مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَاِ الْاَعْلٰٓى اِذْ يَخْتَصِمُونَ ٦٩
Mâ kâne liye min ‘ilmin bilmele-i-l-a’lâ iż yaḣtasimûne
Meal
“Yüce âlemin sâkinleri melekler, aralarında tartışırlarken nelerin konuşulduğu hakkında benim bir bilgim yoktur.”
Kur'an Tefsiri
اَلْمَلَاُ الْاَعْلٰٓى (mele-i a‘lâ), meleklerin bulunduğu yüce topluluktur. Oradaki tartışmadan maksat, büyük ihtimalle Bakara suresi 30-34. âyetlerde anlatıldığı üzere Hz. Âdem’in yaratılış kararının verilmesi, meleklerin kanaatlerini beyân etmeleri, meleklerden Âdem’e secde etmelerinin istenmesi ve şeytanın baş kaldırması gibi hususlardır. Bunlar hakkında Peygamberimiz (s.a.s.)’in bir bilgisi yoktu. Fakat Allah onu peygamber yaptığı için bu bilgileri ona vahyetmektedir. Diğer taraftan mele-i a’lâ hakkında kimsenin bilmesinin mümkün olmadığı bu bilgileri getirmiş olması, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in peygamberliğinin açık delillerinden biri olarak kabul edilmelidir. Bu âyetler, aynı zamanda bir sonraki bölüme giriş mâhiyetindedir. Şimdi mele-i a’lâda yapılan tartışmanın ne olduğunu anlamaya kapı aralayan dikkat çekici bir sahne gösterime girmektedir:
Muhtasar Tefsir
Eğer Allah bana vahiy edip öğretmiş olmasaydı, melekler arasında Âdem`in yaratılışı ile ilgi konuşulanlar hakkında hiçbir bilgim olmazdı.