Velleżâni ye/tiyânihâ minkum feâżûhumâs fe-in tâbâ ve aslehâ fea’ridû ‘anhumâ innaAllâhe kâne tevvâben rahîmân
Meal
İçinizden iki erkek fuhuş yaparsa onları cezalandırın. Eğer tevbe eder, hallerini düzeltirlerse artık onlara ceza vermekten vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri çokça kabul eden, çok çok merhamet edendir.
Kur'an Tefsiri
اَلْفَاحِشَةُ (fâhişe); çok çirkin, edep dışı hareket demektir. İster erkekle kadın, ister erkekle erkek, ister kadınla kadın arasında cereyan etsin tüm gayr-i meşrû cinsî münâsebetleri ifade eder. Zinâ suçunun cezasıyla alakalı âyet-i kerîmeler birlikte değerlendirildiğinde 15. âyetin kadınların kendi aralarında yaptıkları sevicilik, lezbiyenlik gibi fuhuştan; 16. âyetin de erkeklerin kendi aralarında yaptıkları livâta, homoseksüellik fuhşundan bahsettiği anlaşılır. Nitekim Nûr sûresinin 2. âyetinde kadınlarla erkekler arasında yapılan fuhuş yani zina suçunun hükmü açıklanmaktadır. Şu halde suçların cezalarıyla alakalı hükümlerde bir nesih söz konusu değildir. Buna göre:
› Seviciliğin cezası kadınları evlerde hapsetmektir. “Allah’ın onlara bir yol açması” ise hallerini düzeltmeleri ve erkeklerle evlenmeleridir.
› Livata suçunun cezası, bunu yapanlara söz ve fiille eziyet çektirmek, onlara maddî ve manevî olarak acı vererek canlarını yakmak, böylece bu iğrenç fiili işlemekten vazgeçmelerini sağlamaktır. Ceza olarak ne söyleneceği, ne yapılacağı âyette açıklanmamış, ictihad ve uygulamaya bırakılmıştır.
› Bekar kadınla bekar erkeğin yaptığı zinanın cezası Nûr sûresi 2. âyette açıklandığı üzere yüzer sopa vurmaktır.
› Sünnet deliliyle evli kadın ve evli erkeğin zina cezası ise recimdir.
Bütün bunlar büyük günahlar olup, onların affı için yapılacak makbul tevbenin şartları hakkında buyruluyor ki:
Muhtasar Tefsir
-Muhsan/Daha önce başından evlilik geçen ya da muhsan olmasın- Erkeklerden zina suçunu işleyen o iki kişiyi el ve dil ile azarlayıp küçük düşürecek şekilde cezalandırın. Üzerinde bulundukları durumu terk eder ve amelleri düzelirse, onlara eziyet etmeyi bırakın. Çünkü günahtan tövbe eden onu hiç işlememiş gibidir. Şüphesiz ki Allah, kullarından tövbe edenlerin tövbelerini çokça kabul edendir, onlara karşı çok merhametlidir. Bu ceza ile yetinmek (İslam`ın ilk döneminde) ilk başlarda idi. Daha sonra (hüküm) bekâr olana celde/kırbaç vurulması ve bir yıl yaşadığı yerden uzaklaştırılması, muhsan (Başından evlilik geçenin) evli olanın da recm edilmesi (taşlanması) ile nesh edilmiştir.