Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Kamer Sûresi Tefsiri

Kamer Sûresi 2. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ ٢

Ve-in yerav âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirrun

Meal

Fakat müşrikler ne zaman bir mûcize görseler sırtlarını döner ve: “Bu, öteden beri süregelen kuvvetli bir büyüdür” derler.

Kur'an Tefsiri

Müşriklerin mûcize talebi üzerine mehtaplı bir gecede Allah Resûlü (s.a.s.), Rabbine dua etmiş, ay ikiye bölünmüş ve bu mûcize her taraftan görülmüştü. Ay ikiye ayrıldığında bir parçası Ebû Kubeys dağı tarafında, diğer parçası Kuaykıân dağı tarafında müşâhede edildi. Müşrikler, bizzat gördükleri bu apaçık mûcizeye rağmen yine de imana gelmekten kaçındılar. Hattâ Ebû Cehil “Bu bir sihirdir!” diye­rek bu mûcizeyi de inkâr etti. Yine bu hârikulâde olayı müşâhede eden müşrikler, Efendimiz (s.a.s.) için: “Bizi büyüledi, ama herkesi büyüleyemez!” dediler. Bunun üzerine, Mekke dışındaki uzak yerlerden gelen kervanlara da böyle bir hâdise görüp görmediklerini sordular. Onlar da ayın yarıldığını gördüklerini bildirdiler. Bu hâdisenin ardından bu âyet-i kerîmeler nâzil oldu. (bk. Tirmizî, Tefsir 54/3286; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 38; Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 418)

Efendimiz (s.a.s.)’in bir mûcizesi olarak ayın yarılması ve tekrar eski haline gelmesi gayet tabii karşılanacak bir durumdur. Dolayısıyla âyet-i kerîmenin bu mühim hâdiseye işaret ettiği ve bunun kıyâmetin yaklaştığını gösteren önemli bir alamet olduğu anlaşılmaktadır. Bununla beraber, Kur’ân-ı Kerîm’in kıyâmet ve sonrası hâdiselerden çoğunlukla “olmuş bitmiş” anlamında mazi sigasıyla bahsettiği bir gerçektir. Bu üslup, kâfirlerin inkâr ettiği bu hakîkatlerin doğruluğunu ve mutlaka meydana geleceğini göstermesi açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla burada da, bir taraftan “şakk-ı kamer: ayın yarılması” mûcizesine işaret edilirken, bir taraftan da kıyâmetin kopuşu esnâsında ayın başına gelecek hallerden de bahsedildiğinde şüphe yoktur. Allah Resûlü (s.a.s.)’in gelişiyle âhir zaman başlamış, onunla birlikte vuku bulan tüm olaylar kıyâmetin alameti sayılmış, kıyâmet iyice yaklaşmış ve artık kâinat kıyâmetin kopuş sürecine girmiştir. Nitekim Resûlullah (s.a.s.), ashâbına kıyâmetin ne kadar yakın olduğunu anlatmak için şehâdet parmağıyla orta parmağını göstererek şöyle buyurdu:

“Benimle kıyâmetin arası, şu iki parmağım arası kadar yaklaştığı zamanda ben peygamber olarak gönderildim.” (Buhârî, Rikâk 39; Müslim, Cuma 43)

Bir defasında da Resûl-i Ekrem (s.a.s.) ashâbına dünyanın ömrünün iyice azaldığını ve sayılı günleri kaldığını anlatmak için batmakta olan güneşi gösterdi ve şöyle buyurdu:

“Bugünün geçen saatlerine göre kalan saatleri ne kadar kısa ise, dünyanın geçen ömrüne göre kalan ömrü de o kadar kısadır.” (Tirmizî, Fiten 26; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 133)

Buna rağmen:

Muhtasar Tefsir

Şayet müşrikler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-`in doğruluğuna delalet eden apaçık deliller görseler onu kabul etmekten yüz çevirirler ve şöyle derler: "Görmüş olduğumuz bu apaçık delil ve kanıtlar batıl bir sihirdir."

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma