyor olmanın haşyetiyle ürpererek…
  61. 61 İşte onlardır hayırlı işlerde koşuşarak yarışanlar ve onlardır bu işlerde hep önde gidenler!
  62. 62 Biz hiç kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle sorumlu tutmayız. Bizim katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır.…
  63. 63 Gerçek şu ki, kâfirlerin kalpleri gerçeği söyleyen bu kitaba karşı derin bir gaflet ve cehâlet içindedir.…
  64. 64 Nihâyet onların hiçbir ahlâkî kaygı ve sorumluluk taşımadan refah ve dünyevî lezzetler içinde şımarık bir hayat…
  65. 65 Bu gün boşuna feryat edip durmayın! Çünkü bizden asla yardım göremeyeceksiniz.
  66. 66 Zamanında âyetlerim size okunuyordu da, hep bir hoşnutsuzluk içinde arkanızı dönüp gidiyordunuz.
  67. 67 Kâbe’nin sahipleriyiz diye büyüklük taslıyor, geceleri toplanıp Kur’an ve Peygamber aleyhinde ileri geri konuşuyordunuz.
  68. 68 Onlar Kur’an üzerinde hiç düşünmezler mi? Yoksa kendilerine, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
  69. 69 Yoksa peygamberlerini, onun doğruluk ve dürüstlüğünü tanımıyorlar da, bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
  70. 70 Veya onun deli olduğunu mu söylüyorlar? Halbuki Peygamber onlara gerçeği getirmiştir. Fakat onların çoğu gerçeği sevmiyorlar.
  71. 71 Eğer gerçek onların nefsânî arzularına uysaydı göklerde, yerde ve oralarda yaşayanlarda dirlik ve düzen kalmaz, hepsi…
  72. 72 Rasûlüm! Yoksa sen tebliğine karşılık onlardan bir ücret mi istiyorsun? Halbuki Rabbinin vereceği mükâfat her bakımdan…
  73. 73 Gerçekten sen onları dosdoğru bir yola dâvet ediyorsun.
  74. 74 Fakat, şu da bir gerçek ki, âhirete inanmayanlar o yoldan ısrarla sapıyorlar.
  75. 75 Ne zaman biz onlara merhamet edip içine düştükleri sıkıntıyı giderecek olsak, derhal önceki azgınlıklarına dalar, orada…
  76. 76 Gerçek şu ki biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık. Buna rağmen onlar yine de Rablerine boyun…
  77. 77 Nihâyet üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açınca, işte o zaman çaresizlik içinde bütün ümitlerini kaybediverirler.
  78. 78 Ey insanlar! Rabbinizin emrine uyun. Çünkü sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratan O’dur. Ne kadar…
  79. 79 Sizi yaratıp yeryüzünde yayan da O’dur. Nihâyet yine O’nun huzurunda toplanacaksınız.
  80. 80 Hayat veren de O, öldüren de O’dur. Gece ile gündüzü aksamadan peş peşe getiren de O’dur.…
  81. 81 Akıllarını başlarına almak yerine onlar da kalkıp, kendilerinden önceki inkârcıların söylediklerine benzer şeyler söylediler.
  82. 82 Şöyle dediler: “Ölüp toprak ve çürümüş kemik yığını hâline geldiğimiz zaman mı, yani biz o halde…
  83. 83 “Doğrusu, böyle tehditler bize yapıldığı gibi, bizden önce atalarımıza da yapılmıştı. Fakat bu, öncekilerin masallarından başka…
  84. 84 Rasûlüm! Onlara: “Yeryüzü ve içindekiler kimindir? Biliyorsanız söyleyin!” diye sor.
  85. 85 Elbette, “Allah’ındır” diyecekler. Sen de: “Öyleyse neden düşünüp ders almıyorsunuz?” de.
  86. 86 Onlara: “Peki, yedi kat göğün Rabbi ve büyük arşın sahibi kimdir?” diye sor.
  87. 87 Elbette, “Bunlar da Allah’ındır” diyecekler. Sen de: “O halde hiç O’na karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” de.
  88. 88 Onlara şunu da sor: “Tüm kâinatın hükümranlığını elinde tutan ve her şeyi koruyup gözeten, fakat kendisi…
  89. 89 Yine “Bunlar da Allah’ındır” diyecekler. Sen de: “Öyleyse nasıl oluyor da büyülenmişçesine gerçeklerden böylesine uzaklaşıyorsunuz?” de.
  90. 90 Hayır! Biz onlara gerçeğin tâ kendisini getirdik; fakat onlar pervasızca yalan söylüyorlar.
  91. 91 Allah asla çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka bir ilâh da yoktur. Eğer olsaydı, o takdirde her…
  92. 92 O, duyuların kapsama alanına girmeyeni de gireni de bilir. Şu halde Allah, onların koştukları ortaklardan çok…
  93. 93 De ki: “Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği azabı bana gösterecek, ben hayattayken onları cezalandıracaksan;
  94. 94 “O zaman beni o zâlimler gürûhunun içinde bırakma, Rab­bim!”
  95. 95 Bizim, onları tehdit ettiğimiz azabı sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
  96. 96 Onlar ne yaparsa yapsınlar sen yine de kötülüğü en güzel bir yolla sav. Biz, onların Allah…
  97. 97 De ki: “Rabbim! Şeytanların vesvese ve tahriklerinden sana sığınırım.”
  98. 98 “Onların yanımda bulunup beni tesir altına almalarından da sana sığınırım!”
  99. 99 Nihâyet o kâfirlerden birine ölüm geldiği zaman şöyle der: “Rabbim, ne olur, beni hayata geri döndür!”
  100. 100 “Döndür de, yaşarken yanlış yaptığım ve yapmam gerekirken yapmadığım her hususta sâlih ameller işleyeyim.” Ne mümkün!…
  101. 101 Sûra üfürüldüğü zaman, işte o gün, aralarındaki bütün akrabalık bağları kesilecek ve birbirlerinin hâlini bile soramayacaklar.
  102. 102 O gün kimin iyilikleri tartıda ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.
  103. 103 Buna karşılık kimin de iyilikleri tartıda hafif gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenlerdir. Onlar cehennemde ebedî…
  104. 104 Ateş onların yüzlerine vurup yakacak da, dudakları çekildiği için orada dişleri sırıtmış, suratları çirkin ve gülünç…
  105. 105 Âyetlerim size okunuyordu da, siz onları hep yalanlıyordunuz, değil mi?
  106. 106 Şöyle diyecekler: “Rabbimiz! Biz azgınlığımızın ve taşkınlığımızın kurbanı olduk da doğru yoldan sapmış bir topluluk hâline…
  107. 107 “Rabbimiz! Bizi bu ateşten çıkar. Eğer tekrar küfre dönersek, o takdirde biz gerçekten kendimize zulmetmiş kimseler…
  108. 108 Allah da şöyle buyuracak: “O ateş içerisinde aşağılık bir şekilde kalın ve sesinizi kesin. Bana bir…
  109. 109 “Zira kullarımdan: «Rabbimiz! Biz iman ettik, günahlarımızı bağışla ve bize merhamet et. Şüphesiz sen merhametlilerin en…
  110. 110 “Ama siz onları hep alaya alırdınız. Sonunda bu tutum ve davranışlarınız size beni anmayı unutturdu; çünkü…
  111. 111 “Ben de, sabretmelerine karşılık onları bugün mükâfatlan­dırdım. Evet onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.”
  112. 112 “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye soracak.
  113. 113 Onlar da: “Bir gün veya bir günden daha az bir süre kaldık; istersen sayanlara sor” diye…
  114. 114 Allah şöyle buyuracak: “Doğrusu siz, çok az bir süre kaldınız. Keşke bunu vaktiyle bilseydiniz!”
  115. 115 “Yoksa bizim sizi boşuna yarattığımızı, sonunda bizim huzurumuza geri döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
  116. 116 Mutlak hâkim ve yegâne gerçek olan Allah yüceler yücesidir. Ondan başka ilâh yoktur. O, çok şerefli…
  117. 117 Kim, hakkında hiçbir delil bulunmadığı ve bulunması mümkün olmadığı halde Allah’tan başka bir ilâha yalvarırsa, bunun…
  118. 118 Rasûlüm! De ki: “Rabbim! Günahlarımızı bağışla, bize merhamet et. Merhamet edenlerin en hayırlısı sensin!”

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma