Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الإنسان

İnsan Sûresi

76. sûreMedenî31 âyetSayfa 577
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـًٔا مَذْكُورًا ١

Hel etâ ‘alâ-l-insâni hînun mine-ddehri lem yekun şey-en meżkûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?

Muhtasar Tefsir

اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَل۪يهِ فَجَعَلْنَاهُ سَم۪يعًا بَص۪يرًا ٢

İnnâ ḣalaknâ-l-insâne min nutfetin emşâcin nebtelîhi fece’alnâhu semî’an basîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا ٣

İnnâ hedeynâhu-ssebîle immâ şâkiran ve-immâ kefûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.

Muhtasar Tefsir

اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ سَلَاسِلَا۬ وَاَغْلَالًا وَسَع۪يرًا ٤

İnnâ a’tednâ lilkâfirîne selâsile ve aġlâlen ve se’îrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًاۚ ٥

İnne-l-ebrâra yeşrabûne min ke/sin kâne mizâcuhâ kâfûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.

Muhtasar Tefsir

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْج۪يرًا ٦

‘Aynen yeşrabu bihâ ‘ibâduAllâhi yufeccirûnehâ tefcîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

Muhtasar Tefsir

يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَط۪يرًا ٧

Yûfûne bi-nneżri ve yeḣâfûne yevmen kâne şerruhu mustetîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.

Muhtasar Tefsir

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪ينًا وَيَت۪يمًا وَاَس۪يرًا ٨

Ve yut’imûne-tta’âme ‘alâ hubbihi miskînen ve yetîmen ve-esîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.

Muhtasar Tefsir

اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُورًا ٩

İnnemâ nut’imukum livechiAllâhi lâ nurîdu minkum cezâen velâ şukûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

Muhtasar Tefsir

اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَر۪يرًا ١٠

İnnâ neḣâfu min rabbinâ yevmen ‘abûsen kamtarîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

Muhtasar Tefsir

فَوَقٰيهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقّٰيهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًاۚ ١١

FevekâhumuAllâhu şerra żâlike-lyevmi ve lakkâhum nadraten ve surûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.

Muhtasar Tefsir

وَجَزٰيهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَر۪يرًاۙ ١٢

Ve cezâhum bimâ saberû cenneten ve harîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.

Muhtasar Tefsir

مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ لَا يَرَوْنَ ف۪يهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَر۪يرًاۚ ١٣

Mutteki-îne fîhâ ‘alâ-l-erâ-ikis lâ yeravne fîhâ şemsen velâ zemherîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.

Muhtasar Tefsir

وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْل۪يلًا ١٤

Ve dâniyeten ‘aleyhim zilâluhâ ve żullilet kutûfuhâ teżlîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.

Muhtasar Tefsir

وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَار۪يرَاۙ ١٥

Ve yutâfu ‘aleyhim bi-âniyetin min fiddatin ve ekvâbin kânet kavârîrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.

Muhtasar Tefsir

قَوَار۪يرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْد۪يرًا ١٦

Kavârîra min fiddatin kadderûhâ takdîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.

Muhtasar Tefsir

وَيُسْقَوْنَ ف۪يهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَب۪يلًاۚ ١٧

Ve yuskavne fîhâ ke/sen kâne mizâcuhâ zencebîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.

Muhtasar Tefsir

عَيْنًا ف۪يهَا تُسَمّٰى سَلْسَب۪يلًا ١٨

‘Aynen fîhâ tusemmâ selsebîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O pınara "Selsebil" denir.

Muhtasar Tefsir

وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۚ اِذَا رَاَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤً۬ا مَنْثُورًا ١٩

Ve yetûfu ‘aleyhim vildânun muḣalledûne iżâ raeytehum hasibtehum lu/lu-en menśûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا رَاَيْتَ ثَمَّ رَاَيْتَ نَع۪يمًا وَمُلْكًا كَب۪يرًا ٢٠

Ve-iżâ raeyte śemme raeyte na’îmen ve mulken kebîrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

Muhtasar Tefsir

عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَاِسْتَبْرَقٌۘ وَحُلُّٓوا اَسَاوِرَ مِنْ فِضَّةٍۚ وَسَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا ٢١

‘Âliyehum śiyâbu sundusin ḣudrun ve-istebrakuns ve hullû esâvira min fiddatin ve sekâhum rabbuhum şerâben tahûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ هٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَٓاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا۟ ٢٢

İnne hâżâ kâne lekum cezâen ve kâne sa’yukum meşkûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ تَنْز۪يلًاۚ ٢٣

İnnâ nahnu nezzelnâ ‘aleyke-lkur-âne tenzîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.

Muhtasar Tefsir

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ اٰثِمًا اَوْ كَفُورًاۚ ٢٤

Fasbir lihukmi rabbike velâ tuti’ minhum âśimen ev kefûrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.

Muhtasar Tefsir

وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَص۪يلًاۚ ٢٥

Veżkuri-sme rabbike bukraten ve asîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin adını sabah akşam an.

Muhtasar Tefsir

وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَو۪يلًا ٢٦

Ve mine-lleyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَٓاءَهُمْ يَوْمًا ثَق۪يلًا ٢٧

İnne hâulâ-i yuhibbûne-l’âcilete ve yeżerûne verâehum yevmen śekîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.

Muhtasar Tefsir

نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَٓا اَسْرَهُمْۚ وَاِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَٓا اَمْثَالَهُمْ تَبْد۪يلًا ٢٨

Nahnu ḣalaknâhum ve şedednâ esrahums ve-iżâ şi/nâ beddelnâ emśâlehum tebdîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ هٰذِه۪ تَذْكِرَةٌۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلًا ٢٩

İnne hâżihi teżkiratuns femen şâe-tteḣaże ilâ rabbihi sebîlân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.

Muhtasar Tefsir

وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۗ ٣٠

Vemâ teşâûne illâ en yeşâaAllâhuc innaAllâhe kâne ‘alîmen hakîmân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.

Muhtasar Tefsir

يُدْخِلُ مَنْ يَشَٓاءُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ وَالظَّالِم۪ينَ اَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ٣١

Yudḣilu men yeşâu fî rahmetihic ve-zzâlimîne e’adde lehum ‘ażâben elîmân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.

Muhtasar Tefsir

İnsan Sûresi hakkında

Âyet
31
İniş yeri
Medine
İniş sırası
98.
Kelime
243
Harf
1.078
Cüz
29.
Sayfa
577
İnsan suresi kaç ayettir?

İnsan Sûresi 31 âyettir.

İnsan suresi Mekki mi Medeni mi?

İnsan Sûresi Medine'de indirilmiş Medenî bir sûredir.

İnsan suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

İnsan Sûresi, mushaf sıralamasında 76. sûredir; iniş sırasına göre 98. sûredir.

İnsan suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

İnsan Sûresi 29. cüzde, mushafın 577. sayfasında başlar.

Surah Al-Insan in English · İnsan surəsi · Inson surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma