Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Nisâ Sûresi Tefsiri

Nisâ Sûresi 65. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتّٰى يُحَكِّمُوكَ ف۪يمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْۙ ثُمَّ لَا يَجِدُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ٦٥

Felâ verabbike lâ yu/minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecera beynehum śümme lâ yecidû fî enfusihim haracen mimmâ kadayte veyusellimû teslîmân

Meal

Hayır! Hayır! Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında baş gösteren anlaşmazlıklarda Rasûlüm seni hakem yapmadıkça, sonra da verdiğin hükümlere, içlerinde hiçbir sıkıntı ve itiraz duymadan tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça gerçek mü’min olamazlar.

Kur'an Tefsiri

Yüce Allah bir anlaşmazlık halinde Resûlullah (s.a.s.)’i hakem kılmayı ve her türlü konuda onun verdiği hükme can u gönülden, kalpte hiçbir sıkıntı ve itiraz kalmaksızın itaat etmeyi kâmil imanın ölçütlerinden biri olarak beyân buyurmaktadır. Âyetin iniş sebebi olan hadise şudur: Zübeyr b. Avvam ile komşusu arasında bahçe sulama meselesi yüzünden bir anlaşmazlık çıkmıştı. Hakem olarak Resûlullah’a başvurdular. Efendimiz suyu kullanım hakkının Hz. Zübeyr’in olduğunu anladı, ancak komşunun da mağdur olmaması için ona da bir hak verilmesini istedi ve “Zübeyr! Bahçeni suladıktan sonra suyu sal, daha sonra da komşun sulasın” buyurdu. Fakat komşusu: “Ey Allah’ın Rasûlü! O, halanın oğlu olduğu için mi böyle hükmediyorsun?” diyerek Efendimiz (s.a.s.)’in verdiği karara itiraz etti. Peygamberlik makamına gerekli saygının gösterilmediğini gören Resûlullah (s.a.s.)’in rengi attı ve Hz. Zübeyr’e su hakkını sonuna kadar kullanmasını tavsiye ederek: “Zübeyr! Tarlanı sula. Sonra suyu, hurma ağaçlarının köklerine ulaşıncaya kadar bahçende tut!” buyurdu. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (Buhârî, Musâkât 6,7; Müslim, Fezâil 129)

Bu âyet-i kerîme ve iniş sebebinden anlaşıldığı gibi, iman kuru bir davadan ibaret değildir. Aksine gönülden bağlanmak, inanmak ve kabullenmektir. Bir taraftan “Allah ve Rasûlü’ne inandım” deyip, diğer taraftan hükümlerine razı olmamak, münafıklığın açık bir alâmetidir. “Şeriatın kestiği parmak acımaz” denmiştir. Acımaz; çünkü mü’minin kalbinde o acıyı unutturacak kadar kuvvetli bir iman vardır.

Hem peygamberin vereceği hükümler, insan takatinin üstünde, beklenmedik ve olağanüstü şeyler değil bilakis adâlet ve hakkaniyet ölçülerinde insan fıtratına en uygun hükümlerdir:

Muhtasar Tefsir

Durum hiç de bu münafıkların iddia ettiği gibi değildir. Allah -Azze ve Celle-, onların aralarında meydana gelen bütün anlaşmazlıklarda, hayattayken peygamberin kendisine, ölümünün ardından ise şeriatının hükmüne başvurmadan tasdik etmiş olmayacaklarını belirterek zatı adına yemin ediyor. Sonra da kalplerinde hiçbir sıkıntı ve şüphe duymadan peygamberin hükmüne razı olurlar. Bu hükme kalben ve bedenen boyun eğerek tam bir teslimiyetle teslim olurlar.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma