Nebbi/ ‘ibâdî ennî enâ-lġafûru-rrahîmu
Meal
Rasûlüm! Kullarıma şunu haber ver: Elbette ben, evet ben çok bağışlayıcıyım ve çok merhamet edenim.
Kur'an Tefsiri
Allah Teâlâ kullarını hem ümitlendirmekte hem de korkutmakta, böylece onların dâimâ korku ile ümit arasında bulunmalarını istemektedir. Kul bir taraftan Allah’ın mağfiret ve rahmetini taleple ümitlenecek, bir taraftan da O’nun pek acıklı azabını düşünerek korkuya kapılacaktır. Böylece kalp, sürekli korku ve ümit kanatlarını çırparak Rabbine doğru mesâfe alacaktır. Kanatlardan biri olmaz veya arızâlı olursa uçuşun gerçekleşmeyeceği malum bir durumdur.
Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Eğer mü’min, Allah yanındaki cezalandırmanın şiddetini bilseydi, hiç kimse onun cennetine girmeyi ümit etmezdi. Şayet kâfir, Allah yanındaki rahmetin genişliğini bilseydi, hiç kimse onun rahmetinden ümit kesmezdi.” (Müslim, Tevbe 23)
Şimdi ilâhî rahmetin ve gazabın tecelli ettiği iki örnek olarak Hz. İbrâhim’le Lût kavminin hâli dikkatlere sunulur:
Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Onlardan tövbe edenleri bağışlayacağımı ve merhamet edeceğimi kullarıma bildir.