Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الصف

Saf Sûresi

61. sûreMedenî14 âyetSayfa 550
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١

Sebbeha liAllâhi mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardis ve huve-l’azîzu-lhakîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O, güçlüdür, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ ٢

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef’alûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?

Muhtasar Tefsir

كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ ٣

Kebura makten ‘indaAllâhi en tekûlû mâ lâ tef’alûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفًّا كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ ٤

İnnaAllâhe yuhibbu-lleżîne yukâtilûne fî sebîlihi saffen ke-ennehum bunyânun mersûsun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde çarpışanları sever.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَن۪ي وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْۜ فَلَمَّا زَاغُٓوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ ٥

Ve-iż kâle mûsâ likavmihi yâ kavmi lime tu/żûnenî ve kad ta’lemûne ennî rasûluAllâhi ileykums felemmâ zâġû ezâġaAllâhu kulûbehumc vaAllâhu lâ yehdî-lkavme-lfâsikîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Musa milletine: "Ey milletim! Beni niçin incitirsiniz? Oysa, benim size gönderilmiş Allah'ın bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz" demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.

Muhtasar Tefsir

وَاِذْ قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْت۪ي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُٓ اَحْمَدُۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ٦

Ve-iż kâle ‘îsâ-bnu meryeme yâ benî isrâ-île innî rasûluAllâhi ileykum musaddikan limâ beyne yedeyye mine-ttevrâti ve mubeşşiran birasûlin ye/tî min ba’dî-smuhu ahmedus felemmâ câehum bilbeyyinâti kâlû hâżâ sihrun mubînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Meryem oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim" demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: "Bu, apaçık bir sihirdir" demişlerdi.

Muhtasar Tefsir

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعٰٓى اِلَى الْاِسْلَامِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ٧

Vemen azlemu mimmeni-fterâ ‘alaAllâhi-lkeżibe ve huve yud’â ilâ-l-islâmic vaAllâhu lâ yehdî-lkavme-zzâlimîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Müslüman olmağa çağırılmışken gelmeyip Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalim olan milleti doğru yola eriştirmez.

Muhtasar Tefsir

يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ٨

Yurîdûne liyutfi-û nûraAllâhi bi-efvâhihim vaAllâhu mutimmu nûrihi velev kerihe-lkâfirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek isterler. İnkarcılar ne kadar istemeseler de, Allah nurunu, dinini tamamlayacaktır.

Muhtasar Tefsir

هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ۟ ٩

Huve-lleżî ersele rasûlehu bilhudâ vedîni-lhakki liyuzhirahu ‘alâ-ddîni kullihi velev kerihe-lmuşrikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ortak koşanlar istemese de, dinini bütün dinlerden üstün kılmak için, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve gerçek dinle gönderen O'dur.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى تِجَارَةٍ تُنْج۪يكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ ١٠

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû hel edullukum ‘alâ ticâratin tuncîkum min ‘ażâbin elîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?

Muhtasar Tefsir

تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۙ ١١

Tu/minûne biAllâhi ve rasûlihi ve tucâhidûne fî sebîliAllâhi bi-emvâlikum ve enfusikumc żâlikum ḣayrun lekum in kuntum ta’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin için en iyi yoldur.

Muhtasar Tefsir

يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً ف۪ي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۙ ١٢

Yaġfir lekum żunûbekum ve yudḣilkum cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ve mesâkine tayyibeten fî cennâti ‘adninc żâlike-lfevzu-l’azîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Böyle yaparsanız, Allah günahlarınızı size bağışlar, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. Büyük kurtuluş budur.

Muhtasar Tefsir

وَاُخْرٰى تُحِبُّونَهَاۜ نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَر۪يبٌۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ ١٣

Ve uḣrâ tuhibbûnehâs nasrun minaAllâhi ve fethun karîbunk ve beşşiri-lmu/minîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bundan başka, sevdiğiniz bir şey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. İnananlara müjde ver.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ وَكَفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ ١٤

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû kûnû ensâraAllâhi kemâ kâle ‘îsâ-bnu meryeme lilhavâriyyîne men ensârî ilaAllâhis kâle-lhavâriyyûne nahnu ensâruAllâhis fe-âmenet tâ-ifetun min benî isrâ-île ve keferat tâ-ifetuns fe-eyyednâ-lleżîne âmenû ‘alâ ‘aduvvihim fe-asbehû zâhirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inananlar! Allah'ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oğlu İsa, Havarilere: "Allah'a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?" deyince, Havariler: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz" demişlerdi. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de üstün geldiler.

Muhtasar Tefsir

Saf Sûresi hakkında

Âyet
14
İniş yeri
Medine
İniş sırası
109.
Kelime
221
Harf
945
Cüz
28.
Sayfa
550
Saf suresi kaç ayettir?

Saf Sûresi 14 âyettir.

Saf suresi Mekki mi Medeni mi?

Saf Sûresi Medine'de indirilmiş Medenî bir sûredir.

Saf suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Saf Sûresi, mushaf sıralamasında 61. sûredir; iniş sırasına göre 109. sûredir.

Saf suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Saf Sûresi 28. cüzde, mushafın 550. sayfasında başlar.

Surah As-Saff in English · Səff surəsi · Saf surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma