Veaksemû biAllâhi cehde eymânihim le-in emertehum leyaḣrucunnes kul lâ tuksimûs tâ’atun ma’rûfetunc innaAllâhe ḣabîrun bimâ ta’melûne
Meal
Bir de o münafıklar, kendilerine emrettiğin takdirde, seninle birlikte savaşa çıkacaklarına dâir var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Yemin etmenize gerek yok! Sizden istenen, sadece uygun bir şekilde itaat etmenizdir. Şüphesiz Allah, yaptığınız her şeyi en iyi bilmektedir.”
Kur'an Tefsiri
Münafıkların söz ve davranışlarında samimi olmadıklarını haber veren yukarıdaki âyetler inince onlar, Allah Resûlü (s.a.s.)’e gelerek, kendisine itaat edeceklerine, hatta yurtlarından çıkıp gitmeyi, eşlerini ve mallarını terk edip savaşa çıkmayı emredecek olsa mutlaka yerine getireceklerine dair tüm güçleriyle yemin etmişlerdi. Bunun üzerine bu âyetler indi. Yemin etmeye gerek yoktur. Çünkü İslâm, insanlardan yemin etmelerini değil, Allah ve Rasûlü’nün emrine itaat etmelerini istemektedir. Mühim olan lâf değil ameldir.
Ziyâ Paşa der ki:
“Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”
Peygamber’in vazifesi Allah’ın dinini, emir ve yasaklarını açık ve anlaşılır bir şekilde tebliğ etmek; muhatapların vazifesi de Allah’ın buyruklarına itaat etmektir. Dolayısıyla herkes kendi vazifesinden sorumludur. Hiç kimseye bir başkasının günahı sorulmaz. Doğru yolu bulmak ise ancak Peygamber (s.a.s.)’e itaatle mümkündür. Bunun başka bir alternatifi yoktur. Böyle davrandığımız takdirde Yüce Allah biz mü’minlere parlak gelecekler ve büyük zaferler müjdelemektedir:
Muhtasar Tefsir
Münafıklar, şayet onlara cihada çıkmalarını emredecek olsan cihada çıkacaklarına dair bütün güçleriyle Allah`a yemin etmektedirler. Ey Resul! Onlara de ki; "Yemin etmeyin, sizin yalanınız açıktır ve itaatiniz ise bilinen bir iddiadan ibarettir. Muhakkak Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Siz hangi amelinizi gizlerseniz gizleyin; muhakkak ki yaptıklarınızdan hiçbir şey O`na gizli kalmaz."