Kellâ lemmâ yakdi mâ emerahu
Meal
Ne var ki o inkârcı insan, Allah’ın kendisine emrettiklerini tam olarak yerine getirmez!
Kur'an Tefsiri
“Kahrolası insan!” sözü, elbette Allah’ı tanımayan, O’nun nimetlerine nankörlük eden kişi ve kişilere aittir. Çünkü Allah’a inanan ve O’na gerçek kul olan mü’min, Hak katında şerefli ve değerlidir. O, Cenâb-ı Hakk’ın azarını değil, takdirini kazanmıştır.
Allah’ın insana en büyük ikramı, onu yaratıp varlık âlemine getirmesidir. Bu vesileyle burada insanın nutfeden başlayarak, ana rahminde biçimlendirilip dünyaya gelmesinden, ölüp kabre konulması ve tekrar diriltilmesine kadar tüm hayat serüveni ana çizgileriyle ortaya konulmakta, ondan, kendi yaratılışı hakkında derinden derine tefekkür etmesi ve bizzat kendi varlığı üzerinde bunca tasarruflarda bulunan o Yüce Kudret’i tanıması istenmektedir. Çünkü insan, bu kadar nimetler karşısında nankörlük yapmakta, Rabbini tanımamakta ve O’nun emirlerini tam olarak yerine getirmemektedir. Nitekim:
“Hâtırından çıkmasın dünyaya üryân geldiğin”[1] diyeren şâir Bâkî insanı aslını düşünmeye yönlendirir.
Yûnus Emre de:
“Ana karnından geldik pazara
Bir kefen aldık döndük mezara” diyerek insana hem başlangıç noktasını hem de sonunu hatırlatır.
Şimdi de insanın içine batıp kaybolduğu o derin gaflet çukurundan kurtulabilmesi için buyruluyor ki:[1] Üryân: Çıplak, hiçbir şeyi olmayarak.
Muhtasar Tefsir
Bu mesele o kâfirin zannettiği gibi değildir. O, Rabbinin üzerine yüklediği hakları yerine getirmediği gibi, Rabbinin ona zorunlu kıldığı farzları da yerine getirmiş değildir.