Velmuhsanâtu mine-nnisâ-i illâ mâ meleket eymânukums kitâbaAllâhi ‘aleykumc ve uhille lekum mâ verâe żâlikum en tebteġû bi-emvâlikum muhsinîne ġayra musâfihînec femâ-stemta’tum bihi minhunne feâtûhunne ucûrahunne ferîdatenc velâ cunâha ‘aleykum fîmâ terâdaytum bihi min ba’di-lferîdatic innaAllâhe kâne ‘alîmen hakîmân
Meal
Sahip olduğunuz cariyeler müstesnâ, evli kadınları nikâhlamanız da size haram kılınmıştır. İşte bütün bunlar, Allah’ın sizin için belirlediği kesin hükümlerdir. Bu sayılanların dışındaki kadınları, iffetli yaşamak, zinâ etmemek ve mehirlerini ödemek şartıyla nikâhlamanız size helâldir. Bu şartlar altında onlardan hangisiyle bir arada bulunup beraberliklerinden yararlanmak istiyorsanız, üzerinizde bir borç olarak belirlenmiş olan mehirlerini ödeyin. Fakat mehrin miktarını belirledikten sonra onu aranızda karşılıklı rızâ ile artırıp eksiltmekte size herhangi bir günah yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi hakkiyle bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.
Kur'an Tefsiri
İslâm’da evlenilmesi haram olan kadınlar şu şekilde sıralamaktadır:
A. Nesep sebebiyle haram olan kadınlar:
1. Anneleriniz: Kendi anneleriniz, babanızın ve annenizin anneleri, ne kadar yukarıya varırsa varsın bütün nineleriniz size haram kılındı.
2. Kızlarınız: Gerek kendi kızlarınız, gerek oğlunuzun veya kızınızın kızları, kız torunları ne kadar aşağı inerse insin, sizin zürriyetinizden gelen bütün kızlar size haramdır.
3. Kızkardeşleriniz: Ana baba bir, yahut anne bir veya baba bir bütün kızkardeşleriniz.
4. Halalarınız: Babalarınızın, dedelerinizin kızkardeşleri olan bütün halalarınız.
5. Teyzeleriniz: Annelerinizin ve ninelerinizin kızkardeşleri olan büyük küçük bütün teyzeleriniz.
6. Erkek kardeşlerinizin kızları, kız torunları, o kanaldan gelen bütün kız yeğenleriniz.
7. Kızkardeşlerinizin kızları, kız torunları, o kanaldan gelen bütün kız yeğenleriniz.
Buraya kadar sayılan kadınlar, nesep olarak haram olan kadınlardır.
B. Emzirme sebebiyle haram olan kadınlar:
1. Sizi emzirmiş olan süt anneleriniz ve nineleriniz. Süt anne yani kişiyi emziren kadın, yahut bu kadının nesep veya süt anneleri ve nineleridir. Bunların hepsi emene haramdır.
2. Süt kardeşleriniz.
Anne sütünün insanın fizyolojik ve psikolojik gelişiminde çok büyük bir önemi bulunduğu için, İslâm sütle oluşan yakınlığı kan yakınlığı gibi görmüştür. Âyette yalnız süt anne ve süt kardeşten bahsedilmiş olmakla birlikte, neseben haram olan bütün yakınlıkların süt için de söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Efendimiz (s.a.s.): “Neseben haram olanların hepsi süt bakımından da haramdır” (Buhârî, Nikah 20; Müslim, Radâ 2) buyurmuştur. Âlimlerin çoğuna göre haram kılan emzirme ilk iki yaşla sınırlıdır. Evliliği haram kılan sütün miktarı hususunda ise fikir ayrılığı vardır. Çoğunluk iki yaşını doldurmamış çocuğun midesine inen bir yudum sütün dahi “süt hısımlığı” ilişkisi doğurduğunu kabul etmiştir. Bazıları ise bunun için asgari beş doyumluk emmenin gerekli olduğunu söylemişlerdir.
C. Nikâh sebebiyle haram olan kadınlar:
1. Eşlerinizin anneleri: Cinsî münasebet olsun olmasın, nikahladığınız bütün kadınların anneleri yani kayınvâlideleriniz ve onların anneleri size haramdır.
2. Kendileriyle cinsî münâsebet yaptığınız eşlerinizin çocukları olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer nikahladığınız halde henüz kendileriyle cinsî münâsebet yapmadıysanız, evliliğiniz son bulduğunda, onların kızlarıyla evlenmenizde bir sakınca yoktur.
3. Kendi sulbünüzden gelen öz oğullarınızın eşleri yani gelinleriniz. Bu ifade bütün torunlarınızın eşlerini de kapsar. “Sulbünüzden gelen” kaydıyla evlatlıklar bu hükümden çıkarılmıştır.
4. İki kız kardeşi bir arada nikahlamak da size haramdır. Nikahın sahih olabilmesi için birinin ölmüş veya boşanmış olması ve boşananın da iddetini tamamlamış olması lazımdır.
Resûlullah (s.a.s.): “Kadın, halasının üzerine; hala kardeşinin kızı üzerine; kadın teyzesinin üzerine; teyze kızkardeşinin kızı üzerine, bunlardan büyük küçüğün, küçük büyüyün üzerine nikah edilemez” (Ebû Dâvûd, Nikah 12/2065) buyurarak bir kadının halası, teyzesi, erkek ve kızkardeşinin kızı ile birlikte nikahlanamayacağı hükmünü koymuştur.
6. Başkalarının nikâhı altında bulunan bütün kadınlar da size haram kılınmıştır.
24. âyette geçen اَلْمُحْصَنَاتُ (muhsanât) ve مُحْصِن۪ينَ (muhsınîn) kelimeleri, “korumak, erişilmez kılmak, kuvvetlendirmek” mânasındaki “ihsaan” kökünden gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu kelime kadınlar için kullanıldığında “evli olmak, iffetli olmak ve hür olmak” mânalarını ifade eder. Her üç durum da kadını zinadan korumakta, yani onu bu kötü yola düşmekten engellemektedir. Kelimenin geçtiği âyetlerde bu üç mânadan hangisinin kastedildiği ise sözün gelişinden ve karinelerden anlaşılır. Burada “evli kadınlar” hakkında kullanılır. Câhiliye döneminde bazı durumlarda bir kadın birden fazla erkekle evlenebiliyordu, bu âyetle bu âdet ortadan kaldırılmış olmaktadır.
İslâm’ın yayıldığı dönemlerde savaş esirleri köle olarak kabul ediliyor, hissesine kadın esir düşen gaziler onlarla cinsi hayat yaşayabiliyordu. Âyet-i kerîmede evli kadınları nikahlamak yasaklanırken cariyeler bundan istisna edilmiştir. Yani hür olmayan kadınlar daha önce evlenmiş de olsalar, bunlar hür olanlar gibi umumiyetle haram olmayıp ayrı hükümlere tâbidirler.
Evlenilmesi haram olanların dışındaki kadınlarla sahih bir nikah yapıp mehirlerini vermek suretiyle evlenmek caizdir. Yalnız bunları yaparken, işin meşrû çerçevede olmasına dikkat etmek, iffetli olmak ve zinadan uzak durmak gerekir.
Câriyelerle evlenme konusunda ise şu hükümler getirilmektedir:
Muhtasar Tefsir
Allah yolunda cihat ederken esir alınmış kadınlar dışında evli kadınlarla nikâhlanmak sizlere haram kılındı. Bir kere aybaşı görerek rahimlerinin temizlenmesinin ardından cariyelerinizle ilişkiye girmeniz helaldir. Allah size bu hükümleri farz kılmıştır. Bunun dışındaki kadınlarla, zina yapma kastı olmadan, mehir vererek evlenip, nefislerinizi iffetli kılmak istemenizi Allah size helal kılmıştır. Sizden kim nikâhlanarak kadınlardan faydalanırsa Allah’ın sizin üzerinize bir yükümlülük ve vacip kıldığı mehirlerini onlara versin. Farz olan mehirin belirlenmesinin ardından, arttırılmasına ya da bir kısmından feragat edilmesine karşılıklı rıza göstermenizde size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah yarattığı canlıları çok iyi bilir, onların hiçbir hali gizli kalmaz. İşleri düzenlemesinde ve hükmünde hikmet sahibidir.