Vemâ ente illâ beşerun miślunâ ve-in nezunnuke lemine-lkâżibîne
Meal
“Sen de ancak bizim gibi ölümlü bir insansın. Biz senin kesinlikle yalancı biri olduğuna inanıyoruz.”
Kur'an Tefsiri
Eyke halkı Şuayb (a.s.)’ı yalanladılar. Onun büyülenmiş, cinlenmiş bir deli olduğunu söylediler. Daha da ileri giderek küstahça göğü parçalar hâlinde üzerlerine düşürmesini istediler. Neticede, etrafı kapkara bulutların kapladığı gününün korkunç azabıyla helâk edildiler.
Anlatıldığına göre Allah Teâlâ, üzerlerine cehennem kapılarından bir kapı açtı, onlara son derece şiddetli bir sıcak gönderdi. Nefes alamaz oldular, evlerine girdiler, gölgenin onlara bir faydası olmadı. Suyun da bir faydası olmadı. Sıcaktan kavrulup piştiler. Ondan kurtulmak için ovaya kaçtılar. Bu kez Cenâb-ı Hak üzerlerine bir bulut gönderdi ve bu bulut onları gölgelendirdi. Orada birazcık serinlik, rahatlık ve hoş rüzgar buldular. Biri diğerini çağırmaya başladı; böylece hepsi o bulutun altında toplandı. Nihâyet Yüce Allah, o bulutu alevle tutuşturdu. Altlarından yer sarsıldı, kavrulan çekirgelerin yandığı gibi yandılar ve küle döndüler. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XIX, 134)
Bu kıssa ile özellikle ölçü ve tartıda haksızlık yapan, kul hakkı yiyen ve yeryüzünde bozgunculuk yapan fert ve toplumlara mühim bir ders verilmektedir.
Buraya kadar ilâhî mesajı elden ele taşıyan bir kısım peygamberlerin hayatlarından örnekler verildi. Şimdi söz insanlığa büyük bir lutuf olarak bahşedilen son Peygamber ve son kitaba gelmiş bulunmaktadır:
Muhtasar Tefsir
"Sen ancak bizim gibi bir beşersin ve bizim üzerimize herhangi bir üstün özelliğin yoktur. O halde nasıl resul olursun? Biz senin resul olduğunu iddia etmende yalancı olduğunu zannediyoruz."