Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الدخان

Duhân Sûresi

44. sûreMekkî59 âyetSayfa 495
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

حٰمٓۜ ١

Hâ-Mîm

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ha, Mim.

Muhtasar Tefsir

وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ ٢

Velkitâbi-lmubîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

Muhtasar Tefsir

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِر۪ينَ ٣

İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâraketinc innâ kunnâ munżirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

Muhtasar Tefsir

ف۪يهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَك۪يمٍۜ ٤

Fîhâ yufraku kullu emrin hakîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Muhtasar Tefsir

اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَاۜ اِنَّا كُنَّا مُرْسِل۪ينَۚ ٥

Emran min ‘indinâc innâ kunnâ mursilîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Muhtasar Tefsir

رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُۙ ٦

Rahmeten min rabbikec innehu huve-ssemî’u-l’alîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Muhtasar Tefsir

رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۢ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِن۪ينَ ٧

Rabbi-ssemâvâti vel-ardi vemâ beynehumâs in kuntum mûkinîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Muhtasar Tefsir

لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْي۪ وَيُم۪يتُۜ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ٨

Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumîtus rabbukum ve rabbu âbâ-ikumu-l-evvelîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.

Muhtasar Tefsir

بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ يَلْعَبُونَ ٩

Bel hum fî şekkin yel’abûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.

Muhtasar Tefsir

فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَٓاءُ بِدُخَانٍ مُب۪ينٍۙ ١٠

Fertakib yevme te/tî-ssemâu biduḣânin mubînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

Muhtasar Tefsir

يَغْشَى النَّاسَۜ هٰذَا عَذَابٌ اَل۪يمٌ ١١

Yaġşâ-nnâses hâżâ ‘ażâbun elîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

Muhtasar Tefsir

رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ ١٢

Rabbenâ-kşif ‘annâ-l’ażâbe innâ mu/minûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler.

Muhtasar Tefsir

اَنّٰى لَهُمُ الذِّكْرٰى وَقَدْ جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مُب۪ينٌۙ ١٣

Ennâ lehumu-żżikrâ ve kad câehum rasûlun mubînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌۢ ١٤

Śumme tevellev ‘anhu ve kâlû mu’allemun mecnûnun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

Muhtasar Tefsir

اِنَّا كَاشِفُوا الْعَذَابِ قَل۪يلًا اِنَّكُمْ عَٓائِدُونَۢ ١٥

İnnâ kâşifû-l’ażâbi kalîlâens innekum ‘â-idûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرٰىۚ اِنَّا مُنْتَقِمُونَ ١٦

Yevme nebtişu-lbatşete-lkubrâ innâ muntekimûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.

Muhtasar Tefsir

وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَٓاءَهُمْ رَسُولٌ كَر۪يمٌۙ ١٧

Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir’avne ve câehum rasûlun kerîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki:

Muhtasar Tefsir

اَنْ اَدُّٓوا اِلَيَّ عِبَادَ اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ ١٨

En eddû ileyye ‘ibâdaAllâhis innî lekum rasûlun emînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

Muhtasar Tefsir

وَاَنْ لَا تَعْلُوا عَلَى اللّٰهِۚ اِنّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۚ ١٩

Ve-en lâ ta’lû ‘alaAllâhis innî âtîkum bisultânin mubînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim."

Muhtasar Tefsir

وَاِنّ۪ي عُذْتُ بِرَبّ۪ي وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِۘ ٢٠

Ve-innî ‘użtu birabbî ve rabbikum en tercumûni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Beni taşlamanızdan ötürü, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا ل۪ي فَاعْتَزِلُونِ ٢١

Ve-in lem tu/minû lî fa’tezilûni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Bana inanmazsanız, başımdan çekilin."

Muhtasar Tefsir

فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ ٢٢

Fede’â rabbehu enne hâulâ-ikavmun mucrimûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar, suçlu bir millet olduğu için, Rabbine yardım etmesi için yalvardı.

Muhtasar Tefsir

فَاَسْرِ بِعِبَاد۪ي لَيْلًا اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ ٢٣

Fe-esri bi’ibâdî leylen innekum muttebe’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah da şöyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız."

Muhtasar Tefsir

وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًاۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ ٢٤

Vetruki-lbahra rahvâens innehum cundun muġrakûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur."

Muhtasar Tefsir

كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ ٢٥

Kem terakû min cennâtin ve ’uyûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

Muhtasar Tefsir

وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَر۪يمٍۙ ٢٦

Ve zurû’in ve mekâmin kerîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

Muhtasar Tefsir

وَنَعْمَةٍ كَانُوا ف۪يهَا فَاكِه۪ينَۙ ٢٧

Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

Muhtasar Tefsir

كَذٰلِكَ۠ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا اٰخَر۪ينَ ٢٨

Keżâlikes ve evraśnâhâ kavmen âḣarîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık.

Muhtasar Tefsir

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَر۪ينَ۟ ٢٩

Femâ beket ‘aleyhimu-ssemâu vel-ardu vemâ kânû munzarîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.

Muhtasar Tefsir

وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُه۪ينِۙ ٣٠

Ve lekad necceynâ benî isrâ-île mine-l’ażâbi-lmuhîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.

Muhtasar Tefsir

مِنْ فِرْعَوْنَۜ اِنَّهُ كَانَ عَالِيًا مِنَ الْمُسْرِف۪ينَ ٣١

Min fir’avnec innehu kâne ‘âliyen mine-lmusrifîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.

Muhtasar Tefsir

وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَم۪ينَۚ ٣٢

Ve lekadi-ḣternâhum ‘alâ ‘ilmin ‘alâ-l’âlemîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık.

Muhtasar Tefsir

وَاٰتَيْنَاهُمْ مِنَ الْاٰيَاتِ مَا ف۪يهِ بَلٰٓؤٌا مُب۪ينٌ ٣٣

Ve âteynâhum mine-l-âyâti mâ fîhi belâun mubînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَيَقُولُونَۙ ٣٤

İnne hâulâ-i leyekûlûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

Muhtasar Tefsir

اِنْ هِيَ اِلَّا مَوْتَتُنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَر۪ينَ ٣٥

İn hiye illâ mevtetunâ-l-ûlâ vemâ nahnu bimunşerîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

Muhtasar Tefsir

فَأْتُوا بِاٰبَٓائِنَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٣٦

Fe/tû bi-âbâ-inâ in kuntum sâdikîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

Muhtasar Tefsir

اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۙ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ اَهْلَكْنَاهُمْۘ اِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِم۪ينَ ٣٧

Ehum ḣayrun em kavmu tubbe’in velleżîne min kablihimc ehleknâhums innehum kânû mucrimîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar mı daha üstün yoksa Tubba milleti ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmişizdir, çünkü onlar suçlu idiler.

Muhtasar Tefsir

وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِب۪ينَ ٣٨

Vemâ ḣaleknâ-ssemâvâti vel-arda vemâ beynehumâ lâ’ibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.

Muhtasar Tefsir

مَا خَلَقْنَاهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٣٩

Mâ ḣalaknâhumâ illâ bilhakki velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ م۪يقَاتُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ٤٠

İnne yevme-lfasli mîkâtuhum ecme’îne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ لَا يُغْن۪ي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۙ ٤١

Yevme lâ yuġnî mevlen ‘an mevlen şey-en velâ hum yunsarûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا مَنْ رَحِمَ اللّٰهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ ٤٢

İllâ men rahimaAllâhuc innehu huve-l’azîzu-rrahîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ شَجَرَتَ الزَّقُّومِۙ ٤٣

İnne şecerate-zzakkûmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Muhtasar Tefsir

طَعَامُ الْاَث۪يمِۚۛ ٤٤

Ta’âmu-l-eśîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Muhtasar Tefsir

كَالْمُهْلِۚۛ يَغْل۪ي فِي الْبُطُونِۙ ٤٥

Kelmuhli yaġlî fî-lbutûni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Muhtasar Tefsir

كَغَلْيِ الْحَم۪يمِ ٤٦

Keġalyi-lhamîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Muhtasar Tefsir

خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ اِلٰى سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِۚ ٤٧

Ḣużûhu fa’tilûhu ilâ sevâ-i-lcahîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِه۪ مِنْ عَذَابِ الْحَم۪يمِۜ ٤٨

Śumme subbû fevka ra/sihi min ‘ażâbi-lhamîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Muhtasar Tefsir

ذُقْۚۙ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْكَر۪يمُ ٤٩

Żuk inneke ente-l’azîzu-lkerîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِه۪ تَمْتَرُونَ ٥٠

İnne hâżâ mâ kuntum bihi temterûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي مَقَامٍ اَم۪ينٍۙ ٥١

İnne-lmuttekîne fî makâmin emînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ ٥٢

Fî cennâtin ve ’uyûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

Muhtasar Tefsir

يَلْبَسُونَ مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَقَابِل۪ينَۚ ٥٣

Yelbesûne min sundusin ve-istebrakin mutekâbilîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.

Muhtasar Tefsir

كَذٰلِكَ۠ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍۜ ٥٤

Keżâlike ve zevvecnâhum bihûrin ‘înin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz.

Muhtasar Tefsir

يَدْعُونَ ف۪يهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ اٰمِن۪ينَۙ ٥٥

Yed’ûne fîhâ bikulli fâkihetin âminîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.

Muhtasar Tefsir

لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا الْمَوْتَ اِلَّا الْمَوْتَةَ الْاُو۫لٰىۚ وَوَقٰيهُمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِۙ ٥٦

Lâ yeżûkûne fîhâ-lmevte illâ-lmevtete-l-ûlâs ve vekâhum ‘ażâbe-lcahîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

Muhtasar Tefsir

فَضْلًا مِنْ رَبِّكَۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ ٥٧

Fadlen min rabbikec żâlike huve-lfevzu-l’azîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ٥٨

Fe-innemâ yessernâhu bilisânike le’allehum yeteżekkerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

Muhtasar Tefsir

فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ ٥٩

Fertakib innehum murtakibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

Muhtasar Tefsir

Duhân Sûresi hakkında

Âyet
59
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
64.
Kelime
346
Harf
1.455
Cüz
25.
Sayfa
495
Duhan suresi kaç ayettir?

Duhân Sûresi 59 âyettir.

Duhan suresi Mekki mi Medeni mi?

Duhân Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Duhan suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Duhân Sûresi, mushaf sıralamasında 44. sûredir; iniş sırasına göre 64. sûredir.

Duhan suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Duhân Sûresi 25. cüzde, mushafın 495. sayfasında başlar.

Surah Ad-Dukhan in English · Duxan surəsi · Duxon surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma