Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الطور

Tûr Sûresi

52. sûreMekkî49 âyetSayfa 522
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالطُّورِۙ ١

Ve-ttûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

وَكِتَابٍ مَسْطُورٍۙ ٢

Ve kitâbin mestûrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

ف۪ي رَقٍّ مَنْشُورٍۙ ٣

Fî rakkin menşûrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِۙ ٤

Velbeyti-lma’mûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِۙ ٥

Ve-ssakfi-lmerfû’i

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِۙ ٦

Velbahri-lmescûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌۙ ٧

İnne ‘ażâbe rabbike levâki’un

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

مَا لَهُ مِنْ دَافِعٍۙ ٨

Mâ lehu min dâfi’in

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ تَمُورُ السَّمَٓاءُ مَوْرًاۙ ٩

Yevme temûru-ssemâu mevrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Muhtasar Tefsir

وَتَس۪يرُ الْجِبَالُ سَيْرًاۜ ١٠

Vetesîru-lcibâlu seyrân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Muhtasar Tefsir

فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ ١١

Feveylun yevme-iżin lilmukeżżibîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي خَوْضٍ يَلْعَبُونَۢ ١٢

Elleżîne hum fî ḣavdin yel’abûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ يُدَعُّونَ اِلٰى نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّاۜ ١٣

Yevme yuda’’ûne ilâ nâri cehenneme da’’ân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

Muhtasar Tefsir

هٰذِهِ النَّارُ الَّت۪ي كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ ١٤

Hâżihi-nnâru-lletî kuntum bihâ tukeżżibûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

Muhtasar Tefsir

اَفَسِحْرٌ هٰذَٓا اَمْ اَنْتُمْ لَا تُبْصِرُونَ ١٥

Efesihrun hâżâ em entum lâ tubsirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.

Muhtasar Tefsir

اِصْلَوْهَا فَاصْبِرُٓوا اَوْ لَا تَصْبِرُواۚ سَوَٓاءٌ عَلَيْكُمْۜ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ١٦

İslevhâ fasbirû ev lâ tasbirû sevâun ‘aleykums innemâ tuczevne mâ kuntum ta’melûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَنَع۪يمٍۙ ١٧

İnne-lmuttekîne fî cennâtin vena’îmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

Muhtasar Tefsir

فَاكِه۪ينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۚ وَوَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِ ١٨

Fâkihîne bimâ âtâhum rabbuhum ve vakâhum rabbuhum ‘ażâbe-lcahîmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

Muhtasar Tefsir

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـًٔا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ ١٩

Kulû veşrabû henî-en bimâ kuntum ta’melûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.

Muhtasar Tefsir

مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍۚ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍ ٢٠

Mutteki-îne ‘alâ sururin masfûfetins ve zevvecnâhum bihûrin ‘înin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.

Muhtasar Tefsir

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِا۪يمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَٓا اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَيْءٍۜ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَه۪ينٌ ٢١

Velleżîne âmenû vettebe’at-hum żurriyyetuhum bi-îmânin elhaknâ bihim żurriyyetehum vemâ eletnâhum min ‘amelihim min şey-/inc kullu-mri-in bimâ kesebe rahînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.

Muhtasar Tefsir

وَاَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ ٢٢

Ve emdednâhum bifâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.

Muhtasar Tefsir

يَتَنَازَعُونَ ف۪يهَا كَأْسًا لَا لَغْوٌ ف۪يهَا وَلَا تَأْث۪يمٌ ٢٣

Yetenâze’ûne fîhâ ke/sen lâ laġvun fîhâ velâ te/śîmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.

Muhtasar Tefsir

وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُمْ كَاَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ۬ مَكْنُونٌ ٢٤

Ve yetûfu ‘aleyhim ġilmânun lehum ke-ennehum lu/lu-un meknûnun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.

Muhtasar Tefsir

وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ ٢٥

Ve akbele ba’duhum ‘alâ ba’din yetesâelûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Birbirlerine dönüp soruşurlar:

Muhtasar Tefsir

قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا قَبْلُ ف۪ٓي اَهْلِنَا مُشْفِق۪ينَ ٢٦

Kâlû innâ kunnâ kablu fî ehlinâ muşfikîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.

Muhtasar Tefsir

فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا وَوَقٰينَا عَذَابَ السَّمُومِ ٢٧

FemennaAllâhu ‘aleynâ ve vakânâ ‘ażâbe-ssemûmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.

Muhtasar Tefsir

اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّح۪يمُ۟ ٢٨

İnnâ kunnâ min kablu ned’ûhus innehu huve-lberru-rrahîmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.

Muhtasar Tefsir

فَذَكِّرْ فَمَٓا اَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍۜ ٢٩

Feżekkir femâ ente bini’meti rabbike bikâhinin velâ mecnûnin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.

Muhtasar Tefsir

اَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِه۪ رَيْبَ الْمَنُونِ ٣٠

Em yekûlûne şâ’irun neterabbesu bihi raybe-lmenûni

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz."

Muhtasar Tefsir

قُلْ تَرَبَّصُوا فَاِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّص۪ينَۜ ٣١

Kul terabbesû fe-innî me’akum mine-lmuterabbisîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim."

Muhtasar Tefsir

اَمْ تَأْمُرُهُمْ اَحْلَامُهُمْ بِهٰذَٓا اَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَۚ ٣٢

Em te/muruhum ahlâmuhum bihâżâc em hum kavmun tâġûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler?

Muhtasar Tefsir

اَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۚ بَلْ لَا يُؤْمِنُونَۚ ٣٣

Em yekûlûne tekavvelehu bel lâ yu/minûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar.

Muhtasar Tefsir

فَلْيَأْتُوا بِحَد۪يثٍ مِثْلِه۪ٓ اِنْ كَانُوا صَادِق۪ينَۜ ٣٤

Felye/tû bihadîśin miślihi in kânû sâdikîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler.

Muhtasar Tefsir

اَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ اَمْ هُمُ الْخَالِقُونَۜ ٣٥

Em ḣulikû min ġayri şey-in em humu-lḣâlikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir?

Muhtasar Tefsir

اَمْ خَلَقُوا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ بَلْ لَا يُوقِنُونَۜ ٣٦

Em ḣalekû-ssemâvâti vel-ardac bel lâ yûkinûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar.

Muhtasar Tefsir

اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَبِّكَ اَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَۜ ٣٧

Em ‘indehum ḣazâ-inu rabbike em humu-lmusaytirûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler?

Muhtasar Tefsir

اَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ ف۪يهِۚ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۜ ٣٨

Em lehum sullemun yestemi’ûne fîhis felye/ti mustemi’uhum bisultânin mubînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.

Muhtasar Tefsir

اَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَۜ ٣٩

Em lehu-lbenâtu ve lekumu-lbenûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi?

Muhtasar Tefsir

اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۜ ٤٠

Em tes-eluhum ecran fehum min maġramin muśkalûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

Muhtasar Tefsir

اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَۜ ٤١

Em ‘indehumu-lġaybu fehum yektubûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar?

Muhtasar Tefsir

اَمْ يُر۪يدُونَ كَيْدًاۜ فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَك۪يدُونَۜ ٤٢

Em yurîdûne keydâens felleżîne keferû humu-lmekîdûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir.

Muhtasar Tefsir

اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ٤٣

Em lehum ilâhun ġayruAllâhic subhânaAllâhi ‘ammâ yuşrikûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir.

Muhtasar Tefsir

وَاِنْ يَرَوْا كِسْفًا مِنَ السَّمَٓاءِ سَاقِطًا يَقُولُوا سَحَابٌ مَرْكُومٌ ٤٤

Ve-in yerav kisfen mine-ssemâ-i sâkitan yekûlû sehâbun merkûmun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler.

Muhtasar Tefsir

فَذَرْهُمْ حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي ف۪يهِ يُصْعَقُونَۙ ٤٥

Feżerhum hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî fîhi yus’akûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.

Muhtasar Tefsir

يَوْمَ لَا يُغْن۪ي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۜ ٤٦

Yevme lâ yuġnî ‘anhum keyduhum şey-en velâ hum yunsarûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler.

Muhtasar Tefsir

وَاِنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا عَذَابًا دُونَ ذٰلِكَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٤٧

Ve-inne lilleżîne zalemû ‘ażâben dûne żâlike velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler.

Muhtasar Tefsir

وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ ٤٨

Vasbir lihukmi rabbike fe-inneke bi-a’yuninâs ve sebbih bihamdi rabbike hîne tekûmu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et;

Muhtasar Tefsir

وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ ٤٩

Vemine-lleyli fesebbihhu ve-idbâra-nnucûmi

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et.

Muhtasar Tefsir

Tûr Sûresi hakkında

Âyet
49
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
76.
Kelime
312
Harf
1.305
Cüz
27.
Sayfa
522
Tur suresi kaç ayettir?

Tûr Sûresi 49 âyettir.

Tur suresi Mekki mi Medeni mi?

Tûr Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Tur suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Tûr Sûresi, mushaf sıralamasında 52. sûredir; iniş sırasına göre 76. sûredir.

Tur suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Tûr Sûresi 27. cüzde, mushafın 522. sayfasında başlar.

Surah At-Tur in English · Tur surəsi · Tur surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma