اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ ٥٩
İllâ mevtetenâ-l-ûlâ vemâ nahnu bimu’ażżebîne
Meal
“Dünyadan ayrılırken tattığımız o ilk ölümümüzden başka? Azaba da uğratılmayacağız, değil mi?”
Kur'an Tefsiri
Cennetlikler, bir şüpheden hareketle değil, orada artık bir daha ölümün olmadığını; dünya ve âhiret azaplarından hiçbirinin artık kendilerine ulaşmayacağını öğrenince duydukları şaşkınlık ve o büyük mutluluk sebebiyle “Bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Bize bir azap bulaşmayacak, değil mi” diyeceklerdir. Bu ifadeler, onların eriştikleri huzur ve mutluluğun derecesini göstermektedir.
Dünyada önümüze hedef olarak koyduğumuz bir takım başarı ölçülerimiz olabilir. Onları başardıkça da sevinebiliriz. Bir okul bitirmek, bir kitap yazmak, bir rütbeye erişmek, uluslararası bir ödül kazanmak, iyi bir ticaret yapıp büyük kârlar elde etmek, ev almak, araba almak vs. bu fani başarılara birer misaldir. Fakat Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesi ve burada sunulan dehşetli âhiret manzarasının delâletiyle, en büyük başarının cennete ve rızây-ı Bârî’ye erişmek olduğu anlaşılır. Dünyadaki meşrû say ü gayretimizi ihmal etmemekle beraber, kendisinde çalışma ve bir şeyi başarma azmi olanların esas âhiret başarısı için çalışmaları, hatta dünyadaki tüm meşguliyetlerini de bu istikâmete yönlendirmeleri istenir. Çünkü böyle yapmakla kurtulacağı cehennem azabı ile elde edeceği cennet nimetlerini kıyaslamak bile zordur:Muhtasar Tefsir
Dünya hayatındaki ilk ölümden sonra artık bir daha ölmeyeceğiz. Bilakis biz cennette ebedî kalacağız. Bizler kâfirler gibi azaba uğrayanlardan olmayacağız.