Ulâ-ike-lleżîne ya’lemuAllâhu mâ fî kulûbihim fea’rid ‘anhum ve’izhum vekul lehum fî enfusihim kavlen belîġân
Meal
Allah, onların kalplerinde ne var, ne yok çok iyi biliyor. Bu sebeple sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve ruhlarına işleyecek tesirli sözler söyle.
Kur'an Tefsiri
Münafıklar, haysiyetlerini ve güvenilirlik vasıflarını yok eden kalplerindeki o büyük hastalık yüzünden sürekli bir tereddüt hali içindedirler. Resûlullah’a iman ettiklerini zahiren söyledikleri halde O’nun verdiği hükümlere uymazlar, iki tarafı da idare etmeye çalışırlar, bunun için çabalarken sık sık sahtekarlıkları, yanlış işleri ortaya çıkar. Başları sıkışınca da hemen yine Resûlullah’a koşar ve çeşitli tevillere kalkışırlar. Münafıklar kalben iman etmedikleri halde zahiren müslüman göründükleri için kendilerine iyi davranılması emredilmekte, kalplerindeki hastalığın izalesi için tesirli ve güzel sözler söylenmesi istenmektedir.
Nitekim sözün tesiriyle ilgili Mevlânâ Hazretleri şöyle der:
“Sözün üç yerden çıktığını söylerler: Nefisten, akıldan ve aşktan.
Birincisi; nefsin sözüdür. Nefisten gelen söz, bulanık ve tatsızdır. Bundan ne söyleyen bir zevk alır, ne de dinleyene bir faydası olur.
İkincisi aklın sözüdür. Bu söz akıllılarca makbuldür; birçok faydaların da kaynağıdır. Hem dinleyeni ve hem de söyleyeni zevkle doldurur.
Üçüncüsü aşkın sözüdür. Bu da söyleyeni mest ve dinleyeni de sarhoş edip neşelendirir.” (Ahmet Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, I, 476)
İşte peygamberlerin mübârek ağızlarından çıkan sözler, aşkın sözüdür. Kalbi etkileyip insanı mesteder. Bu sebeple Allah Teâlâ, onların ruhları hoş eden sözlerine kulak verip kendilerine itaat edilmesi için gönderdiğini bildiriyor:
Muhtasar Tefsir
Allah, onların kalplerinde gizledikleri ikiyüzlülüğü ve adi maksatlarını bilir. Ey Peygamber! Onları bırak ve onlardan yüz çevir. Özendirerek ve korkutarak onlara Allah`ın hükmünü açıkla. Onlara nefislerinde yer edecek çok etkileyici büyük sözler söyle.