Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ النجم

Necm Sûresi

53. sûreMekkî62 âyetSayfa 525
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ ١

Ve-nnecmi iżâ hevâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Batmakta olan yıldıza and olsun ki,

Muhtasar Tefsir

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ ٢

Mâ dalle sâhibukum vemâ ġavâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.

Muhtasar Tefsir

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ ٣

Vemâ yentiku ‘ani-lhevâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

O, kendiliğinden konuşmamaktadır.

Muhtasar Tefsir

اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ ٤

İn huve illâ vahyun yûhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.

Muhtasar Tefsir

عَلَّمَهُ شَد۪يدُ الْقُوٰىۙ ٥

‘Allemehu şedîdu-lkuvâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

Muhtasar Tefsir

ذُو مِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ ٦

Żû mirratin festevâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

Muhtasar Tefsir

وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىۜ ٧

Ve huve bil-ufuki-l-a’lâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ ٨

Śumme denâ fetedellâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yaklaşmış ve inmiştir.

Muhtasar Tefsir

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ ٩

Fekâne kâbe kavseyni ev ednâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.

Muhtasar Tefsir

فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِه۪ مَٓا اَوْحٰىۜ ١٠

Fe-evhâ ilâ ‘abdihi mâ evhâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.

Muhtasar Tefsir

مَا كَذَبَ الْفُؤٰادُ مَا رَاٰى ١١

Mâ keżebe-lfu-âdu mâ raâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.

Muhtasar Tefsir

اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا يَرٰى ١٢

Efetumârûnehu ‘alâ mâ yerâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?

Muhtasar Tefsir

وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ ١٣

Ve lekad raâhu nezleten uḣrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

Muhtasar Tefsir

عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى ١٤

‘İnde sidrati-lmuntehâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

Muhtasar Tefsir

عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوٰىۜ ١٥

‘İndehâ cennetu-lme/vâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Orada Me'va cenneti vardır.

Muhtasar Tefsir

اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰىۙ ١٦

İż yaġşâ-ssidrate mâ yaġşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sidre'yi bürüyen bürüyordu.

Muhtasar Tefsir

مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى ١٧

Mâ zâġa-lbasaru vemâ taġâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.

Muhtasar Tefsir

لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرٰى ١٨

Lekad raâ min âyâti rabbihi-lkubrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.

Muhtasar Tefsir

اَفَرَاَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزّٰىۙ ١٩

Eferaeytumu-llâte vel’uzzâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

Muhtasar Tefsir

وَمَنٰوةَ الثَّالِثَةَ الْاُخْرٰى ٢٠

Ve menâte-śśâliśete-l-uḣrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

Muhtasar Tefsir

اَلَكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْاُنْثٰى ٢١

Elekumu-żżekeru ve lehu-l-unśâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?

Muhtasar Tefsir

تِلْكَ اِذًا قِسْمَةٌ ض۪يزٰى ٢٢

Tilke iżen kismetun dîzâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse bu haksız bir paylaşma;

Muhtasar Tefsir

اِنْ هِيَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىۜ ٢٣

İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelaAllâhu bihâ min sultâninc in yettebi’ûne illâ-zzanne vemâ tehvâ-l-enfusus ve lekad câehum min rabbihimu-lhudâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.

Muhtasar Tefsir

اَمْ لِلْاِنْسَانِ مَا تَمَنّٰىۘ ٢٤

Em lil-insâni mâ temennâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?

Muhtasar Tefsir

فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُو۫لٰى۟ ٢٥

FeliAllâhi-l-âḣiratu vel-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.

Muhtasar Tefsir

وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْن۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْضٰى ٢٦

Ve kem min melekin fî-ssemâvâti lâ tuġnî şefâ’atuhum şey-en illâ min ba’di en ye/żenaAllâhu limen yeşâu ve yerdâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ الْاُنْثٰى ٢٧

İnne-lleżîne lâ yu/minûne bil-âḣirati leyusemmûne-lmelâ-ikete tesmiyete-l-unśâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.

Muhtasar Tefsir

وَمَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّۚ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۚ ٢٨

Vemâ lehum bihi min ‘ilmins in yettebi’ûne illâ-zzannes ve-inne-zzanne lâ yuġnî mine-lhakki şey-ân

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.

Muhtasar Tefsir

فَاَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلّٰى عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ اِلَّا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۜ ٢٩

Fea’rid ‘an men tevellâ ‘an żikrinâ velem yurid illâ-lhayâte-ddunyâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.

Muhtasar Tefsir

ذٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدٰى ٣٠

Żâlike meblaġuhum mine-l’ilmic inne rabbeke huve a’lemu bimen dalle ‘an sebîlihi ve huve a’lemu bimeni-htedâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.

Muhtasar Tefsir

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۙ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اَسَٓاؤُ۫ا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا بِالْحُسْنٰىۚ ٣١

VeliAllâhi mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardi liyecziye-lleżîne esâû bimâ ‘amilû ve yecziye-lleżîne ahsenû bilhusnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَۜ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِۜ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْۚ فَلَا تُزَكُّٓوا اَنْفُسَكُمْۜ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى۟ ٣٢

Elleżîne yectenibûne kebâ-ira-l-iśmi velfevâhişe illâ-llememec inne rabbeke vâsi’u-lmaġfiratic huve a’lemu bikum iż enşeekum mine-l-ardi ve-iż entum ecinnetun fî butûni ummehâtikums felâ tuzekkû enfusekums huve a’lemu bimeni-ttekâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

Muhtasar Tefsir

اَفَرَاَيْتَ الَّذ۪ي تَوَلّٰىۙ ٣٣

Eferaeyte-lleżî tevellâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

Muhtasar Tefsir

وَاَعْطٰى قَل۪يلًا وَاَكْدٰى ٣٤

Ve a’tâ kalîlen ve ekdâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

Muhtasar Tefsir

اَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرٰى ٣٥

E’indehu ‘ilmu-lġaybi fehuve yerâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?

Muhtasar Tefsir

اَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا ف۪ي صُحُفِ مُوسٰىۙ ٣٦

Em lem yunebbe/ bimâ fî suhufi mûsâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

Muhtasar Tefsir

وَاِبْرٰه۪يمَ الَّذ۪ي وَفّٰىۙ ٣٧

Ve-ibrâhîme-lleżî veffâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

Muhtasar Tefsir

اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۙ ٣٨

Ellâ teziru vâziratun vizra uḣrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;

Muhtasar Tefsir

وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ ٣٩

Ve-en leyse lil-insâni illâ mâ se’â

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İnsan ancak çalıştığına erişir.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ ٤٠

Ve enne sa’yehu sevfe yurâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onun çalışması şüphesiz görülecektir.

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ يُجْزٰيهُ الْجَزَٓاءَ الْاَوْفٰىۙ ٤١

Śumme yuczâhu-lcezâe-l-evfâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّ اِلٰى رَبِّكَ الْمُنْتَهٰىۙ ٤٢

Ve enne ilâ rabbike-lmuntehâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu son varış Rabbinedir.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰىۙ ٤٣

Ve ennehu huve edhake ve ebkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَاۙ ٤٤

Ve ennehu huve emâte ve ahyâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ ٤٥

Ve ennehu ḣaleka-zzevceyni-żżekera vel-unśâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

Muhtasar Tefsir

مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْنٰىۖ ٤٦

Min nutfetin iżâ tumnâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّ عَلَيْهِ النَّشْاَةَ الْاُخْرٰىۙ ٤٧

Ve enne ‘aleyhi-nneş-ete-l-uḣrâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰىۙ ٤٨

Ve ennehu huve aġnâ ve aknâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرٰىۙ ٤٩

Ve ennehu huve rabbu-şşi’râ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَاَنَّهُٓ اَهْلَكَ عَادًاۨ الْاُو۫لٰىۙ ٥٠

Ve ennehu ehleke ‘âdenil-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَثَمُودَا۬ فَمَٓا اَبْقٰىۙ ٥١

Ve śemûde femâ ebkâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.

Muhtasar Tefsir

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ اَظْلَمَ وَاَطْغٰىۜ ٥٢

Ve kavme nûhin min kablus innehum kânû hum azleme ve atġâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.

Muhtasar Tefsir

وَالْمُؤْتَفِكَةَ اَهْوٰىۙ ٥٣

Velmu/tefikete ehvâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.

Muhtasar Tefsir

فَغَشّٰيهَا مَا غَشّٰىۚ ٥٤

Feġaşşâhâ mâ ġaşşâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.

Muhtasar Tefsir

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكَ تَتَمَارٰى ٥٥

Febi-eyyi âlâ-i rabbike tetemârâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?

Muhtasar Tefsir

هٰذَا نَذ۪يرٌ مِنَ النُّذُرِ الْاُو۫لٰى ٥٦

Hâżâ neżîrun mine-nnużuri-l-ûlâ

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.

Muhtasar Tefsir

اَزِفَتِ الْاٰزِفَةُۚ ٥٧

Ezifeti-l-âzifetu

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.

Muhtasar Tefsir

لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ كَاشِفَةٌ ٥٨

Leyse lehâ min dûniAllâhi kâşifetun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.

Muhtasar Tefsir

اَفَمِنْ هٰذَا الْحَد۪يثِ تَعْجَبُونَۙ ٥٩

Efemin hâżâ-lhadîśi ta’cebûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bu söze mi şaşıyorsunuz?

Muhtasar Tefsir

وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَۙ ٦٠

Ve tadhakûne velâ tebkûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.

Muhtasar Tefsir

وَاَنْتُمْ سَامِدُونَ ٦١

Ve entum sâmidûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Habersiz oyalanmaktasınız.

Muhtasar Tefsir

فَاسْجُدُوا لِلّٰهِ وَاعْبُدُوا ۩ ٦٢ ۩

Fescudû liAllâhi va’budû

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin.

Muhtasar Tefsir

Necm Sûresi hakkında

Âyet
62
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
23.
Kelime
360
Harf
1.422
Cüz
27.
Sayfa
525
Necm suresi kaç ayettir?

Necm Sûresi 62 âyettir.

Necm suresi Mekki mi Medeni mi?

Necm Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Necm suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Necm Sûresi, mushaf sıralamasında 53. sûredir; iniş sırasına göre 23. sûredir.

Necm suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Necm Sûresi 27. cüzde, mushafın 525. sayfasında başlar.

Surah An-Najm in English · Nəcm surəsi · Najm surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma