KuliAllâhe a’budu muḣlisan lehu dînî
Meal
De ki: “Ben, her türlü şirk ve gösterişten uzak durup taat ve ibâdetimi yalnız Allah’a has kılarak sadece O’na kulluk ederim.”
Kur'an Tefsiri
Peygamberimiz (s.a.s.), hangi şartlar altında olursa olsun, ibâdet ve itaatini yalnız Allah’a hâlis kılarak, sadece O’nun rızâsını kastederek, yaratılmışlardan hiçbir takdir, teşekkür ve çıkar beklemeyerek yalnızca Allah’a kulluk yapmakla sorumludur. Getirdiği dini bütün yönleriyle ilk tatbik eden müslüman o olduğu gibi, müslümanlıkta da sürekli olarak rakipsiz zirvede olan yine odur. Hiçbir zaman bulunduğu o zirveden geri kaymayacak, hatta teslimiyette daha da öteye gidecektir. Öyle ki, yeryüzünde kendinden başka bir tek mü’min kalmamış olsa bile, asla yılgınlığa, ümitsizliğe kapılmayacak, gerekirse tek başına mücâdeleye devam edecektir. Tüm kalbiyle, tüm benliği ile Allah’ın buyruklarına boyun eğerek; niyet, söz, fiil ve davranışlarıyla, hayatı ve ölümüyle mü’minlere örneklik edecek, dâima müslümanların ilki ve öncüsü olacaktır. “Korkarım ben, eğer Rabbime karşı gelecek olursam, büyük bir günün azabından korkarım” (Zümer 39/13) beyânı, kötülük yapması halinde Peygamber (s.a.s.)’in de başka insanlar gibi Allah’ın azabına uğrayacağını, prensip olarak kendisine bu hususta bir muhtariyet tanınmadığını haber vermesi bakımından dikkat çekicidir. Hâsılı, Allah’ın azabı peygamberlerin bile titrediği dehşetli bir mâhiyettedir. Onu hafif görmek veya korkmamak imansızlık ve cehâletin bir göstergesidir.
Bu gerçekleri öğrendikten sonra:Muhtasar Tefsir
Ey Resul! De ki: "Şüphesiz ben, ibadetimi yalnızca Allah`a halis kılarak O`na ibadet ederim ve O`nunla beraber başkasına ibadet etmem."