Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
الجُزْءُ ٣٠

30. Cüz

Nebe' 78:1 → Nâs 114:6 Sayfa 581–604 564 âyet
Nebe'NâziâtAbeseTekvîrİnfitârMutaffifînİnşikâkBürûcTârıkA'lâGâşiyeFecrBeledŞemsLeylDuhâİnşirâhTînAlakKadrBeyyineZilzâlÂdiyâtKâriaTekâsürAsrHümezeFîlKureyşMâûnKevserKâfirûnNasrTebbetİhlâsFelakNâs
Mushaf
سُورَةُ النبأ

Nebe' Sûresi

78. sûreMekkî40 âyetSayfa 581
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ ١

‘Amme yetesâelûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Neyi soruşturuyorlar?

Muhtasar Tefsir

عَنِ النَّبَاِ الْعَظ۪يمِۙ ٢

‘Ani-nnebe-i-l’azîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ ٣

Elleżî hum fîhi muḣtelifûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

Muhtasar Tefsir

كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ ٤

Kellâ seya’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ٥

Śumme kellâ seya’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًاۙ ٦

Elem nec’ali-l-arda mihâdân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

Muhtasar Tefsir

وَالْجِبَالَ اَوْتَادًاۖ ٧

Velcibâle evtâdân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

Muhtasar Tefsir

وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًاۙ ٨

Ve ḣalaknâkum ezvâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi çift çift yarattık;

Muhtasar Tefsir

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًاۙ ٩

Ve ce’alnâ nevmekum subâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;

Muhtasar Tefsir

وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًاۙ ١٠

Ve ce’alnâ-lleyle libâsân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Geceyi bir örtü yaptık;

Muhtasar Tefsir

وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًاۖ ١١

Ve ce’alnâ-nnehâra me’âşân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;

Muhtasar Tefsir

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًاۙ ١٢

Ve beneynâ fevkakum seb’an şidâdân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;

Muhtasar Tefsir

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًاۖ ١٣

Ve ce’alnâ sirâcen vehhâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Parlak ışık veren güneşi varettik;

Muhtasar Tefsir

وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجًاۙ ١٤

Ve enzelnâ mine-lmu’sirâti mâen śeccâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

Muhtasar Tefsir

لِنُخْرِجَ بِه۪ حَبًّا وَنَبَاتًاۙ ١٥

Linuḣrice bihi habben ve nebâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

Muhtasar Tefsir

وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًاۜ ١٦

Ve cennâtin elfâfân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتًاۙ ١٧

İnne yevme-lfasli kâne mîkâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجًاۙ ١٨

Yevme yunfeḣu fî-ssûri fete/tûne efvâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

Muhtasar Tefsir

وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًاۙ ١٩

Vefutihati-ssemâu fekânet ebvâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gökler kapı kapı açılacaktır.

Muhtasar Tefsir

وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًاۜ ٢٠

Ve suyyirati-lcibâlu fekânet serâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dağlar yürütülüp serap olacaktır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًاۙ ٢١

İnne cehenneme kânet mirsâdân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

Muhtasar Tefsir

لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰبًاۙ ٢٢

Littâġîne meâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

Muhtasar Tefsir

لَابِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَابًاۚ ٢٣

Lâbiśîne fîhâ ahkâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.

Muhtasar Tefsir

لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ ٢٤

Lâ yeżûkûne fîhâ berden velâ şerâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

Muhtasar Tefsir

اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ ٢٥

İllâ hamîmen ve ġassâkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

Muhtasar Tefsir

جَزَٓاءً وِفَاقًا ٢٦

Cezâen vifâkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًاۙ ٢٧

İnnehum kânû lâ yercûne hisâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.

Muhtasar Tefsir

وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّابًاۜ ٢٨

Ve keżżebû bi-âyâtinâ kiżżâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.

Muhtasar Tefsir

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ٢٩

Ve kulle şey-in ahsaynâhu kitâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.

Muhtasar Tefsir

فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا۟ ٣٠

Feżûkû felen nezîdekum illâ ‘ażâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."

Muhtasar Tefsir

اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازًاۙ ٣١

İnne lilmuttekîne mefâzân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Muhtasar Tefsir

حَدَٓائِقَ وَاَعْنَابًاۙ ٣٢

Hadâ-ika ve a’nâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Muhtasar Tefsir

وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًاۙ ٣٣

Ve kevâ’ibe etrâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Muhtasar Tefsir

وَكَأْسًا دِهَاقًاۜ ٣٤

Ve ke/sen dihâkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Muhtasar Tefsir

لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًاۚ ٣٥

Lâ yesme’ûne fîhâ laġven velâ kiżżâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada boş ve yalan söz işitmezler.

Muhtasar Tefsir

جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَابًاۙ ٣٦

Cezâen min rabbike ‘atâen hisâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.

Muhtasar Tefsir

رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ ٣٧

Rabbi-ssemâvâti vel-ardi vemâ beynehumâ-rrahmânis lâ yemlikûne minhu ḣitâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ٣٨

Yevme yekûmu-rrûhu velmelâ-iketu saffâns lâ yetekellemûne illâ men eżine lehu-rrahmânu ve kâle savâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ مَاٰبًا ٣٩

Żâlike-lyevmu-lhakkus femen şâe-tteḣaże ilâ rabbihi meâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.

Muhtasar Tefsir

اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَر۪يبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَابًا ٤٠

İnnâ enżernâkum ‘ażâben karîben yevme yenzuru-lmer-u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlu-lkâfiru yâ leytenî kuntu turâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ النازعات

Nâziât Sûresi

79. sûreMekkî46 âyetSayfa 582
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًاۙ ١

Ve-nnâzi’âti ġarkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,

Muhtasar Tefsir

وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًاۙ ٢

Ve-nnâşitâti neştân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Canları kolaylıkla alanlara and olsun,

Muhtasar Tefsir

وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًاۙ ٣

Ve-ssâbihâti sebhân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,

Muhtasar Tefsir

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًاۙ ٤

Fe-ssâbikâti sebkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

Muhtasar Tefsir

فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْرًاۢ ٥

Felmudebbirâti emrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ ٦

Yevme tercufu-rrâcifetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir sarsıntı sarsar.

Muhtasar Tefsir

تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ ٧

Tetbe’uhâ-rrâdifetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Peşinden bir diğeri gelir.

Muhtasar Tefsir

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ ٨

Kulûbun yevme-iżin vâcifetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün kalbler titrer.

Muhtasar Tefsir

اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ ٩

Ebsâruhâ ḣâşi’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanların gözleri yere döner.

Muhtasar Tefsir

يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِۜ ١٠

Yekûlûne e-innâ lemerdûdûne fî-lhâfirati

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"

Muhtasar Tefsir

ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةًۜ ١١

E-iżâ kunnâ ‘izâmen naḣiraten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"

Muhtasar Tefsir

قَالُوا تِلْكَ اِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ ١٢

Kâlû tilke iżen kerratun ḣâsiratun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ ١٣

Fe-innemâ hiye zecratun vâhidetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ ١٤

Fe-iżâ hum bi-ssâhirati

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

Muhtasar Tefsir

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ١٥

Hel etâke hadîśu mûsâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

Muhtasar Tefsir

اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ ١٦

İż nâdâhu rabbuhu bilvâdi-lmukaddesi tuvân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:

Muhtasar Tefsir

اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ ١٧

İżheb ilâ fir’avne innehu taġâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."

Muhtasar Tefsir

فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ ١٨

Fekul hel leke ilâ en tezekkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"

Muhtasar Tefsir

وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ ١٩

Ve ehdiyeke ilâ rabbike fetaḣşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."

Muhtasar Tefsir

فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْكُبْرٰىۘ ٢٠

Fe-erâhu-l-âyete-lkubrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.

Muhtasar Tefsir

فَكَذَّبَ وَعَصٰىۘ ٢١

Fekeżżebe ve ’asâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ ٢٢

Śumme edbera yes’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Geri dönüp yürüdü.

Muhtasar Tefsir

فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ ٢٣

Fehaşera fenâdâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Adamlarını toplayıp seslendi:

Muhtasar Tefsir

فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ ٢٤

Fekâle enâ rabbukumu-l-a’lâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

Muhtasar Tefsir

فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ ٢٥

Fe-eḣażehuAllâhu nekâle-l-âḣirati vel-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟ ٢٦

İnne fî żâlike le’ibraten limen yaḣşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

Muhtasar Tefsir

ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠ ٢٧

E-entum eşeddu ḣalkan emi-ssemâuc benâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Muhtasar Tefsir

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ ٢٨

Rafe’a semkehâ fesevvâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Muhtasar Tefsir

وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ ٢٩

Ve aġtaşe leylehâ ve aḣrace duhâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

Muhtasar Tefsir

وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ ٣٠

Vel-arda ba’de żâlike dehâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ardından yeri düzenlemiştir.

Muhtasar Tefsir

اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰيهَاۖ ٣١

Aḣrace minhâ mâehâ vemer’âhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.

Muhtasar Tefsir

وَالْجِبَالَ اَرْسٰيهَاۙ ٣٢

Velcibâle ersâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dağları yerleştirmiştir.

Muhtasar Tefsir

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ ٣٣

Metâ’an lekum veli-en’âmikum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ ٣٤

Fe-iżâ câeti-ttâmmetu-lkubrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ ٣٥

Yevme yeteżekkeru-l-insânu mâ se’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

Muhtasar Tefsir

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِمَنْ يَرٰى ٣٦

Ve burrizeti-lcahîmu limen yerâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ ٣٧

Fe-emmâ men taġâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Muhtasar Tefsir

وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ ٣٨

Ve âśera-lhayâte-ddunyâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ ٣٩

Fe-inne-lcahîme hiye-lme/vâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ ٤٠

Ve-emmâ men ḣâfe mekâme rabbihi ve nehâ-nnefse ‘ani-lhevâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ ٤١

Fe-inne-lcennete hiye-lme/vâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

Muhtasar Tefsir

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ ٤٢

Yes-elûneke ‘ani-ssâ’ati eyyâne mursâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.

Muhtasar Tefsir

ف۪يمَ اَنْتَ مِنْ ذِكْرٰيهَاۜ ٤٣

Fîme ente min żikrâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nerde senden onu anlatması?

Muhtasar Tefsir

اِلٰى رَبِّكَ مُنْتَهٰيهَاۜ ٤٤

İlâ rabbike muntehâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onun bilgisi Rabbine aittir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشٰيهَاۜ ٤٥

İnnemâ ente munżiru men yaḣşâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.

Muhtasar Tefsir

كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا ٤٦

Ke-ennehum yevme yeravnehâ lem yelbeśû illâ ‘aşiyyeten ev duhâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ عبس

Abese Sûresi

80. sûreMekkî42 âyetSayfa 584
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ ١

‘Abese ve tevellâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

Muhtasar Tefsir

اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ ٢

En câehu-l-a’mâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

Muhtasar Tefsir

وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ ٣

Vemâ yudrîke le’allehu yezzekkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ne bilirsin, belki de o arınacak;

Muhtasar Tefsir

اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ ٤

Ev yeżżekkeru fetenfe’ahu-żżikrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

Muhtasar Tefsir

اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ ٥

Emmâ meni-staġnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

Muhtasar Tefsir

فَاَنْتَ لَهُ تَصَدّٰىۜ ٦

Fe-ente lehu tesaddâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

Muhtasar Tefsir

وَمَا عَلَيْكَ اَلَّا يَزَّكّٰىۜ ٧

Vemâ ‘aleyke ellâ yezzekkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Arınmak istememesinden sana ne?

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ ٨

Ve-emmâ men câeke yes’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Muhtasar Tefsir

وَهُوَ يَخْشٰىۙ ٩

Ve huve yaḣşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Muhtasar Tefsir

فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰىۚ ١٠

Fe-ente ‘anhu telehhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Muhtasar Tefsir

كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ ١١

Kellâ innehâ teżkiratun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.

Muhtasar Tefsir

فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ ١٢

Femen şâe żekerahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dileyen onu öğüt kabul eder.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ ١٣

Fî suhufin mukerrametin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

Muhtasar Tefsir

مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ ١٤

Merfû’atin mutahheratin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

Muhtasar Tefsir

بِاَيْد۪ي سَفَرَةٍۙ ١٥

Bi-eydî seferatin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

Muhtasar Tefsir

كِرَامٍ بَرَرَةٍۜ ١٦

Kirâmin beraratin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

Muhtasar Tefsir

قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ ١٧

Kutile-l-insânu mâ ekferahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!

Muhtasar Tefsir

مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ ١٨

Min eyyi şey-in ḣalekahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah onu hangi şeyden yaratmış?

Muhtasar Tefsir

مِنْ نُطْفَةٍۜ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُۙ ١٩

Min nutfetin ḣalekahu fekadderahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ ٢٠

Śumme-ssebîle yesserahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ ٢١

Śumme emâtehu feakberahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra onu öldürür ve kabre koyar.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُ ٢٢

Śumme iżâ şâe enşerahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.

Muhtasar Tefsir

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۙ ٢٣

Kellâ lemmâ yakdi mâ emerahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.

Muhtasar Tefsir

فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِه۪ۙ ٢٤

Felyenzuri-l-insânu ilâ ta’âmihi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsan, yiyeceğine bir baksın;

Muhtasar Tefsir

اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَبًّاۙ ٢٥

Ennâ sabebnâ-lmâe sabbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقًّاۙ ٢٦

Śumme şekaknâ-l-arda şakkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَبًّاۙ ٢٧

Fe-enbetnâ fîhâ habbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

وَعِنَبًا وَقَضْبًاۙ ٢٨

Ve ’ineben ve kadbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًاۙ ٢٩

Ve zeytûnen ve naḣlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

وَحَدَٓائِقَ غُلْبًاۙ ٣٠

Ve hadâ-ika ġulbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

وَفَاكِهَةً وَاَبًّاۙ ٣١

Ve fâkiheten ve ebbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Muhtasar Tefsir

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ ٣٢

Metâ’an lekum veli-en’âmikum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا جَٓاءَتِ الصَّٓاخَّةُۘ ٣٣

Fe-iżâ câeti-ssâḣḣatu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ ٣٤

Yevme yefirru-lmer-u min eḣîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

Muhtasar Tefsir

وَاُمِّهِ وَاَب۪يهِۙ ٣٥

Ve ummihi ve ebîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

Muhtasar Tefsir

وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ ٣٦

Ve sâhibetihi ve benîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

Muhtasar Tefsir

لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْن۪يهِۜ ٣٧

Likulli-mri-in minhum yevme-iżin şe/nun yuġnîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

Muhtasar Tefsir

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌۙ ٣٨

Vucûhun yevme-iżin musfiratun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

Muhtasar Tefsir

ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌۚ ٣٩

Dâhiketun mustebşiratun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

Muhtasar Tefsir

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ ٤٠

Ve vucûhun yevme-iżin ‘aleyhâ ġaberatun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

Muhtasar Tefsir

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌۜ ٤١

Terhekuhâ kateratun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

Muhtasar Tefsir

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ ٤٢

Ulâ-ike humu-lkeferatu-lfeceratu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ التكوير

Tekvîr Sûresi

81. sûreMekkî29 âyetSayfa 585
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْۙۖ ١

İżâ-şşemsu kuvvirat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ ٢

Ve-iżâ-nnucûmu-nkederat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ ٣

Ve-iżâ-lcibâlu suyyirat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ ٤

Ve-iżâ-l’işâru ‘uttilet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ ٥

Ve-iżâ-lvuhûşu huşirat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ ٦

Ve-iżâ-lbihâru succirat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Denizler kaynaştırıldığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ ٧

Ve-iżâ-nnufûsu zuvvicet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Canlar bedenlerle birleştirildiği zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ ٨

Ve-iżâ-lmev-ûdetu su-ilet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;

Muhtasar Tefsir

بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ ٩

Bi-eyyi żenbin kutilet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ ١٠

Ve-iżâ-ssuhufu nuşirat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Amel defterleri açıldığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ ١١

Ve-iżâ-ssemâu kuşitat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök yerinden oynatıldığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْجَح۪يمُ سُعِّرَتْۙۖ ١٢

Ve-iżâ-lcahîmu su’’irat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem alevlendirildiği zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ ١٣

Ve-iżâ-lcennetu uzlifet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cennet yaklaştırıldığı zaman;

Muhtasar Tefsir

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ ١٤

‘Alimet nefsun mâ ahdarat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlu önceden ne hazırladığını görecektir.

Muhtasar Tefsir

فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ ١٥

Felâ uksimu bilḣunnesi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;

Muhtasar Tefsir

اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ ١٦

Elcevâri-lkunnesi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ ١٧

Velleyli iżâ ‘as’ase

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kararmaya başlayan geceye and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ ١٨

Ve-ssubhi iżâ teneffese

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ ١٩

İnnehu lekavlu rasûlin kerîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

Muhtasar Tefsir

ذ۪ي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ ٢٠

Żî kuvvetin ‘inde żî-l’arşi mekînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

Muhtasar Tefsir

مُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ ٢١

Mutâ’in śemme emînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

Muhtasar Tefsir

وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍۚ ٢٢

Vemâ sâhibukum bimecnûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir.

Muhtasar Tefsir

وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُب۪ينِۚ ٢٣

Ve lekad raâhu bil-ufuki-lmubîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.

Muhtasar Tefsir

وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَن۪ينٍۚ ٢٤

Vemâ huve ‘alâ-lġaybi bidanînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz.

Muhtasar Tefsir

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ ٢٥

Vemâ huve bikavli şeytânin racîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz.

Muhtasar Tefsir

فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ ٢٦

Fe-eyne teżhebûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nereye gidiyorsunuz?

Muhtasar Tefsir

اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ ٢٧

İn huve illâ żikrun lil’âlemîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.

Muhtasar Tefsir

لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَق۪يمَ ٢٨

Limen şâe minkum en yestekîme

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.

Muhtasar Tefsir

وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ ٢٩

Vemâ teşâûne illâ en yeşâaAllâhu rabbu-l’âlemîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الإنفطار

İnfitâr Sûresi

82. sûreMekkî19 âyetSayfa 586
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْۙ ١

İżâ-ssemâu-nfetarat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök yarıldığı zaman,

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْۙ ٢

Ve-iżâ-lkevâkibu-nteśerat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْۙ ٣

Ve-iżâ-lbihâru fuccirat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Denizler kaynaştığı zaman,

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ ٤

Ve-iżâ-lkubûru bu’śirat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,

Muhtasar Tefsir

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْۜ ٥

‘Alimet nefsun mâ kaddemet ve aḣḣarat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَر۪يمِۙ ٦

Yâ eyyuhâ-l-insânu mâ ġarrake birabbike-lkerîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي خَلَقَكَ فَسَوّٰيكَ فَعَدَلَكَۙ ٧

Elleżî ḣalekake fesevvâke fe’adeleke

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

Muhtasar Tefsir

ف۪ٓي اَيِّ صُورَةٍ مَا شَٓاءَ رَكَّبَكَۜ ٨

Fî eyyi sûratin mâ şâe rakkebeke

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

Muhtasar Tefsir

كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدّ۪ينِۙ ٩

Kellâ bel tukeżżibûne bi-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ ١٠

Ve-inne ‘aleykum lehâfizîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

Muhtasar Tefsir

كِرَامًا كَاتِب۪ينَۙ ١١

Kirâmen kâtibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

Muhtasar Tefsir

يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ ١٢

Ya’lemûne mâ tef’alûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۚ ١٣

İnne-l-ebrâra lefî na’îmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İyiler şüphesiz nimet içindedirler.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ي جَح۪يمٍۚ ١٤

Ve-inne-lfuccâra lefî cahîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.

Muhtasar Tefsir

يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدّ۪ينِ ١٥

Yaslevnehâ yevme-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Din Günü oraya girerler.

Muhtasar Tefsir

وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَٓائِب۪ينَۜ ١٦

Vemâ hum ‘anhâ biġâ-ibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oradan bir daha ayrılamazlar.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۙ ١٧

Vemâ edrâke mâ yevmu-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin?

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ مَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۜ ١٨

Śumme mâ edrâke mâ yevmu-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin?

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـًٔاۜ وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ ١٩

Yevme lâ temliku nefsun linefsin şey-âns vel-emru yevme-iżin liAllâhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ المطففين

Mutaffifîn Sûresi

83. sûreMekkî36 âyetSayfa 587
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَيْلٌ لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ ١

Veylun lil-mutaffifîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ اِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَۘ ٢

Elleżîne iżâ-ktâlû ‘alâ-nnâsi yestevfûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا كَالُوهُمْ اَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَۜ ٣

Ve-iżâ kâlûhum ev vezenûhum yuḣsirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

Muhtasar Tefsir

اَلَا يَظُنُّ اُو۬لٰٓئِكَ اَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَۙ ٤

Elâ yazunnu ulâ-ike ennehum meb’ûśûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?

Muhtasar Tefsir

لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ ٥

Liyevmin ‘azîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ٦

Yevme yekûmu-nnâsu lirabbi-l’âlemîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.

Muhtasar Tefsir

كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ ٧

Kellâ inne kitâbe-lfuccâri lefî siccînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ ٨

Vemâ edrâke mâ siccînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?

Muhtasar Tefsir

كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ ٩

Kitâbun merkûmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, yazılmış bir kitaptır.

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ ١٠

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlayanların o gün vay haline!

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۜ ١١

Elleżîne yukeżżibûne biyevmi-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.

Muhtasar Tefsir

وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ ١٢

Vemâ yukeżżibu bihi illâ kullu mu’tedin eśîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.

Muhtasar Tefsir

اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَۜ ١٣

İżâ tutlâ ‘aleyhi âyâtunâ kâle esâtîru-l-evvelîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.

Muhtasar Tefsir

كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ١٤

Kellâs belse râne ‘alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.

Muhtasar Tefsir

كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ ١٥

Kellâ innehum ‘an rabbihim yevme-iżin lemahcûbûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَح۪يمِۜ ١٦

Śumme innehum lesâlû-lcahîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ يُقَالُ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۜ ١٧

Śumme yukâlu hâżâ-lleżî kuntum bihi tukeżżibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.

Muhtasar Tefsir

كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ ١٨

Kellâ inne kitâbe-l-ebrâri lefî ‘illiyyîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا عِلِّيُّونَۜ ١٩

Vemâ edrâke mâ ‘illiyyûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?

Muhtasar Tefsir

كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ ٢٠

Kitâbun merkûmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.

Muhtasar Tefsir

يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَۜ ٢١

Yeşheduhu-lmukarrabûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ ٢٢

İnne-l-ebrâra lefî na’îmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.

Muhtasar Tefsir

عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ ٢٣

‘Alâ-l-erâ-iki yenzurûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.

Muhtasar Tefsir

تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ ٢٤

Ta’rifu fî vucûhihim nadrate-nna’îmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.

Muhtasar Tefsir

يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ ٢٥

Yuskavne min rahîkin maḣtûmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

Muhtasar Tefsir

خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ ٢٦

Ḣitâmuhu miskunc vefî żâlike felyetenâfesi-lmutenâfisûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

Muhtasar Tefsir

وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ ٢٧

Ve mizâcuhu min tesnîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.

Muhtasar Tefsir

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ ٢٨

‘Aynen yeşrabu bihâ-lmukarrabûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ ٢٩

İnne-lleżîne ecramû kânû mine-lleżîne âmenû yadhakûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ ٣٠

Ve-iżâ merrû bihim yeteġâmezûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا انْقَلَبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِه۪ينَۘ ٣١

Ve-iżâ-nkalebû ilâ ehlihimu-nkalebû fekihîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُٓوا اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَضَٓالُّونَۙ ٣٢

Ve-iżâ raevhum kâlû inne hâulâ-i ledâllûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظ۪ينَۜ ٣٣

Vemâ ursilû ‘aleyhim hâfizîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.

Muhtasar Tefsir

فَالْيَوْمَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَۙ ٣٤

Felyevme-lleżîne âmenû mine-lkuffâri yadhakûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.

Muhtasar Tefsir

عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۜ ٣٥

‘Alâ-l-erâ-iki yenzurûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.

Muhtasar Tefsir

هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ ٣٦

Hel śuvvibe-lkuffâru mâ kânû yef’alûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الإنشقاق

İnşikâk Sûresi

84. sûreMekkî25 âyetSayfa 588
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِذَا السَّمَٓاءُ انْشَقَّتْۙ ١

İżâ-ssemâu-nşekkat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.

Muhtasar Tefsir

وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْۙ ٢

Ve eżinet lirabbihâ ve hukkat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْۙ ٣

Ve-iżâ-l-ardu muddet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

Muhtasar Tefsir

وَاَلْقَتْ مَا ف۪يهَا وَتَخَلَّتْۙ ٤

Ve elkat mâ fîhâ ve teḣallet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

Muhtasar Tefsir

وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْۜ ٥

Ve eżinet lirabbihâ ve hukkat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاق۪يهِۚ ٦

Yâ eyyuhâ-l-insânu inneke kâdihun ilâ rabbike kedhan femulâkîhi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ۙ ٧

Fe-emmâ men ûtiye kitâbehu biyemînihi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

Muhtasar Tefsir

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَس۪يرًاۙ ٨

Fesevfe yuhâsebu hisâben yesîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

Muhtasar Tefsir

وَيَنْقَلِبُ اِلٰٓى اَهْلِه۪ مَسْرُورًاۜ ٩

Ve yenkalibu ilâ ehlihi mesrûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ وَرَٓاءَ ظَهْرِه۪ۙ ١٠

Ve emmâ men ûtiye kitâbehu ve râe zahrihi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

Muhtasar Tefsir

فَسَوْفَ يَدْعُو ثُبُورًاۙ ١١

Fesevfe yed’û śubûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

Muhtasar Tefsir

وَيَصْلٰى سَع۪يرًاۜ ١٢

Ve yaslâ se’îrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ كَانَ ف۪ٓي اَهْلِه۪ مَسْرُورًا ١٣

İnnehu kâne fî ehlihi mesrûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَۚۛ ١٤

İnnehu zanne en len yehûra

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.

Muhtasar Tefsir

بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِه۪ بَص۪يرًاۜ ١٥

Belâ inne rabbehu kâne bihi basîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.

Muhtasar Tefsir

فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ ١٦

Felâ uksimu bi-şşefaki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Akşamın alaca karanlığına and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَۙ ١٧

Velleyli vemâ vesake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ ١٨

Velkameri iżâ-ttesake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dolunay halindeki aya and olsun ki:

Muhtasar Tefsir

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍۜ ١٩

Leterkebunne tabekan ‘an tabakin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)

Muhtasar Tefsir

فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۙ ٢٠

Femâ lehum lâ yu/minûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْاٰنُ لَا يَسْجُدُونَۜ ۩ ٢١ ۩

Ve-iżâ kuri-e ‘aleyhimu-lkur-ânu lâ yescudûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?

Muhtasar Tefsir

بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَۘ ٢٢

Beli-lleżîne keferû yukeżżibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.

Muhtasar Tefsir

وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَۘ ٢٣

VaAllâhu a’lemu bimâ yû’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.

Muhtasar Tefsir

فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ ٢٤

Febeşşirhum bi’ażâbin elîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara can yakıcı azabı müjde et.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ ٢٥

İllâ-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti lehum ecrun ġayru memnûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ البروج

Bürûc Sûresi

85. sûreMekkî22 âyetSayfa 589
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِۙ ١

Ve-ssemâ-i żâti-lburûci

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İçinde burçları bulunan göğe and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِۙ ٢

Velyevmi-lmev’ûdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Söz verilen kıyamet gününe and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ ٣

Ve şâhidin ve meşhûdin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.

Muhtasar Tefsir

قُتِلَ اَصْحَابُ الْاُخْدُودِۙ ٤

Kutile ashâbu-l-uḣdûdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Muhtasar Tefsir

اَلنَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِۙ ٥

Ennâri żâti-lvekûdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Muhtasar Tefsir

اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۙ ٦

İż hum ‘aleyhâ ku’ûdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Muhtasar Tefsir

وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ شُهُودٌۜ ٧

Vehum ‘alâ mâ yef’alûne bilmu/minîne şuhûdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Muhtasar Tefsir

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّٓا اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ ٨

Vemâ nekamû minhum illâ en yu/minû biAllâhi-l’azîzi-lhamîdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌۜ ٩

Elleżî lehu mulku-ssemâvâti vel-ardic vaAllâhu ‘alâ kulli şey-in şehîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَر۪يقِۜ ١٠

İnne-lleżîne fetenû-lmu/minîne velmu/minâti śümme lem yetûbû felehum ‘ażâbu cehenneme ve lehum ‘ażâbu-lharîki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَب۪يرُۜ ١١

İnne-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihâ-l-enhâruc żâlike-lfevzu-lkebîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَد۪يدٌۜ ١٢

İnne batşe rabbike leşedîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُع۪يدُۚ ١٣

İnnehu huve yubdi-u ve yu’îdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُۙ ١٤

Ve huve-lġafûru-lvedûdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

Muhtasar Tefsir

ذُو الْعَرْشِ الْمَج۪يدُۙ ١٥

Żû-l’arşi-lmecîdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

Muhtasar Tefsir

فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُۜ ١٦

Fa’’âlun limâ yurîdu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her dilediğini mutlaka yapandır.

Muhtasar Tefsir

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ الْجُنُودِۙ ١٧

Hel etâke hadîśu-lcunûdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

Muhtasar Tefsir

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَۜ ١٨

Fir’avne ve śemûde

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

Muhtasar Tefsir

بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي تَكْذ۪يبٍۙ ١٩

Beli-lleżîne keferû fî tekżîbin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.

Muhtasar Tefsir

وَاللّٰهُ مِنْ وَرَٓائِهِمْ مُح۪يطٌۚ ٢٠

VaAllâhu min verâ-ihim muhîtun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.

Muhtasar Tefsir

بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌۙ ٢١

Bel huve kur-ânun mecîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ ٢٢

Fî levhin mahfûzin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الطارق

Târık Sûresi

86. sûreMekkî17 âyetSayfa 590
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالسَّمَٓاءِ وَالطَّارِقِۙ ١

Ve-ssemâ-i ve-ttâriki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğe ve Tarık'a and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الطَّارِقُۙ ٢

Vemâ edrâke mâ-ttâriku

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tarık'ın ne olduğunu sen bilir misin?

Muhtasar Tefsir

اَلنَّجْمُ الثَّاقِبُۙ ٣

Ennecmu-śśâkibu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.

Muhtasar Tefsir

اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۜ ٤

İn kullu nefsin lemmâ ‘aleyhâ hâfizun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur.

Muhtasar Tefsir

فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَۜ ٥

Felyenzuri-l-insânu mimme ḣulike

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.

Muhtasar Tefsir

خُلِقَ مِنْ مَٓاءٍ دَافِقٍۙ ٦

Ḣulika min mâ-in dâfikin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.

Muhtasar Tefsir

يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَٓائِبِۜ ٧

Yaḣrucu min beyni-ssulbi ve-tterâ-ibi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ عَلٰى رَجْعِه۪ لَقَادِرٌۜ ٨

İnnehu ‘alâ rac’ihi lekâdirun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ ٩

Yevme tublâ-sserâ-iru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir.

Muhtasar Tefsir

فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍۜ ١٠

Femâ lehu min kuvvetin velâ nâsirin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz.

Muhtasar Tefsir

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الرَّجْعِۙ ١١

Ve-ssemâ-iżâti-rrac’i

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki,

Muhtasar Tefsir

وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِۙ ١٢

Vel-ardi żâti-ssad’i

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki,

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌۙ ١٣

İnnehu lekavlun faslun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bu Kuran kesin bir sözdür.

Muhtasar Tefsir

وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِۜ ١٤

Vemâ huve bil-hezli

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, eğlence için değildir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّهُمْ يَك۪يدُونَ كَيْدًاۙ ١٥

İnnehum yekîdûne keydân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gerçekten onlar düzen kuruyorlar.

Muhtasar Tefsir

وَاَك۪يدُ كَيْدًاۚ ١٦

Ve ekîdu keydân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ben de bir düzen kurmaktayım.

Muhtasar Tefsir

فَمَهِّلِ الْكَافِر۪ينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا ١٧

Femehhili-lkâfirîne emhilhum ruveydân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الأعلى

A'lâ Sûresi

87. sûreMekkî19 âyetSayfa 591
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰىۙ ١

Sebbihi-sme rabbike-l-a’lâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüce Rabbinin adını tesbih et.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي خَلَقَ فَسَوّٰىۙۖ ٢

Elleżî ḣaleka fesevvâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, yaratıp şekil vermiştir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ي قَدَّرَ فَهَدٰىۙۖ ٣

Velleżî kaddera fehedâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, her şeyi ölçüyle yapıp doğru yolu göstermiştir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ٓي اَخْرَجَ الْمَرْعٰىۙۖ ٤

Velleżî aḣrace-lmer’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, yeşillikler bitirmiştir.

Muhtasar Tefsir

فَجَعَلَهُ غُثَٓاءً اَحْوٰىۜ ٥

Fece’alehu ġuśâen ahvâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir.

Muhtasar Tefsir

سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسٰىۙ ٦

Senukri-uke felâ tensâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın;

Muhtasar Tefsir

اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفٰىۜ ٧

İllâ mâ şâaAllâhuc innehu ya’lemu-lcehra vemâ yaḣfâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرٰىۚ ٨

Ve nuyessiruke lilyusrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kolay olanı yapmayı sana kolaylaştırırız.

Muhtasar Tefsir

فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰىۜ ٩

Feżekkir in nefe’ati-żżikrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.

Muhtasar Tefsir

سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشٰىۙ ١٠

Seyeżżekkeru men yaḣşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'tan korkan öğüt alacaktır.

Muhtasar Tefsir

وَيَتَجَنَّبُهَا الْاَشْقٰىۙ ١١

Ve yetecennebuhâ-l-eşkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرٰىۚ ١٢

Elleżî yaslâ-nnâra-lkubrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, en büyük ateşe yaslanacaktır.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ لَا يَمُوتُ ف۪يهَا وَلَا يَحْيٰىۜ ١٣

Śumme lâ yemûtu fîhâ velâ yahyâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, orada ne ölecektir ne de dirilecektir.

Muhtasar Tefsir

قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰىۙ ١٤

Kad efleha men tezekkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir.

Muhtasar Tefsir

وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّه۪ فَصَلّٰىۜ ١٥

Ve żekera-sme rabbihi fesallâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir.

Muhtasar Tefsir

بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۘ ١٦

Bel tu/śirûne-lhayâte-ddunyâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

Muhtasar Tefsir

وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰىۜ ١٧

Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ هٰذَا لَفِي الصُّحُفِ الْاُو۫لٰىۙ ١٨

İnne hâżâ lefî-ssuhufi-l-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.

Muhtasar Tefsir

صُحُفِ اِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى ١٩

Suhufi ibrâhîme ve mûsâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الغاشية

Gâşiye Sûresi

88. sûreMekkî26 âyetSayfa 591
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ الْغَاشِيَةِۜ ١

Hel etâke hadîśu-lġâşiyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?

Muhtasar Tefsir

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌۙ ٢

Vucûhun yevme-iżin ḣâşi’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.

Muhtasar Tefsir

عَامِلَةٌ نَاصِبَةٌۙ ٣

‘Âmiletun nâsibetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Zor işler altında bitkin düşmüştür.

Muhtasar Tefsir

تَصْلٰى نَارًا حَامِيَةًۙ ٤

Teslâ nâran hâmiyeten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yakıcı ateşe yaslanırlar.

Muhtasar Tefsir

تُسْقٰى مِنْ عَيْنٍ اٰنِيَةٍۜ ٥

Tuskâ min ‘aynin âniyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kızgın bir kaynaktan içirilirler.

Muhtasar Tefsir

لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ اِلَّا مِنْ ضَر۪يعٍۙ ٦

Leyse lehum ta’âmun illâ min darî’in

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

Muhtasar Tefsir

لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْن۪ي مِنْ جُوعٍۜ ٧

Lâ yusminu velâ yuġnî min cû’in

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

Muhtasar Tefsir

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌۙ ٨

Vucûhun yevme-iżin nâ’imetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.

Muhtasar Tefsir

لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۙ ٩

Lisa’yihâ râdiyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yaptıklarından hoşnuddurlar.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ ١٠

Fî cennetin ‘âliyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüksek bir cennettedirler.

Muhtasar Tefsir

لَا تَسْمَعُ ف۪يهَا لَاغِيَةًۜ ١١

Lâ tesme’u fîhâ lâġiyeten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada boş söz işitmezler.

Muhtasar Tefsir

ف۪يهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌۢ ١٢

Fîhâ ‘aynun câriyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada akan kaynak vardır.

Muhtasar Tefsir

ف۪يهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌۙ ١٣

Fîhâ sururun merfû’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır.

Muhtasar Tefsir

وَاَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌۙ ١٤

Ve ekvâbun mevdû’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yerleştirilmiş kaseler,

Muhtasar Tefsir

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۙ ١٥

Ve nemâriku masfûfetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sıra sıra yastıklar,

Muhtasar Tefsir

وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌۜ ١٦

Ve zerâbiyyu mebśûśetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır.

Muhtasar Tefsir

اَفَلَا يَنْظُرُونَ اِلَى الْاِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ۠ ١٧

Efelâ yenzurûne ilâ-l-ibili keyfe ḣulikat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

وَاِلَى السَّمَٓاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ۠ ١٨

Ve-ilâ-ssemâ-i keyfe rufi’at

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

وَاِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ۠ ١٩

Ve-ilâ-lcibâli keyfe nusibet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

وَاِلَى الْاَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ۠ ٢٠

Ve-ilâ-l-ardi keyfe sutihat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ ٢١

Feżekkir innemâ ente mużekkirun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.

Muhtasar Tefsir

لَسْتَ عَلَيْهِمْ بِمُصَيْطِرٍۙ ٢٢

Leste ‘aleyhim bimusaytirin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen, onlara zor kullanacak değilsin.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا مَنْ تَوَلّٰى وَكَفَرَۙ ٢٣

İllâ men tevellâ ve kefera

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

Muhtasar Tefsir

فَيُعَذِّبُهُ اللّٰهُ الْعَذَابَ الْاَكْبَرَۜ ٢٤

Feyu’ażżibuhuAllâhu-l’ażâbe-l-ekbera

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ اِلَيْنَٓا اِيَابَهُمْۙ ٢٥

İnne ileynâ iyâbehum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ ٢٦

Śumme inne ‘aleynâ hisâbehum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الفجر

Fecr Sûresi

89. sûreMekkî30 âyetSayfa 592
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالْفَجْرِۙ ١

Vel-fecri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tanyerinin ağarmasına and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ٢

Ve leyâlin ‘aşrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ٣

Ve-şşef’i vel-vetri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ٤

Velleyli iżâ yesri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?

Muhtasar Tefsir

هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ ٥

Hel fî żâlike kasemun liżî hicrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ ٦

Elem tera keyfe fe’ale rabbuke bi’âdin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ ٧

İrame żâti-l’imâdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ ٨

Elletî lem yuḣlak miśluhâ fî-lbilâdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ ٩

Ve śemûde-lleżîne câbû-ssaḣra bil-vâdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ ١٠

Ve fir’avne żî-l-evtâdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ ١١

Elleżîne taġav fî-lbilâdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ ١٢

Fe-ekśerû fîhâ-lfesâde

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ ١٣

Fesabbe ‘aleyhim rabbuke sevta ‘ażâbin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ ١٤

İnne rabbeke lebilmirsâdi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ ١٥

Fe-emmâ-l-insânu iżâ mâ-btelâhu rabbuhu fe-ekramehu ve na’’amehu feyekûlu rabbî ekrameni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der.

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ ١٦

Ve emmâ iżâ mâ-btelâhu fekadera ‘aleyhi rizkahu feyekûlu rabbî ehâneni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der.

Muhtasar Tefsir

كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ ١٧

Kellâs bel lâ tukrimûne-lyetîme

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.

Muhtasar Tefsir

وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ ١٨

Velâ tehâddûne ‘alâ ta’âmi-lmiskîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.

Muhtasar Tefsir

وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ ١٩

Ve te/kulûne-tturâśe eklen lemmân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.

Muhtasar Tefsir

وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّاۜ ٢٠

Ve tuhibbûne-lmâle hubben cemmân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Malı pek çok seviyorsunuz.

Muhtasar Tefsir

كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ ٢١

Kellâ iżâ dukketi-l-ardu dekken dekkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman;

Muhtasar Tefsir

وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ ٢٢

Ve câe rabbuke vel-meleku saffen saffân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince,

Muhtasar Tefsir

وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ ٢٣

Ve cî-e yevme-iżin bi-cehennemec yevme-iżin yeteżekkeru-l-insânu ve ennâ lehu-żżikrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne?

Muhtasar Tefsir

يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ ٢٤

Yekûlu yâ leytenî kaddemtu lihayâtî

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der.

Muhtasar Tefsir

فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ ٢٥

Feyevme-iżin lâ yu’ażżibu ‘ażâbehu ehadun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez.

Muhtasar Tefsir

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ ٢٦

Velâ yûśiku ve śâkahu ehadun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz.

Muhtasar Tefsir

يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ٢٧

Yâ eyyetuhâ-nnefsu-lmutme-innetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey huzur içinde olan can!

Muhtasar Tefsir

اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ٢٨

İrci’î ilâ rabbiki râdiyeten merdiyyeten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön!

Muhtasar Tefsir

فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ٢٩

Fedḣulî fî ‘ibâdî

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey can! İyi kullarımın arasına gir.

Muhtasar Tefsir

وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي ٣٠

Vedḣulî cennetî

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cennetime gir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ البلد

Beled Sûresi

90. sûreMekkî20 âyetSayfa 593
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لَٓا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ ١

Lâ uksimu bihâżâ-lbeledi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.

Muhtasar Tefsir

وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ ٢

Ve ente hillun bihâżâ-lbeledi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.

Muhtasar Tefsir

وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَۙ ٣

Ve vâlidin vemâ velede

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;

Muhtasar Tefsir

لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ي كَبَدٍۜ ٤

Lekad ḣalaknâ-l-insâne fî kebedin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.

Muhtasar Tefsir

اَيَحْسَبُ اَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ اَحَدٌۢ ٥

Eyahsebu en len yakdira ‘aleyhi ehadun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

Muhtasar Tefsir

يَقُولُ اَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًاۜ ٦

Yekûlu ehlektu mâlen lubedân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.

Muhtasar Tefsir

اَيَحْسَبُ اَنْ لَمْ يَرَهُٓ اَحَدٌۜ ٧

Eyahsebu en lem yerahu ehadun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِۙ ٨

Elem nec’al lehu ‘ayneyni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?

Muhtasar Tefsir

وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِۙ ٩

Ve lisânen ve şefeteyni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?

Muhtasar Tefsir

وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِۚ ١٠

Ve hedeynâhu-nnecdeyni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?

Muhtasar Tefsir

فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَۘ ١١

Felâ-ktehame-l’akabete

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْعَقَبَةُۜ ١٢

Vemâ edrâke mâ-l’akabetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?

Muhtasar Tefsir

فَكُّ رَقَبَةٍۙ ١٣

Fekku rakabetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O geçit, bir köle ve esir azadetmek,

Muhtasar Tefsir

اَوْ اِطْعَامٌ ف۪ي يَوْمٍ ذ۪ي مَسْغَبَةٍۙ ١٤

Ev it’âmun fî yevmin żî mesġabetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

Muhtasar Tefsir

يَت۪يمًا ذَا مَقْرَبَةٍۙ ١٥

Yetîmen żâ makrabetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

Muhtasar Tefsir

اَوْ مِسْك۪ينًا ذَا مَتْرَبَةٍۜ ١٦

Ev miskînen żâ metrabetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِۜ ١٧

Śumme kâne mine-lleżîne âmenû ve tevâsav bi-ssabri ve tevâsav bil-merhameti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.

Muhtasar Tefsir

اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ ١٨

Ulâ-ike ashâbu-lmeymeneti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا هُمْ اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ ١٩

Velleżîne keferû bi-âyâtinâ hum ashâbu-lmeş-emeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.

Muhtasar Tefsir

عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ ٢٠

‘Aleyhim nârun mu/sadetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الشمس

Şems Sûresi

91. sûreMekkî15 âyetSayfa 594
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ ١

Ve-şşemsi ve duhâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Güneşe ve onun ışığına,

Muhtasar Tefsir

وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ ٢

Velkameri iżâ telâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ardından gelmekte olan aya,

Muhtasar Tefsir

وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ ٣

Ve-nnehâri iżâ cellâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onu ortaya koyan gündüze,

Muhtasar Tefsir

وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ ٤

Velleyli iżâ yaġşâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onu bürüyen geceye,

Muhtasar Tefsir

وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ ٥

Ve-ssemâ-i vemâ benâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğe ve onu yapana,

Muhtasar Tefsir

وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ ٦

Vel-ardi vemâ tahâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yere ve onu yayana,

Muhtasar Tefsir

وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ ٧

Ve nefsin vemâ sevvâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kişiye ve onu şekillendirene,

Muhtasar Tefsir

فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ ٨

Fe-elhemehâ fucûrahâ ve takvâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:

Muhtasar Tefsir

قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ ٩

Kad efleha men zekkâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kendini arıtan saadete ermiştir.

Muhtasar Tefsir

وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ ١٠

Ve kad ḣâbe men dessâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.

Muhtasar Tefsir

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۙۖ ١١

Keżżebet śemûdu bitaġvâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.

Muhtasar Tefsir

اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙۖ ١٢

İżi-nbe’aśe eşkâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.

Muhtasar Tefsir

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠ ١٣

Fekâle lehum rasûluAllâhi nâkataAllâhi ve sukyâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.

Muhtasar Tefsir

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙۖ فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۙۖ ١٤

Fekeżżebûhu fe’akarûhâ fedemdeme ‘aleyhim rabbuhum biżenbihim fesevvâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.

Muhtasar Tefsir

وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا ١٥

Velâ yeḣâfu ‘ukbâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الليل

Leyl Sûresi

92. sûreMekkî21 âyetSayfa 595
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ ١

Velleyli iżâ yaġşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.

Muhtasar Tefsir

وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰىۙ ٢

Ve-nnehâri iżâ tecellâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.

Muhtasar Tefsir

وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ ٣

Vemâ ḣaleka-żżekera vel-unśâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:

Muhtasar Tefsir

اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىۜ ٤

İnne sa’yekum leşettâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ ٥

Fe-emmâ men a’tâ vettekâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

Muhtasar Tefsir

وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ ٦

Ve saddeka bilhusnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

Muhtasar Tefsir

فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىۜ ٧

Fesenuyessiruhu lilyusrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ ٨

Ve emmâ men beḣile vestaġnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

Muhtasar Tefsir

وَكَذَّبَ بِالْحُسْنٰىۙ ٩

Ve keżżebe bilhusnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

Muhtasar Tefsir

فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىۜ ١٠

Fesenuyessiruhu lil’usrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

Muhtasar Tefsir

وَمَا يُغْن۪ي عَنْهُ مَالُهُٓ اِذَا تَرَدّٰىۜ ١١

Vemâ yuġnî ‘anhu mâluhu iżâ teraddâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدٰىۘ ١٢

İnne ‘aleynâ lelhudâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّ لَنَا لَلْاٰخِرَةَ وَالْاُو۫لٰى ١٣

Ve-inne lenâ lel-âḣirate vel-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.

Muhtasar Tefsir

فَاَنْذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظّٰىۚ ١٤

Fe-enżertukum nâran telezzâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi alevler saçan ateşle uyardım;

Muhtasar Tefsir

لَا يَصْلٰيهَٓا اِلَّا الْاَشْقٰىۙ ١٥

Lâ yaslâhâ illâ-l-eşkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ ١٦

Elleżî keżżebe ve tevellâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.

Muhtasar Tefsir

وَسَيُجَنَّبُهَا الْاَتْقٰىۙ ١٧

Ve seyucennebuhâ-l-etkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي يُؤْت۪ي مَالَهُ يَتَزَكّٰىۚ ١٨

Elleżî yu/tî mâlehu yetezekkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.

Muhtasar Tefsir

وَمَا لِاَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزٰىۙ ١٩

Vemâ li-ehadin ‘indehu min ni’metin tuczâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِ الْاَعْلٰىۚ ٢٠

İllâ-btiġâe vechi rabbihi-l-a’lâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.

Muhtasar Tefsir

وَلَسَوْفَ يَرْضٰى ٢١

Ve lesevfe yerdâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الضحى

Duhâ Sûresi

93. sûreMekkî11 âyetSayfa 595
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالضُّحٰىۙ ١

Ve-dduhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kuşluk vaktine and olsun;

Muhtasar Tefsir

وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ ٢

Velleyli iżâ secâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sükun erdiği zaman geceye and olsun ki,

Muhtasar Tefsir

مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ ٣

Mâ vedde’ake rabbuke vemâ kalâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı.

Muhtasar Tefsir

وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىۜ ٤

Velel-âḣiratu ḣayrun leke mine-l-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.

Muhtasar Tefsir

وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰىۜ ٥

Ve lesevfe yu’tîke rabbuke feterdâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin şüphesiz sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪يمًا فَاٰوٰىۖ ٦

Elem yecidke yetîmen fe-âvâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni öksüz bulup da barındırmadı mı?

Muhtasar Tefsir

وَوَجَدَكَ ضَٓالًّا فَهَدٰىۖ ٧

Ve vecedeke dâllen fehedâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni şaşırmış bulup, doğru yola eriştirmedi mi?

Muhtasar Tefsir

وَوَجَدَكَ عَٓائِلًا فَاَغْنٰىۜ ٨

Ve vecedeke ‘â-ilen fe-aġnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi?

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا تَقْهَرْۜ ٩

Fe-emmâ-lyetîme felâ tekhar

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse sakın öksüze kötü muamele etme;

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا تَنْهَرْۜ ١٠

Ve emmâ-ssâ-ile felâ tenher

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ve sakın bir şey isteyeni azarlama;

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ١١

Ve emmâ bini’meti rabbike fehaddiś

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalnızca Rabbinin nimetini anlat.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الشرح

İnşirâh Sûresi

94. sûreMekkî8 âyetSayfa 596
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ١

Elem neşrah leke sadrake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Senin gönlünü açmadık mı?

Muhtasar Tefsir

وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ٢

Ve veda’nâ ‘anke vizrake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ٣

Elleżî enkada zahrake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?

Muhtasar Tefsir

وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ٤

Ve rafa’nâ leke żikrake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Senin şanını yükseltmedik mi?

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ٥

Fe-inne me’a-l’usri yusrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ٦

İnne me’a-l’usri yusrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ٧

Fe-iżâ feraġte fensab

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş;

Muhtasar Tefsir

وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ٨

Ve-ilâ rabbike ferġab

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ve ümit edeceğini yalnız Rabbinden iste.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ التين

Tîn Sûresi

95. sûreMekkî8 âyetSayfa 596
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالتّ۪ينِ وَالزَّيْتُونِۙ ١

Ve-ttîni ve-zzeytûni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İncir ve zeytine and olsun,

Muhtasar Tefsir

وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ ٢

Ve tûri sînîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun Sina dağına,

Muhtasar Tefsir

وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَم۪ينِۙ ٣

Ve hâżâ-lbeledi-l-emîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun bu güvenli Mekke şehrine ki:

Muhtasar Tefsir

لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ٓي اَحْسَنِ تَقْو۪يمٍۘ ٤

Lekad ḣalaknâ-l-insâne fî ahseni takvîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz insanı en güzel şekilde yarattık,

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِل۪ينَۙ ٥

Śumme radednâhu esfele sâfilîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۜ ٦

İllâ-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti felehum ecrun ġayru memnûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalnız, inanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır.

Muhtasar Tefsir

فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّ۪ينِۜ ٧

Femâ yukeżżibuke ba’du bi-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir?

Muhtasar Tefsir

اَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَحْكَمِ الْحَاكِم۪ينَ ٨

EleysaAllâhu bi-ahkemi-lhâkimîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ العلق

Alak Sûresi

96. sûreMekkî19 âyetSayfa 597
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ ١

İkra/ bi-ismi rabbike-lleżî ḣalake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yaratan Rabbinin adıyla oku!

Muhtasar Tefsir

خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍۚ ٢

Ḣaleka-l-insâne min ‘alakin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı.

Muhtasar Tefsir

اِقْرَأْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ ٣

İkra/ ve rabbuke-l-ekramu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ ٤

Elleżî ‘alleme bil-kalemi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.

Muhtasar Tefsir

عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْۜ ٥

‘Alleme-l-insâne mâ lem ya’lem

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.

Muhtasar Tefsir

كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ ٦

Kellâ inne-l-insâne leyatġâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder.

Muhtasar Tefsir

اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىۜ ٧

En ra-âhu-staġnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىۜ ٨

İnne ilâ rabbike-rruc’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dönüş şüphesiz Rabbinedir.

Muhtasar Tefsir

اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يَنْهٰىۙ ٩

Era-eyte-lleżî yenhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü?

Muhtasar Tefsir

عَبْدًا اِذَا صَلّٰىۜ ١٠

‘Abden iżâ sallâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü?

Muhtasar Tefsir

اَرَاَيْتَ اِنْ كَانَ عَلَى الْهُدٰىۙ ١١

Era-eyte in kâne ‘alâ-lhudâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

Muhtasar Tefsir

اَوْ اَمَرَ بِالتَّقْوٰىۜ ١٢

Ev emera bi-ttakvâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

Muhtasar Tefsir

اَرَاَيْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ ١٣

Era-eyte in keżżebe ve tevellâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ ١٤

Elem ya’lem bi-ennaAllâhe yerâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın her şeyi görmekte olduğunu bilmez mi?

Muhtasar Tefsir

كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِۙ ١٥

Kellâ le-in lem yentehi lenesfe’an bi-nnâsiyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama bundan vazgeçmezse, and olsun ki, onu perçeminden,

Muhtasar Tefsir

نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ ١٦

Nâsiyetin kâżibetin ḣâti-etin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz.

Muhtasar Tefsir

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ ١٧

Felyed’u nâdiyehu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O zaman, kafadarlarını çağırsın,

Muhtasar Tefsir

سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَۙ ١٨

Sened’u-zzebâniyete

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz de zebanileri çağıracağız.

Muhtasar Tefsir

كَلَّاۜ لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ ۩ ١٩

Kellâ lâ tuti’hu vescud vakterib

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sakın ona uyma; sen secde et, Rabbine yaklaş.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ القدر

Kadr Sûresi

97. sûreMekkî5 âyetSayfa 598
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ ١

İnnâ enzelnâhu fî leyleti-lkadri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Biz, Kuran'ı kadir gecesinde indirmişizdir.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِۜ ٢

Vemâ edrâke mâ leyletu-lkadri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?

Muhtasar Tefsir

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ ٣

Leyletu-lkadri ḣayrun min elfi şehrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.

Muhtasar Tefsir

تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ ٤

Tenezzelu-lmelâ-iketu ve-rrûhu fîhâ bi-iżni rabbihim min kulli emrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.

Muhtasar Tefsir

سَلَامٌ۠ۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ٥

Selâmun hiye hattâ matla’i-lfecri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ البينة

Beyyine Sûresi

98. sûreMedenî8 âyetSayfa 598
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لَمْ يَكُنِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ مُنْفَكّ۪ينَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ ١

Lem yekuni-lleżîne keferû min ehli-lkitâbi vel-muşrikîne munfekkîne hattâ te/tiyehumu-lbeyyinetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.

Muhtasar Tefsir

رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفًا مُطَهَّرَةًۙ ٢

Rasûlun minaAllâhi yetlû suhufen mutahheraten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.

Muhtasar Tefsir

ف۪يهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌۜ ٣

Fîhâ kutubun kayyimetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.

Muhtasar Tefsir

وَمَا تَفَرَّقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُۜ ٤

Vemâ teferraka-lleżîne ûtû-lkitâbe illâ min ba’di mâ câet-humu-lbeyyinetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ ٥

Vemâ umirû illâ liya’budûAllâhe muḣlisîne lehu-ddîne hunefâe ve yukîmû-ssalâte ve yu/tû-zzekâtec ve żâlike dînu-lkayyimeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۜ ٦

İnne-lleżîne keferû min ehli-lkitâbi vel-muşrikîne fî nâri cehenneme ḣâlidîne fîhâc ulâ-ike hum şerru-lberiyyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۜ ٧

İnne-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti ulâ-ike hum ḣayru-lberiyyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fakat, inanıp yararlı iş işleyenler, işte onlar da, yaratıkların en iyileridirler.

Muhtasar Tefsir

جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ ٨

Cezâuhum ‘inde rabbihim cennâtu ‘adnin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ ebedâns radiyaAllâhu ‘anhum ve radû ‘anhuc żâlike limen ḣaşiye rabbehu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الزلزلة

Zilzâl Sûresi

99. sûreMedenî8 âyetSayfa 599
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ ١

İżâ zulzileti-l-ardu zilzâlehâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;

Muhtasar Tefsir

وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ ٢

Ve aḣraceti-l-ardu eśkâlehâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;

Muhtasar Tefsir

وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ ٣

Ve kâle-l-insânu mâ lehâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;

Muhtasar Tefsir

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ ٤

Yevme-iżin tuhaddiśu aḣbârahâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.

Muhtasar Tefsir

بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ ٥

Bi-enne rabbeke evhâ lehâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًاۙ لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ ٦

Yevme-iżin yasduru-nnâsu eştâten liyurav a’mâlehum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün insanlar işlerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük dönerler.

Muhtasar Tefsir

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ ٧

Femen ya’mel miśkâle żerratin ḣayran yerahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür.

Muhtasar Tefsir

وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ٨

Vemen ya’mel miśkâle żerratin şerran yerahu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ العاديات

Âdiyât Sûresi

100. sûreMekkî11 âyetSayfa 599
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًاۙ ١

Vel-’âdiyâti dabhân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;

Muhtasar Tefsir

فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًاۙ ٢

Fel-mûriyâti kadhân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun kıvılcımlar saçanlara;

Muhtasar Tefsir

فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحًاۙ ٣

Fel-muġîrâti subhân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sabah sabah akına çıkanlara;

Muhtasar Tefsir

فَاَثَرْنَ بِه۪ نَقْعًاۙ ٤

Fe-eśerne bihi nak’ân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ve tozu dumana katanlara;

Muhtasar Tefsir

فَوَسَطْنَ بِه۪ جَمْعًاۙ ٥

Fe-vesatne bihi cem’ân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ ٦

İnne-l-insâne lirabbihi lekenûdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ ٧

Ve-innehu ‘alâ żâlike leşehîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ ٨

Ve-innehu lihubbi-lḣayri leşedîdun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gerçekten mala da pek düşkündür.

Muhtasar Tefsir

اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ ٩

Efelâ ya’lemu iżâ bu’śira mâ fî-lkubûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?

Muhtasar Tefsir

وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ ١٠

Ve hussile mâ fî-ssudûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?

Muhtasar Tefsir

اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ ١١

İnne rabbehum bihim yevme-iżin leḣabîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ القارعة

Kâria Sûresi

101. sûreMekkî11 âyetSayfa 600
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْقَارِعَةُۙ ١

El-kâri’atu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gürültü koparacak olan

Muhtasar Tefsir

مَا الْقَارِعَةُۚ ٢

Mâ-lkâri’atu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nedir o gürültü koparacak olan?

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْقَارِعَةُۜ ٣

Vemâ edrâke mâ-lkâri’atu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ ٤

Yevme yekûnu-nnâsu kelferâşi-lmebśûśi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler.

Muhtasar Tefsir

وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِۜ ٥

Ve tekûnu-lcibâlu kel’ihni-lmenfûşi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُۙ ٦

Fe-emmâ men śekulet mevâzînuhu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.

Muhtasar Tefsir

فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۜ ٧

Fehuve fî ‘îşetin râdiyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُۙ ٨

Ve emmâ men ḣaffet mevâzînuhu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tartıları hafif gelenler ise,

Muhtasar Tefsir

فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌۜ ٩

Fe-ummuhu hâviyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onların yeri bir çukurdur.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا هِيَهْۜ ١٠

Vemâ edrâke mâ hiyeh

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?

Muhtasar Tefsir

نَارٌ حَامِيَةٌ ١١

Nârun hâmiyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, kızgın bir ateştir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ التكاثر

Tekâsür Sûresi

102. sûreMekkî8 âyetSayfa 600
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ ١

El-hâkumu-ttekâśuru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz.

Muhtasar Tefsir

حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ ٢

Hattâ zurtumu-lmekâbira

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz.

Muhtasar Tefsir

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ٣

Kellâ sevfe ta’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ ٤

Śumme kellâ sevfe ta’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz.

Muhtasar Tefsir

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ ٥

Kellâ lev ta’lemûne ‘ilme-lyakîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz!

Muhtasar Tefsir

لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ ٦

Leteravunne-lcahîme

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, cehennemi göreceksiniz.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ ٧

Śumme leteravunnehâ ‘ayne-lyakîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ ٨

Śumme letus-elunne yevme-iżin ‘ani-nna’îmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ العصر

Asr Sûresi

103. sûreMekkî3 âyetSayfa 601
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالْعَصْرِۙ ١

Vel-’asri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İkindi vaktine (Asra; çağa) and olsun ki,

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ ٢

İnne-l-insâne lefî ḣusrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsan hiç şüphesiz hüsran içindedir.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ ٣

İllâ-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti ve tevâsav bilhakki ve tevâsav bi-ssabri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine gerçeği tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الهمزة

Hümeze Sûresi

104. sûreMekkî9 âyetSayfa 601
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ ١

Veylun likulli humezetin lumezetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline!

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۙ ٢

Elleżî ceme’a mâlen ve ’addedehu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline!

Muhtasar Tefsir

يَحْسَبُ اَنَّ مَالَهُٓ اَخْلَدَهُۚ ٣

Yahsebu enne mâlehu aḣledehu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır.

Muhtasar Tefsir

كَلَّا لَيُنْبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِۘ ٤

Kellâs leyunbeżenne fî-lhutameti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; o, and olsun ki, Hutame'ye atılacaktır.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُۜ ٥

Vemâ edrâke mâ-lhutametu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hutame'nin ne olduğunu sen bilir misin?

Muhtasar Tefsir

نَارُ اللّٰهِ الْمُوقَدَةُۙ ٦

NâruAllâhi-lmûkadetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّت۪ي تَطَّلِعُ عَلَى الْاَفْـِٔدَةِۜ ٧

Elletî tettali’u ‘alâ-l-ef-ideti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ ٨

İnnehâ ‘aleyhim mu/sadetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ ٩

Fî ‘amedin mumeddedetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الفيل

Fîl Sûresi

105. sûreMekkî5 âyetSayfa 601
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ ١

Elem tera keyfe fe’ale rabbuke bi-ashâbi-lfîli

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ي تَضْل۪يلٍۙ ٢

Elem yec’al keydehum fî tadlîlin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı?

Muhtasar Tefsir

وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا اَبَاب۪يلَۙ ٣

Ve ersele ‘aleyhim tayran ebâbîle

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.

Muhtasar Tefsir

تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ ٤

Termîhim bihicâratin min siccîlin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.

Muhtasar Tefsir

فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ ٥

Fece’alehum ke’asfin me/kûlin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ قريش

Kureyş Sûresi

106. sûreMekkî4 âyetSayfa 602
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لِا۪يلَافِ قُرَيْشٍۙ ١

Li-îlâfi kurayşin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.

Muhtasar Tefsir

ا۪يلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّيْفِۚ ٢

Îlâfihim rihlete-şşitâ-i ve-ssayfi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.

Muhtasar Tefsir

فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِۙ ٣

Felya’budû rabbe hâżâ-lbeyti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ٓي اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ ٤

Elleżî et’amehum min cû’in ve âmenehum min ḣavfin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الماعون

Mâûn Sûresi

107. sûreMekkî7 âyetSayfa 602
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يُكَذِّبُ بِالدّ۪ينِۜ ١

Era-eyte-lleżî yukeżżibu bi-ddîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dini yalan sayanı gördün mü?

Muhtasar Tefsir

فَذٰلِكَ الَّذ۪ي يَدُعُّ الْيَت۪يمَۙ ٢

Feżâlike-lleżî yedu’’u-lyetîme

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.

Muhtasar Tefsir

وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ٣

Velâ yehuddu ‘alâ ta’âmi-lmiskîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.

Muhtasar Tefsir

فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ ٤

Feveylun lil-musallîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Vay o namaz kılanların haline ki:

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ ٥

Elleżîne hum ‘an salâtihim sâhûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ ٦

Elleżîne hum yurâûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar gösteriş yaparlar.

Muhtasar Tefsir

وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ٧

Ve yemne’ûne-lmâ’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar basit şeyleri dahi vermezler.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الكوثر

Kevser Sûresi

108. sûreMekkî3 âyetSayfa 602
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ ١

İnnâ a’taynâke-lkevśera

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir.

Muhtasar Tefsir

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ ٢

Fesalli lirabbike venhar

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ ٣

İnne şâni-eke huve-l-ebteru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الكافرون

Kâfirûn Sûresi

109. sûreMekkî6 âyetSayfa 603
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ ١

Kul yâ eyyuhâ-lkâfirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Ey inkarcılar!"

Muhtasar Tefsir

لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ ٢

Lâ a’budu mâ ta’budûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ben sizin taptıklarınıza tapmam."

Muhtasar Tefsir

وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ ٣

Velâ entum ‘âbidûne mâ a’budu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Benim taptığıma da sizler tapmazsınız."

Muhtasar Tefsir

وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ ٤

Velâ enâ ‘âbidun mâ ‘abedtum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim."

Muhtasar Tefsir

وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ ٥

Velâ entum ‘âbidûne mâ a’budu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz."

Muhtasar Tefsir

لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ ٦

Lekum dînukum veliye dîni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sizin dininiz size, benim dinim banadır."

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ النصر

Nasr Sûresi

110. sûreMedenî3 âyetSayfa 603
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ ١

İżâ câ-e nasruAllâhi vel-fethu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.

Muhtasar Tefsir

وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًاۙ ٢

Ve raeyte-nnâse yedḣulûne fî dîniAllâhi efvâcân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.

Muhtasar Tefsir

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ٣

Fesebbih bihamdi rabbike vestaġfirhuc innehu kâne tevvâbân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ المسد

Tebbet Sûresi

111. sûreMekkî5 âyetSayfa 603
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ ١

Tebbet yedâ ebî lehebin vetebbe

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!

Muhtasar Tefsir

مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ ٢

Mâ aġnâ ‘anhu mâluhu vemâ kesebe

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi.

Muhtasar Tefsir

سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍۚ ٣

Seyaslâ nâran żâte lehebin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Alevli ateşe yaslanacaktır.

Muhtasar Tefsir

وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ ٤

Vemraetuhu hammâlete-lhatabi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ ٥

Fî cîdihâ hablun min mesedin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الإخلاص

İhlâs Sûresi

112. sûreMekkî4 âyetSayfa 604
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ ١

Kul huvaAllâhu ehadun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: O Allah bir tektir.

Muhtasar Tefsir

اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ ٢

Allâhu-ssamedu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır.

Muhtasar Tefsir

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ٣

Lem yelid velem yûledu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O doğurmamış ve doğmamıştır.

Muhtasar Tefsir

وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ٤

Velem yekun lehu kufuven ehadun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hiçbir şey O'na denk değildir.

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الفلق

Felak Sûresi

113. sûreMekkî5 âyetSayfa 604
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ ١

Kul e’ûżu birabbi-lfelaki

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."

Muhtasar Tefsir

مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ ٢

Min şerri mâ ḣalake

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."

Muhtasar Tefsir

وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ ٣

Vemin şerri ġâsikin iżâ vekabe

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."

Muhtasar Tefsir

وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ ٤

Vemin şerri-nneffâśâti fî-l’ukadi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."

Muhtasar Tefsir

وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ٥

Vemin şerri hâsidin iżâ hasede

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."

Muhtasar Tefsir
سُورَةُ الناس

Nâs Sûresi

114. sûreMekkî6 âyetSayfa 604
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ ١

Kul e’ûżu birabbi-nnâsi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

Muhtasar Tefsir

مَلِكِ النَّاسِۙ ٢

Meliki-nnâsi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

Muhtasar Tefsir

اِلٰهِ النَّاسِۙ ٣

İlâhi-nnâsi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

Muhtasar Tefsir

مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ ٤

Min şerri-lvesvâsi-lḣannâsi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ ٥

Elleżî yuvesvisu fî sudûri-nnâsi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

Muhtasar Tefsir

مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ٦

Mine-lcinneti ve-nnâsi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."

Muhtasar Tefsir

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma