Kavme fir’avnec elâ yettekûne
Meal
“Firavun’un kavmine! Onlar hâlâ Allah’a karşı gelmekten sakınmayacaklar mı?”
Kur'an Tefsiri
Peygamberimiz (s.a.s.)’i teselli etmek ve ona gelecekle alakalı başarılı olma heyecanı aşılamak üzere anlatılan ilk kıssa Hz. Mûsâ kıssasıdır. Şunu hemen belirtelim ki, Mûsâ (a.s.)’ın risâlet vazifesini yerine getirme mecburiyetinde kaldığı şartlar, zâhiren Allah Resûlü (s.a.s.)’in karşılaştığı şartlardan daha zor ve daha çetindi. Çünkü Hz. Mûsâ, Firavun ve kavmince ezilen köle bir topluma mensuptu. Buna karşılık Peygamberimiz (s.a.s.) Kureyş kabilesinin üyesiydi ve ailesi diğer kabilelerle en azından eşit bir statüye sahipti. Yine Hz. Mûsâ, Firavun’un sarayında yetiştirilmiş, büyütülmüş ve bir cinayet suçlaması sebebiyle kaçıp on sene kaldıktan sonra, hayatı uğruna kendisinden kaçtığı aynı hükümdara gitme emri almış bulunuyordu. Efendimiz (s.a.s.) için böyle bir durum söz konusu değildi. Üstelik Firavun’un imparatorluğu, zamanın en geniş ve en güçlü imparatorluğu olup Kureyş’in zayıf gücüyle kıyas bile kabul etmeyecek durumda idi. Bütün bunlara rağmen, Firavun, Hz. Mûsâ’ya hiç bir zarar veremedi, sonunda mağlup oldu. İşte Kur’an bu kıssa ile Kureyş müşriklerine ve kıyâmete kadar herkese şu dersi vermektedir: “Allah’ın yardım ettiği kişiyi kimse yenilgiye uğratamaz. Öyle zor şartlarda bile Hz. Mûsâ, bütün güç ve kuvvetine rağmen Firavun karşısında gâlip geldiğine ve hak din muzaffer olduğuna göre, ne Mekke kâfirlerinin ne de ondan sonra gelecek kâfirlerin İslâm davetine mâni olmaları mümkündür.”
Gelelim, Firavun’a gitme emri karşısında Mûsâ (a.s.)’ı saran endişe ve korkuya:
Muhtasar Tefsir
Onlar Firavun`un kavmidir. Onlara emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak Allah`tan korkmayı yumuşaklık ve şefkatle emretti.