Vemâ teferrakû illâ min ba’di mâ câehumu-l’ilmu baġyen beynehumc velevlâ kelimetun sebekat min rabbike ilâ ecelin musemmen lekudiye beynehumc ve-inne-lleżîne ûriśû-lkitâbe min ba’dihim lefî şekkin minhu murîbin
Meal
Geçmiş ümmetler ancak kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık ve ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belirli bir vakte kadar azabın ertelenmesine dâir önceden verilmiş bir karar olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm çoktan verilmiş ve işleri bitirilmiş olurdu. Onlardan sonra kitaba mirasçı olanlar ise hâlâ kitap hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Kur'an Tefsiri
Dinin özünde bir ayrılık olmamasına rağmen insanlar bu konuda ayrılığa düşmüşler; çeşitli mezhep ve fırkalara ayrılmışlardır. Bunun sebebi, kitabın, peygamberin veya gerekli ilâhî tâlimatların bulunmaması değildir. Bilakis onlar Allah’tan vahiy ve ilim geldikten sonra şahsî çıkarlar, çekememezlik ve ihtiras yüzünden parçalanmışlardır. Dolayısıyla bunun sorumluluğu Allah’a değil kendilerine aittir. Çünkü Allah Teâlâ’nın açıkça bildirdiği şeriatten saparak çeşitli mezhep ve fırkalar kurmuşlardır. Bunlara, Allah’ın emrine karşı geldiklerinden dolayı hak ettikleri cezanın hemen verilmeyip büyük nispette kıyamet gününe ertelenmesi, Cenâb-ı Hakk’ın bu konuda verdiği bir karardan dolayıdır. “Kitaba mirasçı olanlar”, yani peygamberlerden sonra gelip, onların bıraktıkları ilâhî kitap elerinde bulunanlar, onu hakkiyle okuyup tatbik etmedikleri gibi, üstelik onun hakkında derin bir şüphe içine düşmüşlerdir. Yahudi ve Hristiyanlar bunun en açık bir örneği olduğu gibi, aynı tehlike Resûlullah (s.a.s.)’in bize emanet ettiği Kur’ân-ı Kerîm ve ona vâris olanlar için de geçerlidir. Halbuki Kur’an, hakkında şüphe dilecek bir kitap değil, öğrenilip tatbik edilecek ebedi hidâyet rehberidir.
Nitekim gelen âyet-i kerîme Kur’an’ın getirdiği temel esasları beyân etmektedir:
Muhtasar Tefsir
Kâfirler ve müşrikler ancak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-`in gönderilmesiyle onların üzerine delil ikame edildikten sonra ayrılığa düşmüşlerdir. Ve bu ayrılıkları da ancak zulüm ve haksızlık sebebiyle olmuştur. Eğer Allah`ın ilminde daha önceden belli bir süreye kadar onlardan azabı kıyamet gününe ertelemesi vaadi olmamış olsaydı, mutlaka Allah aralarında hükmederdi. Allah`a küfretmeleri ve resullerini yalanlamaları sebebi ile onları çabucak azaplandırıldı. Şüphesiz Yahudilerden sonra Tevrat`a ve Hristiyanlardan sonra İncil`e varis olanlar ve müşrikler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-`in getirdiği bu Kur`an`ı gerçekten yalanlayarak şüphe içerisinde oldular.