Vemâ huve illâ żikrun lil’âlemîne
Meal
Oysa Kur’an, bütün şuurlu varlıklar için bir öğüt, bir ders, bir hatırlatma kitabıdır.
Kur'an Tefsiri
Müşriklerin, Resûlullah (s.a.s.)’e düşmanlıkları had safhadaydı. Kur’ân-ı Kerîm’i işittikleri zaman düşmanlık duyguları iyice galeyana geliyordu. Gözleriyle neredeyse Efendimiz (s.a.s.)’i devirecekmiş gibi kin ve nefretle bakıyorlardı. Çünkü Kur’an’ın ilâhî bir kelâm olduğunu hissediyor, içlerinden hayranlık duyuyor, fakat insanları ona imandan çevirebilmek için tek çare olarak Peygamberimiz (s.a.s.)’e saldırıyor ve ona deli diyorlardı. Halbuki Kur’an bütün insanlar için ilâhî bir hatırlatmadır. Peygamber de o hatırlatmayı insanlara tebliğ eden şerefli bir elçidir.
51. âyet “göz değmesi” anlamına gelen nazarın gerçek olduğunu gösterir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Göz değmesi bir gerçektir.” (Buhârî, Tıb 36; Müslim, Tıb 41, 42)
“Eğer kaderi bir şey geçecek olsaydı, göz değmesi kaderi geçerdi.” (Müslim, Tıb 42; Tirmizî, Tıb 17)
Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatır:
Allah Resûlü (s.a.s.) cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihâyet Muavvizeteyn yani Felak ve Nâs sûreleri nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16; İbn Mâce, Tıb 33)
Kalem sûresinde “işlerin sarpa saracağı, paçaların tutuşacağı gün” diye işaret edilen kıyâmet gününün korkunç hallerini örnekleriyle açıklayıp son derece etkili öğütler vermek; Kur’an’ın ve peygamberin doğruluğunu kesin delilleriyle ortay koymak üzere şimdi Hâkka sûresi geliyor:Muhtasar Tefsir
Oysa sana indirilmiş olan bu Kur’an, insanlar ve cinlere bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.