Kâlû sevâun ‘aleynâ eve’azte em lem tekun mine-lvâ’izîne
Meal
Şöyle karşılık verdiler: “Sen öğüt versen de vermesen de bizim için farketmez. Bildiğimizden vazgeçmeyiz!”
Kur'an Tefsiri
Bir taraftan tuttukları yolun, önceki atalarının yolu olduğunu, dolayısıyla bu yolda yürümeleri sebebiyle kendilerine bir zararın gelmeyeceğini belirttiler. Diğer taraftan da Hz. Hud’un tebliğ ettiği şeylerin öncekilerin masalları olduğunu, buna inanıp itaat etmenin işe yarar bir netice sağlamayacağını söylediler. Hiçbir şekilde azaba uğramayacakları kuruntusuna kapıldılar. Ancak durum tahmin ettikleri gibi çıkmadı. Yedi gece sekiz gündüz esen, uğradığı her şeyi mahveden şiddetli bir kasırga ile helak edildiler. (bk. Kamer 54/19-20; Zâriyat 51/41-42; Hâkka 69/6-7)
Âd kavminin azgın halleri ile Mekke kâfirlerinin ve günümüzde onlar gibi davrananların halleri arasında benzerlik açıktır. Mekke kâfirleri de Allah’ın verdiği nimetlere rağmen O’na şükredecekleri yerde, O’ndan başkasına taparak nankörlük ediyorlardı. Günümüz kâfirleri de sahip oldukları sayısız nimetlere rağmen Allah’a isyan etmektedirler. Hülâsa bu kıssada Allah’ın nimetlerine nankörlük edenlerin hazin âkıbetleri gözler önüne serilerek, aynı durumda olan insanlara dersler verilmektedir.
İmanla küfür arasındaki mücâdelenin nasıl sonuçlandığını gösteren bir diğer tarihî hâdise şudur:
Muhtasar Tefsir
Kavmi ona şöyle dedi: "Öğüt versen de, vermesen de bizim yanımızda birdir. Sana asla iman etmeyeceğiz ve üzerinde bulunduğumuz inancımızdan asla dönmeyeceğiz."