Kur-ânen ‘arabiyyen ġayra żî ‘ivecin le’allehum yettekûne
Meal
Onu her türlü çelişkiden ve gerçeğe aykırı bütün unsurlardan uzak, dosdoğru Arapça bir Kur’an olarak indirdik; belki gittikleri yolun yanlışlığını anlayıp Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye.
Kur'an Tefsiri
Kur’ân-ı Kerîm, Arapça bir kelâmdır. Son Peygamber (s.a.s.) Araplardan geldiği için tabii olarak ona indirilen kelam da Arapça olmuştur. Anlaması ve anlatması bakımından en doğru ve en kolay olan yol budur. Nitekim Tevrat da Hz. Mûsâ’ya konuştuğu dil olan İbrânice olarak indirilmiştir. Diğer peygamberler de hep kendi ana dilleriyle vahyi almış ve tebliğ etmişlerdir. (bk. İbrâhim 14/4) Kur’ân-ı Kerîm, Arapça lafzı ve mânasıyla birlikte Allah kelâmıdır. Dolayısıyla onun tercüme ve tefsirleri Allah kelâmı değil, ondan anlaşılmaya çalışılan bir kısım mânalardır. Onlar Kur’an’ın yerine geçmez ve namazlarda okunmaz. Ancak Kur’ân-ı Kerîm bütün insanlara gönderildiği için, farklı dilleri konuşan insanlar onun mesajını anlamalarını sağlamak üzere Kur’an’ın başka dillere tercüme ve tefsiri zaruridir. Zaten uygulama da bu istikamettedir.
Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de konuları hep örnek vererek açıklar. Çünkü örnekler, konunun ve maksadın anlaşılmasını kolaylaştırır. İnsanın daha rahat anlayıp ders ve öğüt almasını sağlar. Bu bakımdan Kur’ân-ı Kerîm’de her konu için pek çok misalin verildiği görülür. Kur’an, Allah kelâmı olup onda en küçük bir karışıklık, eğrilik, yanlışlık ve şüphe bulunmamaktadır. (bk. Kehf 18/1) Allah onu, insanlara, Allah’tan korkup haramlardan sakınarak Allah’ın razı olacağı bir kul olabilme yolunu göstermek için indirmiştir.
Bakın, Kur’an şirk hastalığına müptela olmuş kişiyle tevhide ermiş kişiyi nasıl bir örnekle dikkat nazarlarına sunuyor:
Muhtasar Tefsir
Biz onu Arapça Kur`an kıldık. Onda hiçbir eğrilik, bozulma ve karışıklık yoktur. Allah`ın emirlerine tabi olmak ve yasaklarından sakınıp karşı gelmekten korunmaları ümidiyle onu indirdik.