Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الطلاق

Talâk Sûresi

65. sûreMedenî12 âyetSayfa 557
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحْصُوا الْعِدَّةَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمْۚ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ لَا تَدْر۪ي لَعَلَّ اللّٰهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذٰلِكَ اَمْرًا ١

Yâ eyyuhâ-nnebiyyu iżâ tallektumu-nnisâe fetallikûhunne li’iddetihinne ve ahsû-l’iddetes vettekûAllâhe rabbekum lâ tuḣricûhunne min buyûtihinne velâ yaḣrucne illâ en ye/tîne bifâhişetin mubeyyinetinc vetilke hudûduAllâhic vemen yete’adde hudûdaAllâhi fekad zaleme nefsehuc lâ tedrî le’allaAllâhe yuhdiśu ba’de żâlike emrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah'tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَاَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَاَق۪يمُوا الشَّهَادَةَ لِلّٰهِۜ ذٰلِكُمْ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًاۙ ٢

Fe-iżâ belaġne ecelehunne fe-emsikûhunne bima’rûfin ev fârikûhunne bima’rûfin ve eşhidû żevey ‘adlin minkum ve akîmû-şşehâdete liAllâhis żâlikum yû’azu bihi men kâne yu/minu biAllâhi velyevmi-l-âḣiric vemen yettekiAllâhe yec’al lehu meḣracân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.

Muhtasar Tefsir

وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا ٣

Ve yerzukhu min hayśu lâ yahtesibuc vemen yetevekkel ‘alaAllâhi fehuve hasbuhuc innaAllâhe bâliġu emrihic kad ce’alaAllâhu likulli şey-in kadrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.

Muhtasar Tefsir

وَالّٰٓـ۪ٔي يَئِسْنَ مِنَ الْمَح۪يضِ مِنْ نِسَٓائِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلٰثَةُ اَشْهُرٍۙ وَالّٰٓـ۪ٔي لَمْ يَحِضْنَۜ وَاُو۬لَاتُ الْاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِه۪ يُسْرًا ٤

Vellâ-î ye-isne mine-lmehîdi min nisâ-ikum ini-rtebtum fe’iddetuhunne śelâśetu eşhurin vellâ-î lem yehidnec ve ulâtu-l-ahmâli eceluhunne en yeda’ne hamlehunnec vemen yettekiAllâhe yec’al lehu min emrihi yusrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır; gebe olanların iddeti, doğurmaları ile tamamlanır. Allah, buyruğuna karşı gelmekten sakınan kimseye işinde kolaylık verir.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ اَمْرُ اللّٰهِ اَنْزَلَهُٓ اِلَيْكُمْۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِه۪ وَيُعْظِمْ لَهُٓ اَجْرًا ٥

Żâlike emruAllâhi enzelehu ileykumc vemen yettekiAllâhe yukeffir ‘anhu seyyi-âtihi ve yu’zim lehu ecrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu, Allah'ın size indirmiş olduğu buyruğudur. Kim Allah'ın buyruğuna karşı gelmekten sakınırsa, O, onun kötülüklerini örter, ecrini büyültür.

Muhtasar Tefsir

اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ ٦

Eskinûhunne min hayśu sekentum min vucdikum velâ tudârrûhunne litudayyikû ‘aleyhinnec ve-in kunne ulâti hamlin fe-enfikû ‘aleyhinne hattâ yeda’ne hamlehunnec fe-in arda’ne lekum feâtûhunne ucûrahunnes ve/temirû beynekum bima’rûfins ve-in te’âsertum feseturdi’u lehu uḣrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Boşadığınız, fakat iddeti dolmamış kadınları gücünüz nispetinde, kendi oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğurmalarına kadar nafakalarını verin. Çocuğu sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin; aranızda uygun bir şekilde anlaşın; eğer güçlükle karşılaşırsanız çocuğu başka bir kadın emzirebilir.

Muhtasar Tefsir

لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا۟ ٧

Liyunfik żû se’atins min se’atihi vemen kudira ‘aleyhi rizkuhu felyunfik mimmâ âtâhuAllâhuc lâ yukellifuAllâhu nefsen illâ mâ âtâhâc seyec’aluAllâhu ba’de ‘usrin yusrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Varlıklı olan kimse, nafakayı varlığına göre versin; rızkı ancak kendisine yetecek kadar verilmiş olan kimse, Allah'ın kendisine verdiğinden versin; Allah kimseye, verdiği rızkı aşan bir yük yüklemez. Allah, güçlükten sonra kolaylık verir.

Muhtasar Tefsir

وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِه۪ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَابًا شَد۪يدًا وَعَذَّبْنَاهَا عَذَابًا نُكْرًا ٨

Ve ke-eyyin min karyetin ‘atet ‘an emri rabbihâ ve rusulihi fehâsebnâhâ hisâben şedîden ve ’ażżebnâhâ ‘ażâben nukrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rablerinin ve O'nun peygamberlerinin buyruğundan çıkan nice kasabalar halkını Biz, çetin bir hesaba çekmiş, onları, görülmedik bir azaba uğratmışızdır.

Muhtasar Tefsir

فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْرًا ٩

Feżâkat ve bâle emrihâ ve kâne ‘âkibetu emrihâ ḣusrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, işlerinin karşılığını tattılar; işlerinin sonu hüsran oldu.

Muhtasar Tefsir

اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَد۪يدًا فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْرًاۙ ١٠

E’addaAllâhu lehum ‘ażâben şedîdâens fettekûAllâhe yâ ulî-l-elbâbi-lleżîne âmenûc kad enzelaAllâhu ileykum żikrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Ey inanmış olan akıl sahipleri! Allah'tan sakının; Allah size Kuran'ı indirmiştir.

Muhtasar Tefsir

رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقًا ١١

Rasûlen yetlû ‘aleykum âyâtiAllâhi mubeyyinâtin liyuḣrice-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti mine-zzulumâti ilâ-nnûric vemen yu/min biAllâhi ve ya’mel sâlihan yudḣilhu cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ ebedâens kad ahsenaAllâhu lehu rizkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnanıp yararlı işler işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere, size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş işlerse, Allah onu, içinde temelli ve sonsuz kalınacak, içlerinden ırmaklarakan cennetlere koyar. Allah ona gerçekten güzel rızık vermiştir.

Muhtasar Tefsir

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا ١٢

Allâhu-lleżî ḣaleka seb’a semâvâtin ve mine-l-ardi miślehunne yetenezzelu-l-emru beynehunne lita’lemû ennaAllâhe ‘alâ kulli şey-in kadîrun ve ennaAllâhe kad ehâta bikulli şey-in ‘ilmân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır, Allah'ın herşeye Kadir olduğunu ve Allah'ın ilminin herşeyi kuşattığını bilmeniz için Allah'ın buyruğu bunlar arasında iner durur.

Muhtasar Tefsir

Talâk Sûresi hakkında

Âyet
12
İniş yeri
Medine
İniş sırası
99.
Kelime
287
Harf
1.184
Cüz
28.
Sayfa
557
Talak suresi kaç ayettir?

Talâk Sûresi 12 âyettir.

Talak suresi Mekki mi Medeni mi?

Talâk Sûresi Medine'de indirilmiş Medenî bir sûredir.

Talak suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Talâk Sûresi, mushaf sıralamasında 65. sûredir; iniş sırasına göre 99. sûredir.

Talak suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Talâk Sûresi 28. cüzde, mushafın 557. sayfasında başlar.

Surah At-Talaq in English · Talaq surəsi · Taloq surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma