Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ النازعات

Nâziât Sûresi

79. sûreMekkî46 âyetSayfa 582
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًاۙ ١

Ve-nnâzi’âti ġarkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,

Muhtasar Tefsir

وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًاۙ ٢

Ve-nnâşitâti neştân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Canları kolaylıkla alanlara and olsun,

Muhtasar Tefsir

وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًاۙ ٣

Ve-ssâbihâti sebhân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,

Muhtasar Tefsir

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًاۙ ٤

Fe-ssâbikâti sebkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

Muhtasar Tefsir

فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْرًاۢ ٥

Felmudebbirâti emrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ ٦

Yevme tercufu-rrâcifetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir sarsıntı sarsar.

Muhtasar Tefsir

تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ ٧

Tetbe’uhâ-rrâdifetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Peşinden bir diğeri gelir.

Muhtasar Tefsir

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ ٨

Kulûbun yevme-iżin vâcifetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün kalbler titrer.

Muhtasar Tefsir

اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ ٩

Ebsâruhâ ḣâşi’atun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanların gözleri yere döner.

Muhtasar Tefsir

يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِۜ ١٠

Yekûlûne e-innâ lemerdûdûne fî-lhâfirati

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"

Muhtasar Tefsir

ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةًۜ ١١

E-iżâ kunnâ ‘izâmen naḣiraten

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"

Muhtasar Tefsir

قَالُوا تِلْكَ اِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ ١٢

Kâlû tilke iżen kerratun ḣâsiratun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ ١٣

Fe-innemâ hiye zecratun vâhidetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ ١٤

Fe-iżâ hum bi-ssâhirati

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

Muhtasar Tefsir

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ١٥

Hel etâke hadîśu mûsâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

Muhtasar Tefsir

اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ ١٦

İż nâdâhu rabbuhu bilvâdi-lmukaddesi tuvân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:

Muhtasar Tefsir

اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ ١٧

İżheb ilâ fir’avne innehu taġâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."

Muhtasar Tefsir

فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ ١٨

Fekul hel leke ilâ en tezekkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"

Muhtasar Tefsir

وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ ١٩

Ve ehdiyeke ilâ rabbike fetaḣşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."

Muhtasar Tefsir

فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْكُبْرٰىۘ ٢٠

Fe-erâhu-l-âyete-lkubrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.

Muhtasar Tefsir

فَكَذَّبَ وَعَصٰىۘ ٢١

Fekeżżebe ve ’asâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ ٢٢

Śumme edbera yes’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Geri dönüp yürüdü.

Muhtasar Tefsir

فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ ٢٣

Fehaşera fenâdâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Adamlarını toplayıp seslendi:

Muhtasar Tefsir

فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ ٢٤

Fekâle enâ rabbukumu-l-a’lâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

Muhtasar Tefsir

فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ ٢٥

Fe-eḣażehuAllâhu nekâle-l-âḣirati vel-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟ ٢٦

İnne fî żâlike le’ibraten limen yaḣşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

Muhtasar Tefsir

ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠ ٢٧

E-entum eşeddu ḣalkan emi-ssemâuc benâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Muhtasar Tefsir

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ ٢٨

Rafe’a semkehâ fesevvâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Muhtasar Tefsir

وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ ٢٩

Ve aġtaşe leylehâ ve aḣrace duhâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

Muhtasar Tefsir

وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ ٣٠

Vel-arda ba’de żâlike dehâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ardından yeri düzenlemiştir.

Muhtasar Tefsir

اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰيهَاۖ ٣١

Aḣrace minhâ mâehâ vemer’âhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.

Muhtasar Tefsir

وَالْجِبَالَ اَرْسٰيهَاۙ ٣٢

Velcibâle ersâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dağları yerleştirmiştir.

Muhtasar Tefsir

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ ٣٣

Metâ’an lekum veli-en’âmikum

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ ٣٤

Fe-iżâ câeti-ttâmmetu-lkubrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ ٣٥

Yevme yeteżekkeru-l-insânu mâ se’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

Muhtasar Tefsir

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِمَنْ يَرٰى ٣٦

Ve burrizeti-lcahîmu limen yerâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.

Muhtasar Tefsir

فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ ٣٧

Fe-emmâ men taġâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Muhtasar Tefsir

وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ ٣٨

Ve âśera-lhayâte-ddunyâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ ٣٩

Fe-inne-lcahîme hiye-lme/vâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Muhtasar Tefsir

وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ ٤٠

Ve-emmâ men ḣâfe mekâme rabbihi ve nehâ-nnefse ‘ani-lhevâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

Muhtasar Tefsir

فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ ٤١

Fe-inne-lcennete hiye-lme/vâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

Muhtasar Tefsir

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ ٤٢

Yes-elûneke ‘ani-ssâ’ati eyyâne mursâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.

Muhtasar Tefsir

ف۪يمَ اَنْتَ مِنْ ذِكْرٰيهَاۜ ٤٣

Fîme ente min żikrâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nerde senden onu anlatması?

Muhtasar Tefsir

اِلٰى رَبِّكَ مُنْتَهٰيهَاۜ ٤٤

İlâ rabbike muntehâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onun bilgisi Rabbine aittir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشٰيهَاۜ ٤٥

İnnemâ ente munżiru men yaḣşâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.

Muhtasar Tefsir

كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا ٤٦

Ke-ennehum yevme yeravnehâ lem yelbeśû illâ ‘aşiyyeten ev duhâhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

Muhtasar Tefsir

Nâziât Sûresi hakkında

Âyet
46
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
81.
Kelime
179
Harf
772
Cüz
30.
Sayfa
582
Naziat suresi kaç ayettir?

Nâziât Sûresi 46 âyettir.

Naziat suresi Mekki mi Medeni mi?

Nâziât Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Naziat suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Nâziât Sûresi, mushaf sıralamasında 79. sûredir; iniş sırasına göre 81. sûredir.

Naziat suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Nâziât Sûresi 30. cüzde, mushafın 582. sayfasında başlar.

Surah An-Nazi'at in English · Naziat surəsi · Noziʼot surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma