وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًاۙ ١
Vel-’âdiyâti dabhân
And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;
وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًاۙ ١
Vel-’âdiyâti dabhân
And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;
فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًاۙ ٢
Fel-mûriyâti kadhân
And olsun kıvılcımlar saçanlara;
فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحًاۙ ٣
Fel-muġîrâti subhân
Sabah sabah akına çıkanlara;
فَاَثَرْنَ بِه۪ نَقْعًاۙ ٤
Fe-eśerne bihi nak’ân
Ve tozu dumana katanlara;
فَوَسَطْنَ بِه۪ جَمْعًاۙ ٥
Fe-vesatne bihi cem’ân
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:
اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ ٦
İnne-l-insâne lirabbihi lekenûdun
İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ ٧
Ve-innehu ‘alâ żâlike leşehîdun
Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.
وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ ٨
Ve-innehu lihubbi-lḣayri leşedîdun
Gerçekten mala da pek düşkündür.
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ ٩
Efelâ ya’lemu iżâ bu’śira mâ fî-lkubûri
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ ١٠
Ve hussile mâ fî-ssudûri
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ ١١
İnne rabbehum bihim yevme-iżin leḣabîrun
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.
Âdiyât Sûresi 11 âyettir.
Âdiyât Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.
Âdiyât Sûresi, mushaf sıralamasında 100. sûredir; iniş sırasına göre 14. sûredir.
Âdiyât Sûresi 30. cüzde, mushafın 599. sayfasında başlar.