Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الغاشية

Gâşiye Sûresi

88. sûreMekkî26 âyetSayfa 591
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ الْغَاشِيَةِۜ ١

Hel etâke hadîśu-lġâşiyeti

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?

Muhtasar Tefsir

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌۙ ٢

Vucûhun yevme-iżin ḣâşi’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.

Muhtasar Tefsir

عَامِلَةٌ نَاصِبَةٌۙ ٣

‘Âmiletun nâsibetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Zor işler altında bitkin düşmüştür.

Muhtasar Tefsir

تَصْلٰى نَارًا حَامِيَةًۙ ٤

Teslâ nâran hâmiyeten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yakıcı ateşe yaslanırlar.

Muhtasar Tefsir

تُسْقٰى مِنْ عَيْنٍ اٰنِيَةٍۜ ٥

Tuskâ min ‘aynin âniyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kızgın bir kaynaktan içirilirler.

Muhtasar Tefsir

لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ اِلَّا مِنْ ضَر۪يعٍۙ ٦

Leyse lehum ta’âmun illâ min darî’in

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

Muhtasar Tefsir

لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْن۪ي مِنْ جُوعٍۜ ٧

Lâ yusminu velâ yuġnî min cû’in

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

Muhtasar Tefsir

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌۙ ٨

Vucûhun yevme-iżin nâ’imetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.

Muhtasar Tefsir

لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۙ ٩

Lisa’yihâ râdiyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yaptıklarından hoşnuddurlar.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ ١٠

Fî cennetin ‘âliyetin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüksek bir cennettedirler.

Muhtasar Tefsir

لَا تَسْمَعُ ف۪يهَا لَاغِيَةًۜ ١١

Lâ tesme’u fîhâ lâġiyeten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada boş söz işitmezler.

Muhtasar Tefsir

ف۪يهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌۢ ١٢

Fîhâ ‘aynun câriyetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada akan kaynak vardır.

Muhtasar Tefsir

ف۪يهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌۙ ١٣

Fîhâ sururun merfû’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır.

Muhtasar Tefsir

وَاَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌۙ ١٤

Ve ekvâbun mevdû’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yerleştirilmiş kaseler,

Muhtasar Tefsir

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۙ ١٥

Ve nemâriku masfûfetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sıra sıra yastıklar,

Muhtasar Tefsir

وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌۜ ١٦

Ve zerâbiyyu mebśûśetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır.

Muhtasar Tefsir

اَفَلَا يَنْظُرُونَ اِلَى الْاِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ۠ ١٧

Efelâ yenzurûne ilâ-l-ibili keyfe ḣulikat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

وَاِلَى السَّمَٓاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ۠ ١٨

Ve-ilâ-ssemâ-i keyfe rufi’at

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

وَاِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ۠ ١٩

Ve-ilâ-lcibâli keyfe nusibet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

وَاِلَى الْاَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ۠ ٢٠

Ve-ilâ-l-ardi keyfe sutihat

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Muhtasar Tefsir

فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌۜ ٢١

Feżekkir innemâ ente mużekkirun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.

Muhtasar Tefsir

لَسْتَ عَلَيْهِمْ بِمُصَيْطِرٍۙ ٢٢

Leste ‘aleyhim bimusaytirin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen, onlara zor kullanacak değilsin.

Muhtasar Tefsir

اِلَّا مَنْ تَوَلّٰى وَكَفَرَۙ ٢٣

İllâ men tevellâ ve kefera

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

Muhtasar Tefsir

فَيُعَذِّبُهُ اللّٰهُ الْعَذَابَ الْاَكْبَرَۜ ٢٤

Feyu’ażżibuhuAllâhu-l’ażâbe-l-ekbera

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ اِلَيْنَٓا اِيَابَهُمْۙ ٢٥

İnne ileynâ iyâbehum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ ٢٦

Śumme inne ‘aleynâ hisâbehum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.

Muhtasar Tefsir

Gâşiye Sûresi hakkında

Âyet
26
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
68.
Kelime
92
Harf
380
Cüz
30.
Sayfa
591
Gaşiye suresi kaç ayettir?

Gâşiye Sûresi 26 âyettir.

Gaşiye suresi Mekki mi Medeni mi?

Gâşiye Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Gaşiye suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Gâşiye Sûresi, mushaf sıralamasında 88. sûredir; iniş sırasına göre 68. sûredir.

Gaşiye suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Gâşiye Sûresi 30. cüzde, mushafın 591. sayfasında başlar.

Surah Al-Ghashiyah in English · Ğaşiyə surəsi · Gʻoshiya surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma