Lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardis vehuve-l’aliyyu-l’azîmu
Meal
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Gerçek mânada yüce ve büyük olan yalnız O’dur.
Kur'an Tefsiri
Önceki peygamberlere de, son olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e de vahyeden Allah Teâlâ’dır. Vahiy gerçeğinin, Cenâb-ı Hakk’ın “Azîz: karşı gelinemez bir kudret ve kuvvet sahibi” ve “Hakîm: yaptığı her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olan” isimleriyle çok yakın irtibatı vardır. Yani O, birine vahyetmek istediği zaman hiç kimse bunu engelleme imkânına sahip olmadığı gibi, vahyedilen tâlimatların tebliğini, yayılmasını ve insanlığa tesirini de hiç kimse engelleyemeyecektir. Bu, dâvasında başarılı olacağı yönünde Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e bir müjde, Kur’an karşısında mağlup olacaklarına dair müşriklere de bir uyarıdır. Hem vahiyle gelen dinî tâlimatlar, insanları boşuna uğraştırmak ve yormak için değil, kesinlikle onların dünya ve âhiret faydasınadır. Çünkü Hakîm olan Allah, boş ve hikmetsiz bir iş yapmaktan pak ve yücedir.
Öyle ki:Muhtasar Tefsir
Göklerde ve yerde bulunan her şey bütün mâhlukat, bütün mülkler, bütün düzenlemeler ve yönetmeler O`nundur. O kendi zatında, takdirinde ve her şeye galip gelmesinde çok yücedir ve en üsttedir.