Fekeyfe iżâ esâbet-hum musîbetun bimâ kaddemet eydîhim śümme câûke yahlifûne biAllâhi in eradnâ illâ ihsânen vetevfîkân
Meal
Önceden işledikleri günahlar yüzünden başlarına bir felaket inince halleri nice olur? Kaldı ki sonra Allah’a yemin ederek “Biz iyilik yapıp, insanların arasını uzlaştırmaktan başka bir şey düşünmedik!” diyerek sana gelirler.
Kur'an Tefsiri
Münafıklar, haysiyetlerini ve güvenilirlik vasıflarını yok eden kalplerindeki o büyük hastalık yüzünden sürekli bir tereddüt hali içindedirler. Resûlullah’a iman ettiklerini zahiren söyledikleri halde O’nun verdiği hükümlere uymazlar, iki tarafı da idare etmeye çalışırlar, bunun için çabalarken sık sık sahtekarlıkları, yanlış işleri ortaya çıkar. Başları sıkışınca da hemen yine Resûlullah’a koşar ve çeşitli tevillere kalkışırlar. Münafıklar kalben iman etmedikleri halde zahiren müslüman göründükleri için kendilerine iyi davranılması emredilmekte, kalplerindeki hastalığın izalesi için tesirli ve güzel sözler söylenmesi istenmektedir.
Nitekim sözün tesiriyle ilgili Mevlânâ Hazretleri şöyle der:
“Sözün üç yerden çıktığını söylerler: Nefisten, akıldan ve aşktan.
Birincisi; nefsin sözüdür. Nefisten gelen söz, bulanık ve tatsızdır. Bundan ne söyleyen bir zevk alır, ne de dinleyene bir faydası olur.
İkincisi aklın sözüdür. Bu söz akıllılarca makbuldür; birçok faydaların da kaynağıdır. Hem dinleyeni ve hem de söyleyeni zevkle doldurur.
Üçüncüsü aşkın sözüdür. Bu da söyleyeni mest ve dinleyeni de sarhoş edip neşelendirir.” (Ahmet Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, I, 476)
İşte peygamberlerin mübârek ağızlarından çıkan sözler, aşkın sözüdür. Kalbi etkileyip insanı mesteder. Bu sebeple Allah Teâlâ, onların ruhları hoş eden sözlerine kulak verip kendilerine itaat edilmesi için gönderdiğini bildiriyor:
Muhtasar Tefsir
Ey Peygamber! O münafıklar, işledikleri günahlar sebebiyle başlarına musibetler geldiğinde, sana gelerek, özür dileyip, Allah’a yemin ederek: “Bizler, aramızda senin yerine başkasının hüküm vermesini isteyerek birbiriyle anlaşamayan bu iki kişinin arasını bulmak ve iyilik etmekten başka bir şey kastetmedik” dediklerinde halleri nasıl olur? Onlar bu söylediklerinde yalancıdırlar. Şüphesiz iyilik, kulları üzerinde Allah`ın şeriatıyla hükmetmektir.