Men ye/tîhi ‘ażâbun yuḣzîhi veyehillu ‘aleyhi ‘ażâbun mukîmun
Meal
“Kendisini rezil edecek azabın kimin başına ineceğini ve sonu gelmez azabın kimin tepesine çökeceğini!”
Kur'an Tefsiri
Gökleri ve yeri yaratan Allah, insanla olan irtibatını en etkin bir şekilde devam ettirmekte, insanın tüm tutum ve davranışlarını yakından kontrol etmektedir. İnsana ulaşan zarar da, fayda da Allah’tandır. Putların, Allah’ın kula vermek istediği ölüm, hastalık, kıtlık ve benzeri gibi bir zararı giderebilme güçleri olmadığı gibi, O’nun vereceği bir rahmeti, nimeti, iyiliği de engelleme imkânları yoktur. O halde kulun kendine fayda veya zararı olmayan şeyleri terk edip yalnızca Allah’a bağlanması ve O’na tevekkül etmesi gerekmez mi?
Resûlullah (s.a.s.)’in, genç yaştaki sahâbîsi Abdullah b. Abbas (r.a.)’a verdiği şu öğüt ne kadar mânidârdır:
“Şunu iyi bil ki, bütün bir ümmet toplanıp sana fayda vermeye çalışsa, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği faydayı verebilir. Eğer yine bütün ümmet, sana zarar vermeye kalksa, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilir.” (Tirmizî, Kıyâmet 59; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 293)
Şu da var ki, Kur’an’ın ve Peygamberimiz (s.a.s.)’in bu mesajlarına kulak tıkayanlar istedikleri gibi davranabilir, İslâm aleyhine istediklerini yapabilirler. Yalnız buna mukâbil müslümanlar da, din adına vazifelerini tam olarak yerine getirmekle mesuldürler. Neticede kâfirleri, Bedir’de olduğu gibi, alçaltıcı bir musibet, âhirette de ardı arkası kesilmeyen ebedi bir azap beklemektedir.
Bunun için:Muhtasar Tefsir
Dünyada alçaltıcı ve aşağılayıcı azabın kime geleceğini ve kıyamet günü kesilmeyen ve devamlı olan azabın kime ineceğini bileceksiniz.