Min fir’avnec innehu kâne ‘âliyen mine-lmusrifîne
Meal
Firavun’dan! Gerçekten Firavun, ululuk taslayan bir zorbaydı; Allah’ın verdiği kabiliyet ve imkânları boşa harcayıp haddi aşanlardan biriydi.
Kur'an Tefsiri
32. âyetteki “bir ilme dayanarak” kaydında iki farklı mâna düşünülebilir:
› Biz onları bilerek, katımızdaki bir bilgiye göre seçtik ve diğer toplumlara üstün kıldık.
› Biz onları, sahip oldukları bilgileri sebebiyle diğer toplumlara üstün kıldık. Bu da bilgili toplumların, buna sahip olmayan diğerlerine bir üstünlük sağlayacağını gösterir. Bilindiği gibi ilmin karşısında kaba kuvvet mağlup olur. Çünkü ilmin icat ettiği teknik, beden gücünden çok daha üstündür. Bugün bir atom bombasının veya en küçük bir nükleer silahın koca bir ordunun yapamayacağı işi gördüğünü; elinde nükleer silah bulunan kişi veya toplumların, buna sahip olmayan milyonları yenebileceğini hepimiz çok iyi bilmekteyiz.
Yeri geldikçe ifade ettiğimiz gibi İsrâiloğullarının âlemlere üstün tutulması devamlılık ifade etmez. Bu üstünlük sadece Hz. Mûsâ’ya tabi oldukları ilk dönemlere aittir. Yoksa onların sonsuza kadar üstün tutuldukları anlamında değildir. Gerçeğin böyle olmadığına tarih de şâhittir. Nitekim İsrâiloğulları Hz. Mûsâ’ya karşı gelip buzağıya tapınca çeşitli azaplara çarptırılmışlar, maymun ve domuza çevrilmişler, daha sonraki yıllarda da uzun süre Babil’de tutsak kalmışlardır.
İsrâiloğulları’na verilen mûcizeler; Firavun’dan kurtarılmaları, onlar için denizin yarılması, bulut ile gölgelendirilmeleri, üzerlerine bıldırcın eti ve kudret helvasının indirilmesi gibi hârikulâde durumlardır. Bunlar onlar için hem bir nimet, hem de bir imtihan vesilesi olmuştur.
Firavun’un izini takip eden müşriklere gelince:Muhtasar Tefsir
Biz, onları Firavun`un azabından kurtardık. Şüphesiz o, Allah`ın emrine ve dinine karşı haddi aşmış bir zorba idi.