Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ المرسلات

Mürselât Sûresi

77. sûreMekkî50 âyetSayfa 579
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًاۙ ١

Velmurselâti ‘urfân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Muhtasar Tefsir

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًاۙ ٢

Fel’âsifâti ‘asfân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Muhtasar Tefsir

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًاۙ ٣

Ve-nnâşirâti neşrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Muhtasar Tefsir

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًاۙ ٤

Felfârikâti ferkân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Muhtasar Tefsir

فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًاۙ ٥

Felmulkiyâti żikrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Muhtasar Tefsir

عُذْرًا اَوْ نُذْرًاۙ ٦

‘Użran ev nużran

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Muhtasar Tefsir

اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ ٧

İnnemâ tû’adûne levâki’un

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Muhtasar Tefsir

فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ ٨

Fe-iżâ-nnucûmu tumiset

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yıldızların ışığı giderildiği zaman,

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ ٩

Ve-iżâ-ssemâu furicet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gök yarıldığı zaman,

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ ١٠

Ve-iżâ-lcibâlu nusifet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ ١١

Ve-iżâ-rrusulu ukkitet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;

Muhtasar Tefsir

لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ ١٢

Li-eyyi yevmin uccilet

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu, hangi güne bırakılmıştı?

Muhtasar Tefsir

لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ ١٣

Liyevmi-lfasli

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hüküm gününe bırakılmıştı.

Muhtasar Tefsir

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ ١٤

Vemâ edrâke mâ yevmu-lfasli

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ١٥

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ ١٦

Elem nuhliki-l-evvelîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ ١٧

Śumme nutbi’uhumu-l-âḣirîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

Muhtasar Tefsir

كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ ١٨

Keżâlike nef’alu bilmucrimîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Suçlulara böyle yaparız.

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ١٩

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, yalanlamış olanların vay haline!.

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ ٢٠

Elem naḣlukkum min mâ-in mehînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Muhtasar Tefsir

فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ ٢١

Fece’alnâhu fî karârin mekînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Muhtasar Tefsir

اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍۙ ٢٢

İlâ kaderin ma’lûmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Muhtasar Tefsir

فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ ٢٣

Fekadernâ feni’me-lkâdirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٢٤

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Muhtasar Tefsir

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتًاۙ ٢٥

Elem nec’ali-l-arda kifâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

Muhtasar Tefsir

اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتًاۙ ٢٦

Ahyâen ve emvâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

Muhtasar Tefsir

وَجَعَلْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتًاۜ ٢٧

Ve ce’alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḣâtin ve eskaynâkum mâen furâtân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٢٨

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların vay o gün haline!

Muhtasar Tefsir

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ ٢٩

İntalikû ilâ mâ kuntum bihi tukeżżibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"

Muhtasar Tefsir

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ ٣٠

İntalikû ilâ zillin żî śelâśi şu’abin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

Muhtasar Tefsir

لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ ٣١

Lâ zalîlin velâ yuġnî mine-llehebi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

Muhtasar Tefsir

اِنَّهَا تَرْم۪ي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِۚ ٣٢

İnnehâ termî bişerarin kelkasri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

Muhtasar Tefsir

كَاَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌۜ ٣٣

Ke-ennehu cimâletun sufrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٣٤

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların o gün vay haline!

Muhtasar Tefsir

هٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَۙ ٣٥

Hâżâ yevmu lâ yentikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu, onların konuşamayacakları gündür.

Muhtasar Tefsir

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ ٣٦

Velâ yu/żenu lehum feya’teżirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٣٧

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların o gün vay haline!

Muhtasar Tefsir

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِۚ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّل۪ينَ ٣٨

Hâżâ yevmu-lfaslis cema’nâkum vel-evvelîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."

Muhtasar Tefsir

فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ ٣٩

Fe-in kâne lekum keydun fekîdûni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ۟ ٤٠

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların o gün vay haline!.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ ٤١

İnne-lmuttekîne fî zilâlin ve ’uyûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.

Muhtasar Tefsir

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ ٤٢

Ve fevâkihe mimmâ yeştehûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.

Muhtasar Tefsir

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـًٔا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٤٣

Kulû veşrabû henî-en bimâ kuntum ta’melûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."

Muhtasar Tefsir

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ٤٤

İnnâ keżâlike neczî-lmuhsinîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٤٥

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline

Muhtasar Tefsir

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَل۪يلًا اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ ٤٦

Kulû ve temette’û kalîlen innekum mucrimûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٤٧

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Muhtasar Tefsir

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ ٤٨

Ve-iżâ kîle lehumu-rke’û lâ yerke’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.

Muhtasar Tefsir

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ٤٩

Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Muhtasar Tefsir

فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ ٥٠

Febi-eyyi hadîśin ba’dehu yu/minûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?

Muhtasar Tefsir

Mürselât Sûresi hakkında

Âyet
50
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
33.
Kelime
181
Harf
821
Cüz
29.
Sayfa
579
Mürselat suresi kaç ayettir?

Mürselât Sûresi 50 âyettir.

Mürselat suresi Mekki mi Medeni mi?

Mürselât Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Mürselat suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Mürselât Sûresi, mushaf sıralamasında 77. sûredir; iniş sırasına göre 33. sûredir.

Mürselat suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Mürselât Sûresi 29. cüzde, mushafın 579. sayfasında başlar.

Surah Al-Mursalat in English · Mürsəlat surəsi · Mursalot surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma